Divanü Lügati't Türk İndeksi A
|
DİVÂNÜ LÜGATİ'T TÜRK İNDEKSİ
A
|
|
DİVANÜ LÜGATİ'T TÜRK |
BUGÜNKÜ TÜRKİYE TÜRKÇESİ |
|
a |
şaşalamayı anlatan bir edat·
I, 39 |
|
aba |
ayı· I, 86
|
|
aba |
baba· I, 86
|
|
aba |
ana· I, 86 bkz> ana, apa
|
|
aba başı |
dağlarda yetişip dağlıların
yediği hıyar gibi dikenli bir ot; yer mürveri, Cannabis sativa. I, 86
|
|
abaçı |
umacı, bununla çocuklar
korkutulur; ağır basma, kâbus· I, 136 |
|
abakı |
bostan korkuluğu, I, 136
|
|
abalı |
bir şeyi az görme ve azımsama
zamanında söylenen kelime· I, 137 |
|
abarÑ |
"eğer" anlamına şart edatı, I,
134, 399, 442; II, 209 |
|
abıdmak |
gizlemek, saklamak· I, 216 bkz>abıtmak
|
|
abımak |
gizlemek, örtmek. III, 250
|
|
abıtgan |
daima gizleyen, saklayan· I,
154 |
|
abıtmak |
gizlemek, saklamak, örtülmek·
I, 206, 216 bkz> |
|
abıdmak aç |
aç, karnı tok olmayan, I, 75,
79, 387, 452. 453, 517; II, 227 |
|
aç |
çağırma, ünde, ünlem edatı· I,
35 |
|
açı |
yaşlı kadın, hanım nine· I, 87
bkz> eçi |
|
açıg |
nimet içinde yaşayış, I, 63
|
|
açıg |
hanın bahşışı· I, 63
|
|
açıg |
acı, acı olan her nesne; ekşi·
I, 63, 279; II, 75, 299, 311; III, 272 |
|
açıglıg |
bolluk içerisinde bulunan
(kimse)· I, 147 |
|
açıglıg |
ekşili, içine konanı ekşiten,
I, 147 bkz>açıglık § açıglıg küp; içine konanı ekşiten küp, içinde ekşi
bulunan küp·.I, 147 |
|
açıklıg tutmak |
iyi gıdalar ile beslemek· I,
63 , |
|
açıglık |
acılık· I, 150 bkz> açıglıg
|
|
açıgsamak |
canı ekşi istemek· I, 279,
302 |
|
açıgsımak |
ekşimek, acılaşmak· I, 282
|
|
açık |
büyük kardeş, I, 64
|
|
açıkmak |
acıkmak· I, 21, 190
|
|
açılmak |
açılmak· I, 193, 194; II, 71,
122 bkz> açlınmak |
|
açımak |
ekşimek, (yara, vücut) acımak·
III, 252 |
|
açınmak |
doyumluk ve yem vermek,
açınmak; açılmak; açar gibi görünmek. I, 199, 200 |
|
açışmak |
açmakta yardım ve yarış etmek·
I, 180 |
|
açışmak |
ekşimek, acılaşmak· I, 180
|
|
açıtgan |
daima ekşiten, acıtan,
ekşitgen· I, 154 |
|
açıtmak |
ekşitmek; acıtmak, I, 207
|
|
açlık |
açlık· I, 114
|
|
açlınmak |
açılmak· I, 256, bkz> açılmak
|
|
açlışmak |
açılmak .I, 239
|
|
açmak |
açmak; aramak; fethetmek, I,
163, 354, 358; II, 188; III, 18, 217, 234, 235 |
|
açmak |
karnı acıkmak· I, 172, 283
|
|
açsamak |
açmak istemek, I, 276
|
|
açturmak |
açtırmak, I, 218
|
|
açuk |
açık, I, 64, 94
|
|
açuklug |
koçak, huyu güzel· I, 147
|
|
açukluk(g) |
açıklık, I, 150, § yüz
açuklugı; yüz gülümseyişi· ı, 150 § kapug açuklugı; kapı açıklıgı. I, 150
|
|
açurgan |
çok acıktıran, çabuk
acıktıran., I, 156; III, 68 |
|
açurmak |
acıktırmak, aç bırakmak. I,
268 |
|
adaklık |
üzüm çardaklarına ayak
yapılacak ağaç· I, 149 |
|
adaş |
arkadaş, dost· I, 61, bkz>
adaş· |
|
adaşlık |
dostluk, arkadaşlık; sadakat·
I, 149 |
|
adguk |
kim olduğu belli olmayan
sığıntı adam· I, 99 bkz> aduk, aduk, agduk |
|
adın |
başka, diger, ayrı· I, 45, 76,
98; III, 151, 222 bkz> adın, adruk, ayruk, edin |
|
aduk |
tanınmayan, bilinmeyen· I, 65
bkz> adguk, aduk, agduk |
|
ad |
ipekli kumaş ve benzeri glbi
dokuma cinsinden sanat eseri olan her şey· I, 79, bkz> ed,
|
|
ad |
iyilik ve uğur belgisi· I, 79
|
|
adak |
ayak· I, 32, 53, 59, 65, 84.
165, 181, 182. 241, 268, 342, 353, 361, 380, 382, 522; II.II,16,112,131.137,142,
146, 158, 190. 195, 209, 215. 247, 327, 364; III, 97, 276, 280, 288, 296,
307, 337, 421,430, 435 bkz> ayak, azak |
|
adaklamak |
ayağa vurmak· I, 304
|
|
adaklanmak |
ayaklanmak, ayak sahibl
olmak·I, 293, 294 |
|
adaklıg |
ayaklı· I, 147
|
|
adaş |
arkadaş, dost· I, 155 bkz>
adaş |
|
ad bolmak |
iyilik getirmek· , 79
|
|
adgır |
aygır·I, 18, 95, 152, 188,
234, 236; II. 96, 109,153, bkz> aygır § ögütlüg adgır; dişisi bulunan aygır,
I, 52 |
|
adgırak |
kulakları ak, vücudunun öbür
tarafları kara olan erkek geyik; dağ keçisi tekesi·1, 144
|
|
adgırlanmak |
aygırlaşnnak; aygır bulmak· I,
313 |
|
adıg |
ayık· I, 63 § esrük adıg;
sarhoş ayık· I, 63 |
|
adıg |
ayı· I, 63, 84, 332 bkz> ayıg·
|
|
adıglıg |
ayısı çok olan· I, 147
|
|
adıg merdegi |
ayı yavrusu·I, 480
|
|
adıklamak |
şaşalamak·III, 339 bkz>
aduklamak· |
|
adılmak |
ayılmak,I, 194
|
|
adın |
başka, diğer, ayrı,I, 45, 76,
98; III, 151, 222 bkz> adın, adrıık, ayruk, edin |
|
adırmak |
ayırmak· III, 228 bkz> edirmek,
ödürmek, ödürmek, udurmak, üdürmek· |
|
adışmak |
apışmak, ayrılmak. I, 181
|
|
adma |
bırakılan, salıverilen, başı
bo;· I, 129 § adma yılkı; yaşlı olduğundan yük vurulmayan hayvan· I, 129
|
|
adnagu |
yabancı, başkası· III, 68
|
|
adnamak |
değişmek; bozulmak· I, 288
|
|
adrı |
buğday temizlemek için
kullanılan araç,yaba, çatal, çatal değnek· I, 126;II, 22, 331
|
|
adrı butlug |
bacakları açık kişi, eğri
bacak, I,126 |
|
adrık |
ayrık otu, Cynodon dactylon.
I, 98, 113 bkz> ayrık |
|
adrılmak |
ayrılmak·I, 247
|
|
adrım |
eğerin altına iki yana konan
keçe, teyelti I, 107 |
|
adrış |
ayrılış, ikiye ayrılan yolun
başı· I, 96 |
|
adrışmak |
ayrışmak, birbirinden
ayrılmak· I, 233, 234, 270. bkz> ayrışmak |
|
adruk |
başka, ayrı· I, 98 bkz> adın,
adın, ayruk, edin |
|
aduk |
tanınmayan, bilinnneyen, I. 65
bkz> agduk, aduk, adguk |
|
aduklamak |
tanınmamak, garip görmek,
yadırgamak·I, 304 bkz> adıklamak |
|
adut |
avuç·I, 50, 83 bkz> avut
|
|
adutlamak |
avuçlamak·I, 298, 299
|
|
afılgu |
bir deniz ağacı·III, 146 bkz>
awılku |
|
aftabı |
kova·I, 432
|
|
ag |
iki bacak arasındaki boşluk·I,
80 |
|
agan er |
genizden laf söyleyen insan,
genzek·I, 77 |
|
agartgu |
Şerbet gibi buğdaydan yapılan
içki, bir çeşit buğday birası·III, 442 |
|
agduk |
bozuk, belirsiz, değişik·I, 65
bkz> aduk, aduk, adguk § agduk (kişi); kim olduğu belli olmayan sığınti
(adam)·I, 99 |
|
agı |
ipek kumaş (altın veya gümüşle
işlenmiş sırmalı).I, 89;II, 153 |
|
agıcı |
ipek kumaşları muhafaza eden
kimse,hazinedar.I, 89, 136 |
|
agıl |
ağıl, koyun yatağı; koyun
plsliği. I, 65, 73 |
|
agım |
çıkım, yükselim· I, 75
|
|
agır |
ağır· I, 52, 53, 99; III, 68,
247 |
|
agırlalmak |
ikram olunmak· III, 344 bkz>
agırlanmak |
|
agırlamak |
ağırlamak, ikram ve ihsan
etmek, I, 53, 106, 300, 301; III, 344, 347 |
|
agırlanmak |
ağırlanmak, ikram edllmek;
pahalı bulunmak·I, 291, 292;III, 344 bkz> agırlalmak |
|
agırlıg |
ağırlanan;·I, 45, 146 §
agırlıg kişi; ağırlanan adam· I, 52 |
|
agırlık |
ikram ağırlayış· I, 114
|
|
agış |
yükseliş, ;ıkı;·I, 61
|
|
agışmak |
yükseli;mek, çıkıçmak,
çıkmakta yarış etmek, artırışmak; koğmakta yarış etmek·I, 185
|
|
agıtgan |
daima çıkartan, yükselten· I,
155,156 |
|
agıtmak |
çıkarmak, yükseltmek·I, 212
|
|
agız |
agız· I, 43, 55, 129, 193,
195, 383; II. 6, 26, 175, 188;III, 102, 110, 247, 257, 339
|
|
agızlamak |
ağza vurmak; ağız açmak·I,
302 |
|
aglak |
ıssız, çorak, oturulmayan yer,
boş.,I, 119, 468 § aglak yér; boş yer· II. 365 |
|
aglamak |
yalnız olmak, bo; olmak,III,
258 |
|
aglatmak |
savmak, uzaklaştırmak,
ıraklaştırmak, boşaltmak,I, 265;III, 365 |
|
agmak |
çıkmak, belirmek; aşmak,
yükselınek, ağmak; değişmek, başkala;mak, bozulmak, meyletmek, dönmek·I,
65,167,173, 309, 354; II, 43, 50, 61, 67, 68; III, 183, 219, 327
|
|
agnamak |
(hayvanlar) yatıp debelenmek;
kekemeleşmek, dili tutulmak· I, 289 |
|
agnatmak |
(hayvanları) yatırıp
debelendlrmek; dili buruşturmak, dili ağırla;tırmak·I, 267
|
|
agrıg |
ağrı·I, 98
|
|
agrıkanmak |
ağrısından şikâyet etmek·I,
213 |
|
agrımak |
ağrımak,I, 46, 273, 274;III,
169 |
|
agrınmak |
ağrımak, acı duymak· I, 252
|
|
agrışmak |
ağrışmak, sızlaşmak, I, 235
|
|
agrıtmak |
ağrıtmak· I, 261
|
|
agrug süñügi |
omurga kemiklerinin önce
geleni, birincisi, ilki,I, 98 |
|
agruk |
pılı pırtı, ağırlık, yük·I,
99;III, 68 |
|
agruklanmak |
(bir iş veya yükü) ağırsınmak,
ağır saymak·I, 313 |
|
agrumak |
ağırlaşmak· I, 273
|
|
agsamak |
(çıkmak, yükselmek, ağmak)
istemek, I, 277 |
|
agtarılmak |
yere vurulmak, sarsılmak·I,
246 bkz> agtılmak |
|
agtarmak |
aktarınak, devirmek, yenmek·II,
74 bkz> axtarmak |
|
agtılmak |
yere vurulmak, sarsılmak,I,
246 bkz> agtarılmak |
|
agu |
agı, zehir,I, 89;III, 339
|
|
aguj |
ağız, memeli hayvanların
doğurduğu zaman verdigi ilk süt·I, 55 bkz> aguz |
|
agujlug |
agzı, ilk sütü bulunan kişi,I,
146 |
|
agukmak |
agılanmak. I, 191
|
|
agulamak |
ağılamak,I, 310
|
|
ağurşak |
ağırşak,I, 149
|
|
aguz |
agız, memeli hayvanların
doğurduğu zaman verdigi ilk süt· I, 55 bkz> aguj |
|
axlamak |
göğüs geçirmek, ahlamak III,
118 |
|
axsak |
aksak, topal,I, 119
|
|
axsak buxsak |
topal ve çolaklar için
söylenir. I, 465 |
|
axsamak |
aksamak, topallamak.I, 276
|
|
axsatmak |
aksatmak,I, 262
|
|
axsum |
sarhoşlukta kavga eden·I, 116
bkz>axsuñ |
|
axsuñ |
sarhoşlukta kavga eden· I, 116
bkz>axsum |
|
axşam |
akşam, I, 107
|
|
axtarmak |
aktarmak,I, 219, 516 bkz>
agtarmak |
|
ajmuk |
ak ;ap,I, 99 bkz> ıjmaklanmak·
§ ajmuk taz; başı şapla sıvanmış gibi kel I, 99 |
|
ajun |
dünya, âlem·I, 41, 77, 160,
179, 407, 420,463;II, 228, 283, 303, 335; III, 41, 52, 288, 303. 378 § bu
ajun |
|
ak |
ak, beyaz,I, 81, 134, 258; III,
39 bkz> örüñ, ürüñ § ak at; boz renkli at· I, 81 |
|
aka turmak |
akıp durmak·I, 73
|
|
akılık |
seleklik, cömertlik. III, 172
|
|
akılmak |
şaşırtmak, şaşalatmak· I, 39
|
|
akım |
akım, bir defada akacak kadar
olan· I, 75 |
|
akın |
sel, akıntı. I, 15, 77, 96,
156, 212, 377; III, 39, 61, 398 § munduz akın; birden bire gelen sel, deli
sel·I, 77 § akın munduzı; deli sel·I, 96 |
|
akınçı |
akıncı, geceleyin düşmanı
basan asker, 1, 77, 134, 212 |
|
akındı |
akıntı |
|
akışmak |
akışmak· I, 186
|
|
akıtgan |
akıtan· I, 156
|
|
akıtmak |
akıtmak; göndermek·I, 212
|
|
akıyagak |
iç ceviz, iyi ceviz, I, 90
|
|
aklışmak |
akı;mak· I, 88, 241
|
|
akmak |
akmak,I, 15. 96, 168, 343,
377;II, 19, 45, 128, 228; III, 3, 39, 127, 159, 325. 398
|
|
akru |
yavaş· I, 114 bkz> akrun·
|
|
akru akru |
yavaş yavaş· I, 114
|
|
akrun |
yavaş·III, 361 bkz> akru
|
|
ak sakal |
saçı sakalı ağarmı;, kocalmış·
I, 81 |
|
akturmak |
aktırmak, akıtmak, I, 222; III,
17 |
|
akur |
ahır,I, 7 |
|
al |
hile, al,I, 63, 81; II, 289;
III, 412 bkz> yap, yup |
|
al |
hanlara bayrak, devlet
adamlarının atlarına eğer örtüsü yapılan turuncu ipek kumaş, I, 81
|
|
al |
al renk, III, 162
|
|
ala |
"acele etmeme" anlamına bir
kelime·I, 92;III, 26 |
|
ala |
ala, alaca; ala tenli, alaca
tenli ki;l kl bir çeşit derí hastalığından vücudunda alacalar olur, apraşlık.I,
81, 91 § ala at; alaca renkli, ala, kır at· I, 81 |
|
ala |
insanın içinde olan gizli
;eyler· I, 425 |
|
alaçu |
alaçuk, çadır· I, 136
|
|
alaçulanmak |
alaçuk edinmek· III, 205
|
|
alañ |
alan, düz vé açık yer,I, 135
bkz> añıl § alañ yazı; düz ova· I, 135 |
|
alañır |
geleni, tarla faresl·I, 161
|
|
alarmak |
kamaşmak (göz); kızarmak, al
olmak, ala olmak, alacalaşmak, I, 179 |
|
alartmak |
belertmek (göz), yan bakmak·
III, 428 |
|
alavan |
timsah· I, 140
|
|
alçak |
yumuşak huylu, ince ki;i,
uslu· I, 41,100 |
|
aldamak |
aldatmak·I, 273, 472 alduzmak
malını elinden aldırmak, soyulmak·II 87 |
|
algu |
alacak·I, 341
|
|
alıg |
kötü, fena, alık,I, 64, 384
|
|
alıgsamak |
almak istemek·I, 281 alık kuş
gagası· I, 68 |
|
alıkmak |
alçalmak; bozulmak, azmak;
kötüleşmek· I, 191, 192 bkz> alkmak |
|
alım |
alacak; borç, I, 44, 75,
168,188, 209, 294;II, 72, 96,159,176,185, 214, 294; III, 184, 251,
|
|
288 |
|
|
alımçı |
alıcı, alacaklı·I, 75, 409
|
|
alımga |
hakanın mektuplarını Türk
yazısıyle yazan kimse·I, 143 bkz> ılımga |
|
alımlıg |
alacaklı, alacağı olan adam,I,
148, 149, 240 |
|
alımsınmak |
alır gibi görünmek·I, 20 alın
alın; cephe, dağın ön cephesl·I, 78;II, 79 alınlıg er geniş ve yüksek alınlı
adam,I, 148 |
|
alınmak |
alınmak; kendi ba;ına
alacağını almak.I, 22, 203;II, 159 |
|
alış |
borçluyu borcu yüzünden
sorguya çekme. I, 62 |
|
alış |
su ağzı, suyun havuzdan veya
suvattan döküldüğü ağızlar.I, 62 |
|
alış beriş |
bir hakkı alma ve verme.I, 62
|
|
alışgan |
alış (veriş) yapan· I, 518,
519 |
|
alışmak |
alacak almakta yardım etmek·
I, 188 |
|
alkalmak |
alkışlanmak, övülmek·I, 249
|
|
alkamak |
alkışlamak, övmek I, 284
|
|
alkaşmak |
alkışlamak, alkışta yarış
etmek·I, 237 |
|
alkınmak |
mahvolmak, yok olmak, bitmek,
tükenmek I, 82, 195, 254 |
|
alkış |
alkış, övme.I, 97, 249, 284
|
|
alkışmak |
birbirini mahvetmek, yok
etmek; , yok etmekte yarış etmek I, 237 |
|
alkmak |
bozmak, mahvetmek, yiyip
bitirmek, batırmak.III, 188, 419, 447 bkz> alıkmak |
|
alma |
elma· I, 130 bkz> almıla
|
|
almak |
almak· I, 40, 41, 46, 51, 53,
99,114,149, 168. 175, 236, 329, 367, 373, 412, 421, 440;II, 13, 24. 87, 110,
219, 294; III, 6, 155, 161, 224, 371, 372 |
|
almıla |
elma· I, 130, 138; II, 311;
III, 19, 272 bkz> alma § kımız almıla; ekşi elma· I, 366
|
|
alp |
alp, yiğit, kahraman, bahadır·
I, 41, 123, 125, 139, 182, 183, 237, 239, 359, 370, 388, 413, 517;II, 223,
349; III, 65, 332, 393, 406 § alp tégin; yiğit köle· I, 413
|
|
alpagut |
tek başına düşmana saldıran,
hiçbir yandan yakalanmayan yiğit· I, 144; III, 422 |
|
alsamak |
almak istemek· I, 278
|
|
alsıkmak |
alınmak, soyulmak, I, 243
|
|
altın |
aşağı, alt· I, 108, 109
|
|
altun |
altın, I, 52, 120, 147. 165,
185, 360, 371, 399, 504;II, 24, 153, 181, 192, 205, III, 138, 251 § altun
bakan; altın halka, |
|
altunlaşmak |
altın öndül koyarak bahse
girmek, II, 114 |
|
altun tarım |
büyük kadınlara verilen ungun·I,
396 |
|
alturmak |
aldırmak· I, 223
|
|
aluç |
şeftali I, 122
|
|
aluçın |
yenilen boğumlu bir bitki· I,
138 |
|
aluk |
kel, dazlak, I, 67
|
|
aluk |
kaba, haşin, I, 67
|
|
alwırmak |
atılmak, sıçramak, I, 226 bkz>
el·wirmek |
|
amaç |
öküz; sapan ve benzerleri gibi
çiftçi aygıtları·I, 52 |
|
amaç |
hedef, nişan yeri, annaç·I,
52, 333;II, 329;III, 107, 276 |
|
amaçlamak |
nişanlamak, nişan almak,I, 299
bkz> emeçlemek |
|
amaçlık |
nişan yeri·I, 150
|
|
amır |
sis, kırağı·I, 54 bkı
|
|
amrulmak |
(kaynayan tencere, insan
soluğu) senmek, çekilmek· I, 53, 248, 249 bkz> em-rülmek
|
|
amrulmak |
yatıştırmak, dindirmek. III,
428 429 bkz> amurtmak, emrülmek |
|
amşuy |
bir çeşit sarı erik·I, 115
|
|
amuç |
doyumluktan verilen armağan·
I, 140 bkz> armagan, yarmakan amul sakin, rahat, yavaş yavaş, seğnik, kımıl·
damayan; yumuşak huylu adam·I, 74;III, 131 |
|
amurtmak |
yatiştirmak, dindlrmek,
seğnitmek·III, 428, 429 bkz> amrulmak, emrülmek |
|
amuşmak |
çıkışma veya kınamadan dolayı
apışıp kalmak. I, 190 |
|
ana |
ana· I, 32, 93, 169, 236, 278,
508;II, 96. 175;III, 18, 33, 210, 212. 272 bkz> aba, apa
|
|
anaç |
küçükken büyük bir anlayış
gösteren kız; anacık·I, 52 |
|
analamak |
ana edinnnek, ana demek·I,
311 |
|
ança |
o kadar, öyle, öylece·I, 63,
88, 332;III, 133, 233 |
|
and |
ant, yemin· I, 42, 459
|
|
anda |
orada, onda, ondan sonra· I,
109, 125, 130. 341; II, 96; III, 144, 224, 226, 240, 251
|
|
andag |
böyle, öyle, o kadar· 1.
37,118,164, 200. 321; II, 274; III, 153, 155,186, 247, 271 andan ondan,
ondan sonra, I, 108, 109, 126, 130, 223; III, 422 |
|
andgarmak |
yemin ettirmek, ant içtirmek
I, 226, 312; III, 423 bkz> añarmak |
|
andıg |
elek, kalbur gibi şeylerln
kasnağı·I, 118 |
|
andıkmak |
ant içmek, yemln etmek·I, 42,
243 |
|
andın |
beylerin hizmetçisi; bunların
adı yazılı defter,III, 77 bkz> ay |
|
andın |
ondan. 1. 60, 281, 317, 323;II,
12, 245,259, 345;III, 436 |
|
aña |
değersiz, kıymetsiz I, 128
|
|
añarmak |
yemin ettirmek, ant içirmek·I,
226 bkz> andgarmak |
|
anı |
onu, ona,I, 27, 37, 40, 54,
170, 171, 172, 176, 177, 178, 192, 207, 212. 213, 216, 217, 224.225, 226.
260, 261. 262, 264, 266, 267. 268, 271, 275, 276, 282, 284, 287, 299,
301,304. 305, 307, 308, 310. 311, 312, 333, 340, 352, 354, 372, 376, 395,
407, 419, |
|
anın |
onun, onunla, ondan·I, 155,
285, 301; II, 13, 133, 153, 172, 204;III, 183, 240 |
|
anıñ |
onun·I, 27, 47, 65, 84, 87,
97,118,126, 143, 164. 173, 176, 178, 179, 182, 184, 186, 192, 196, 197, 200,
207, 209, 211, 213, 217, 220, 223, 226, 227, 229, 231, 233, 235, 237, 242,
243, 247, 255, 264, 267, 268, 273, 283, 284, 290, 291, 296, 310, 315, 320,
|
|
anuk |
hazır·I, 18, 68, 93
|
|
anuklamak |
hazır bulunmak· I, 305
|
|
anukluk |
hazırlık, hazırlanma· I, 150
|
|
anumak |
hazırlanmak· III, 256
|
|
anumı |
cüzam hastalığı, Elephantiasis·
I, 137 |
|
anunmak |
hazırlanmak·I, 114, 206;III,
161 |
|
anutgan |
daima hazırlıklı,
hazırlayan·I, 156 |
|
anutmak |
hazırlamak· I, 215
|
|
añ |
bir kuş adı·I, 40
|
|
añ |
yanak·I, 40
|
|
añ |
yok, değil·I, 40
|
|
aña |
ona,I, 352;III, 94
|
|
añar |
ona·I, 35, 48, 68, 69, 79, 89,
93, 94,114, 129, 131, 174, 177, 184, 201, 204, 206, 208, 214, 216, 223, 225.
232, 236, 238, .261, 265, 267, 268, 271, 274, 275, 287, 290. 296, 317, 335,
362. 407, 440, 462, 486, 494;II, 26, 61, 73, 86,117, 123,125,127,130.13
|
|
añdımak |
yakalamak için hile yapmak,
tuzak kurmak, etrafını sarmak I, 311, 401 |
|
añduz |
andız, bu otun kökü
çıkarılarak atın karnı ağrıdığı zaman tedavi edilir· I, 115
|
|
añıl |
büsbütün, tamamiyle·I, 94, 135
bkz>alañ |
|
añılamak |
anırmak (eşek)I, 311
|
|
añıt |
ördeğe benzer kızıl renkli bir
kuş, angut, I, 93 |
|
añıtmak |
şaşırtmak, II, 274 bkz>
eñitmek |
|
añız |
anız, hububatın biçildikten
sonra tarlada kalan köke yakın sapları· I, 94 |
|
añlamak |
anlamak· I, 290
|
|
añut |
içecek şeylerde kullanılan
hunl· I, 93 |
|
ap |
nefi ekl gibidir· I, 34 § ap
bu ap ol; ne bu ne 0. I, 34 |
|
apa |
ana· I, 86 bkz> aba, ana
|
|
aplan |
sıçan cinsinden bir hayvancık·
I, 120 |
|
ar |
kestane rengi, kumral, konural,
I, 80 bkz> arsal, arsıl· arsik |
|
ara |
ara, arasında. I, 87, 317,
511, 528; II, 17; III, 60 |
|
aralamak |
aralamak, arasını bulmak,
barıçtırmak·I, 309 bkz> arılamak |
|
aran |
ahır, at tavlası,I, 76
|
|
aranlıg |
ahırlı, ahırı olan·I, 148
|
|
ar böri |
sırtlan· I, 79
|
|
arçı |
heybe· I, 124, 231, 250
|
|
ardutal |
hamamotu· I, 145 bkz> ordutal,
urdutal |
|
argag |
balık avlamak için kullanılan
ucu eğri demir, olta·I, 141 |
|
argarmak |
yormak.I, 225 bkz> argurmak
argu iki dag arası, uçurum·I, 127 |
|
arguç |
1nsanın aldandığı nesneler·I,
95 § arguç ajun; yalancı (aldaticı) dünya·I, 95 |
|
argulamak |
arasını yarmak, geçmek·I, 317
|
|
argun |
sıçan cinsinden, yarım arşın
uzunluğunda bir hayvan· I, 120 |
|
argurmak |
yormak, I, 486 bkz> argarmak
|
|
argurtmak |
yordurmak· I, 229 bkz>
argurturmak |
|
argurturmak |
yordurmak. I, 229 bkz>
argurtmak |
|
arı |
arı. I, 87; II, 329; III, 156,
276 |
|
arıg |
temiz·I, 12, 18, 63, 66, 103,
230, 237.342, 376 bkz> arrıg |
|
arıg |
epeyce, çokça,I, 241; II, 328;
III, 41 |
|
arıg |
;adır örtüsü· I, 63
|
|
arıglamak |
iğdiş etmek; bir şey içinden
iyisini seçmek ve toplamak· I, 303 |
|
arıglık |
temizlik· I, 149
|
|
arıklanmak |
(su) akarak ark yapmak, su
yerde kendine ırmaklar glbi yol ve hendek açmak· I, 294
|
|
árıklıg |
nehirli, ırmaklı.I, 147
|
|
arılamak |
aralamak, I, 308 bkz>
aralamak |
|
arılmak |
yerinmek, kaygılanmak; kendine
kızılmak. 11. 123 bkz> irilmek § sarılmak |
|
arılmak |
kızmak, darılmak·II, 123
|
|
arımak |
temizlemek, temiz olmak, I,
19; III, 252 bkz> arıtmak |
|
arınçu |
günah· I, 134 bkz> érinçü
|
|
arınmak |
temizlenmek istemek ve yunmak;
iyileşmek; ot tutunmak I, 12, 201 |
|
arış |
eriş, dokumanın tezgâha
sarılmış olan ve uzunluğuna dikine bulunan telleri, I, 61
|
|
arış arkag |
eriş argaç, dokumanın
yanlamasına atılan ipleri.I, 61 |
|
arışmak |
aldatmak, birbirinì aldatmak·
I, 182 |
|
arışmak |
eriş argaç· I, 61
|
|
arıtası |
arıtacak· II, 322 § tarıg
arıtası yér; buğday arıtacak yer· II, 322 § tarıg arıtası neñ; buğday
arıtacak nesne· II, 322 § tarıg arıtası ogur; buğday arıtacak zaman· II,
322 |
|
arıtgan |
her zaman temizleyen,
ayıklayan· I, 154 |
|
arıtgu |
arıtacak II, 321, 322§tarıg
arutgu yér; buğday arıtacak yer·II, 321 § tarıg arutgu neñ; buğday arıtacak
nesne, II, 322 § tarıg arutgu ogur; buğday arıtacak zaman· II, 321
|
|
arıtışmak |
temizlemekte yardım ve yarış
etmek· II, 322 |
|
arıtmak |
temizlemek, I, 19, 208 bkz>
arımak |
|
arıtmak |
taşağı çıkarmak, Iğdi; etmek;
çocuğu sünnet etmek; erkekleşmek·I, 208 bkz> eredmek, eretmek
|
|
arı yagı |
bal,I, 87;III, 156 bkz> bal
|
|
arju |
çakal· I, 127 bkz> arzu
|
|
arjulayu |
çakal gibi·I, 127;III, 401
|
|
ark |
pislik·I, 42 § temilr arkı;
demir boku·I, 42 |
|
arka |
arka, sırt; sıkıntılı anlarda
yardım eden kişi, yardımcı.I, 123, 128, 139 |
|
arkaçak |
ağıza ilâç akıtmak içln
kullanılan içi delik bir aygıt, akıtınaç.I, 144 |
|
arkag |
argaç; bez, halı, kilim gibi
şeyler dokunurken enlemesine atılan ip veya iplik,I, 118
|
|
arkalanmak |
arka (yani yardımcı) sahibi
olmak; bir şeye sırtını vermek, dayanmak· I, 297 |
|
arkamak |
yoklamak, arayıp taramak, I,
283, 284 |
|
arkar |
boynuzundan bı;ak yapılan dişi
dağ keçisi· I, 117, 214, 421 |
|
arkaşmak |
yük yüklemekte yardım
etmek;arka arkaya gelmek (çıkmak)· I, 237, 395 |
|
arkın |
gelecek yıl, öbür yıl, I, 89
bkz> arkun |
|
arkın |
izi gelecek yıl, öbür yıl I,
89 |
|
arkış |
kervan; yurdundan uzak dü;mü;
olan birine gönderilen kimse, elçi, haberci, mektup·I,97
|
|
arkış |
büyü, afsun·I, 249 bkz> arwaş,
arwış |
|
arkuçı |
iki kişi arasında araç olan;
evlenme zamanında dünürler arasında gelip giden kişi·I, 141
|
|
arkuk |
iki duvar veya iki direk
arasına çapraz olarak konulan ağaç· I, 109 |
|
arkuk |
aykırı· I, 109
|
|
arkuk kişi |
söz dinlemez, kalp, inatçı
klmse· I, 109 |
|
arkuklanmak |
haylazlık etmek, dikbaşlılık
etmek· I, 315 |
|
arkun |
yaban aygırıyle evcil
kısraktan olan at·l, 107 |
|
arkun |
gelecek yıl, öbür yıl,I, 108
bkz> arkın |
|
arkun izi |
gelecek yıl, öbür yıl· I, 108
bkz> arkın izi |
|
armagan |
hısımlara doyumluktan verilen
belek·I, 140 bkz> amuç, yarmakan |
|
armak |
yorulmak, dermansız kalnıak·I,
148, 149, 172 |
|
armak |
aldatmak,I, 172;III, 62 bkz>
armak tewmek, armak yuwmak |
|
armak tewmek |
hile yapmak, aldatmak·I, 172;III,
62 bkz> armak, armak yuwmak |
|
armak yuwmak |
hile yapmak, aldatmak·III, 62
bkz> armak, armak tewmek |
|
armut |
armut·I, 95;II, 284
|
|
armutlanmak |
armutlanmak.I, 312
|
|
arpa |
arpa,I, 123, 343;II, 121, 316
|
|
arpagan |
arpaya benzer başağı bulunan,
evini bulunmayan bir bitki, I, 140 |
|
arpalamak |
arpa vermek· I, 316
|
|
arpalanmak |
arpalanmak, arpa sahibl olmak·
I, 296 |
|
arrıg |
pek temiz.I, 143 bkz> arıg
|
|
arsal |
kumral, konural, I, 105 bkz>
ar, arsıl, arsik § arsal saç; kızıla çalar saç, kumral saç· I, 105
|
|
arsalık |
hem erkekliği hem dişiliği
olan bir hayvan, aslık· I, 159 |
|
arsıkmak |
aldanmak· I, 21, 242
|
|
arsıl |
kestane rengi, kumral, konural·
I, 80 bkz> ar, arsal, arsik |
|
arsik |
kestane rengi, kumral, konural·
I, 80 bkz> ar, arsal, arsıl |
|
arslan |
arslan· I, 75, 81, 125,153,
231, 308, 409; II, 146, 289, 312; III, 5, 92, 263, 282, 412, 418
|
|
arslanlayu |
arslan gibi, arslanımsı· I,
142; II, 13, 138 |
|
arsu |
değersiz şey· I, 127
|
|
art |
sırt, dag beli ve sırtı; sarp
yer, yokuş; boyun, tepe· I, 42, 247, II, 27, 179; III, 4, 143, 197, 261 §
art saç; arka saç· I, 42 |
|
artak |
bozulmuş, bozuk, I, 119; II,
40 |
|
artamak |
bozulmak, kötüleşmek. I, 272;
II, 17; III, 358 |
|
artaşmak |
birbirini bozmak, I, 230, II,
219 |
|
artatmak |
bozmak, harap etmek·I, 203,
260;II, 360 |
|
artıg |
yükletilen yükün bir dengi,I,
98 |
|
artıg |
kadın mİntanı, gögüslük.I, 98
|
|
artılmak |
yüklemek, binmek; ardılmak,
bir binit üzerine başı bir tarafa ayakları bir tarafa gelmek üzere heybe
gibi ardılmak; erişilmek.I, 244;II, 335 |
|
artınmak |
yükletmek·I, 250
|
|
artışmak |
bir şeyi hayvana ardmak ve
yükletmekte yardım ve yarış etmek,I, 231 |
|
artlamak |
enseyi tokatlamak, sille
vurmak, III, 443 |
|
artmak |
artmak· III, 425
|
|
artuç |
ardıç, Juniperus· I, 95, 377,
412, 424 |
|
artuçlanmak |
ardıçlanmak, ardıçı çok
olmak·I, 312 |
|
artuk |
fazla, ziyade,I, 99;II, 137
|
|
artuklanmak |
aşırı gitmek,I, 313 arturmak
artirmak; aşırı gitmek. I, 219 |
|
artut |
armağan, beylere vb· büyüklere
at ve benzer şeylerden verilen armağan ve belek· l, 109, 114, 182
|
|
arubat |
temirhindi, tamarinde· I, 138
|
|
aruk |
yorgun· I, 66. 148, 259, 298;II,
28 |
|
aruklamak |
dinlenmek·I, 304, 305
|
|
arukluk |
yorgunluk,I, 150;II, 316
|
|
arumdun |
boya· I, 138
|
|
aruşmak |
erimek,I, 182 bkz> erilşmek
|
|
arut |
kuru, soluk,I, 50, 133 bkz>urut
§ arut ot; bir yıl önceden artan kuru ot· I, 50;II, 133
|
|
arwalmak |
büyü yapılmak, afsunlanmak· I,
249 |
|
arwamak |
büyü yapmak, afsunlamak· I,
283 |
|
arwaş |
büyü, afsun· I, 283 bkz> arkış,
arwış |
|
arwaşmak |
birlikte büyü veya afsun
tekerlemesi, duası söylemek· I, 236, 237 |
|
arwış |
büyü, afsun, I, 249 bkz> arkış,
arwa; |
|
arzu |
çakal III, 401 bkz> arju
|
|
arzulayu |
çakal gibi· III, 410
|
|
as |
kakım, hermelin·I, 80 bkz> az
|
|
as |
cariyelere verilen bir ad·I,
80 |
|
asıg |
fayda, kazanç, kârI, 64, 494;
111. 13 |
|
asıglıg |
faydalı, kazançlı· I, 147
|
|
asılmak |
asılmak· I, 196
|
|
asılmak |
uzamak, uzatılmak,I, 196 bkz>
esilmek |
|
asınmak |
blr ;eyi çekmek, germek·I, 201
bkz>esinmek |
|
asışmak |
asışmak, asmakta yardım etmek·
I, 184 |
|
aslınmak |
bir şey bir şeye takılmak,I,
258, 259 bkz> eslinmek |
|
asmak |
asmak,I, 173
|
|
asñarmak |
haylazlaşmak, işten uzakla;mak·
I, 289 |
|
asra |
alt, aşağı· I, 126
|
|
asrı |
kaplan; kaplan gibl iki
renkli, I, 126 bkz> esri § asrı yışıg; iki renkli ip·I, 126
|
|
asruşmak |
aksırışmak. I, 234
|
|
ast |
sokak,I, 42
|
|
astın |
aşağı, alt· I, 108
|
|
asturmak |
astırmak· I, 220, 221
|
|
asurgan |
çok aksıran· I, 156
|
|
asurmak |
aksırmak· I, 178
|
|
asurtgu |
aksırtan· III, 442
|
|
asurtguk |
anlayı;lı, akıllı· III, 442
|
|
asurtmak |
aksırtmak· III, 442
|
|
aş |
kenet· I, 80
|
|
aş |
yemek, aş· I, 20. 45, 75, 80.
93, 102, 156. 210, 227, 310, 318, 372. 443, 515, 516;II, 18, 73, 74, 130,
147, 158, 191, 241, 278, 299,308, 309;III, 31, 37, 61, 64, 67,116,133,185,
186, 249, 257, 261, 264, 270, 368, 382, 391, 397. 439
|
|
aşaç |
tencere,III, 382 bkz> aşıç,
eşiç |
|
aşak |
aşağı; dağ dibi·I, 66
|
|
aşaklamak |
aşağılamak, küçük saymak·I,
305 |
|
aşamak |
yemek, aş 701116^III, 253,
261 |
|
aşatmak |
yemek yedirmek· I, 210
|
|
aşbar |
saman, kepek ve ot gibi şeyler
karıştırı-lıp ıslatıtarak hazırlanan hayvan yemi· I, 117;II, 351
|
|
aşgınmak |
aşınmak· I, 254
|
|
aşıç |
tencere·I, 52,116, 223, 248,
258, 313, 323, 327, 357, 409, 411, 514, 518;II, 12, 72, 78, 178, 201, 253,
302, 333, 356, 357; III, 142,191 206, 249, 280, 409, 430 bkz> eşiç, aşaç
|
|
aşlaka |
aşlara, yemeklere. II, 54
|
|
aşlalmak |
kap kenetlenmek· I, 295
|
|
aşlamak |
kap kenetlemek·I, 80 ,268
|
|
aşlatmak |
kap kenetletmek·I, 265
|
|
aşlık |
aş evi, mutfak, yenıeklik·I,
114, 373; II. 204 bkz> tarıg |
|
aşmak |
aşınak, bir tepeyi õbür yana
geçmek·I, 173; III, 261 |
|
aşnu |
önce, evveL I, 130
|
|
aşrulmak |
aşırılmak, tepeden aşırılmak·
I, 247 |
|
aşsamak |
tepeyi aşmak istemek; yemek
yemek istemek· I, 277 |
|
aşsatmak |
yemek arzulatmak· I, 262
|
|
aştal ogul |
birinin en son çocuğu· I, 105
|
|
aşu |
kırmızı toprak, a;ı toprağı·I,
89 |
|
aşuk |
insanın aşığı, topuğu; topuk
kemiği,I, 66 |
|
aşuk |
demir başlık, tulga·I, 67 bkz>
yaşuk, yışıklıg |
|
aşukmak |
özlemek . I, 191; II, 165
|
|
aşukmak |
özlemek·I, 191; II, 165
|
|
aşuklamak |
aşık kemiğine vurmak· I, 305
|
|
aşulmak |
örtülmek, örtünmek· I, 197 bkz>eşülmek
|
|
aşumak |
koşmak, aşmak·I, 123
|
|
aşunmak |
geçmek, aşmak·I, 202
|
|
aşutmak |
örttürmek-I, 210 bkz> eşütmek
|
|
at |
ad, isim, unvart, lakap, I,
78; III, 77, 250, 367, 384 |
|
at |
at·I, 16, 34, 53, 80,104, 115,
123, 147,178, 184, 201, 203, 206, 225, 244, 255, 273, 275, 276, 278, 285,
289, 292, 296, 297, 300, 322, 324, 326, 329, 338, 343, 361, 363, 390, 395,
406, 417, 426, 427, 430. 436, 446, 458, 461, 470,472,481,483,491, 507, 513,
|
|
ata |
baba, ata, I, 32, 86, 206.
288, 508; II, 80; III, 87, 210, 383 |
|
atamak |
takma ad (lakap) vermek·III,
250, 374 |
|
atan |
iğdi; edilmiş deve·I, 75
|
|
atanlanmak |
iğdiş deve sahibi olmak·I,
295 |
|
atanlıg |
iğdiş edilmiş devesi olan
kimse·I, 148 |
|
atasagun |
hekim, doktor· I, 86, 403
|
|
atatmak |
atlaşmak, (tay) at olmak· I,
206, 207; III, 158 |
|
at bırkıgı |
atın ve eşeğln genizden ses
çıkar-ması. I, 33, 35, 53, 74, 94,128,155,164,167, 173, 175, 176, 199, 225.
227. 229. 267. 291, 302. 304, 307, 309, 316, 328, 333, 363, 367, 381, 441,
461, 472, 486, 515;II, 3, 13, 20. 21, 74, 78,92,118.137,140. 149, 150, 177,
|
|
atgak |
karında blriken sarı su
hastalığı, kay· gıdan yüz sararması.I, 118 |
|
atgak |
sarı renkte blr bitki,I, 118
|
|
atgarmak |
ata bindirmek·I, 225
|
|
atılmak |
atılmak; (çiçek) açılmak;
herhangi bir şey büsbütün aynlmayarak açılmak.I, 21, 193
|
|
atım |
atıcı, nişancı,I, 75;III, 379
§ atım er; nişancı, lyi atan adam,I, 75 |
|
atım |
atış, atım·III, 59
|
|
atınçu |
atılan·I, 133
|
|
atınmak |
bir tarafa atılmak,
yuvarlanmak; atar gibi görünmek I, 199 |
|
atış |
atışma.I, 60
|
|
atışgan |
daima atışan,I, 157
|
|
atışmak |
atışmak·I, 180
|
|
atız |
iki dere arasındaki su geçecek
set·I, 54 bkz> etiz |
|
atızlamak |
ark açmak; set yapmak; toprağı
parçalara ayırmak, evlek yapmak,I, 301 bkz>etizlemek
|
|
atızlanmak |
(tarla hakkında) maşalaya
ayırmak, sulanmak ve ekilmek için parçalara ayırmak·I, 292
|
|
at kamçısı |
at siki I, 417
|
|
atlanmak |
ata binmek, atlanmak; bir
şeyin üzerine çıkmak, atlaşmak, at haline gelmek, I, 255, 256, 285, 353;II,
254 |
|
atlaşmak |
at ortaya koyarak bahse
girmek, atı õndül koyarak yarış etmek,II, 114, 226 |
|
atlıg |
adlı, unvanlı; ulusun
büyüğü,I, 79 |
|
atlıg |
atlı, süvari.I, 97, 166;II,
175; III, 37, 64, 435 |
|
atmak |
atmak,I, 21,116,129,160, 170,
236, 237, 280, 403, 528;II, 20 26, 221, 226, 303, 306, 326;III, 106, 356,
370, 374 |
|
atsamak |
atmak istemek, I, 275, 280
|
|
attırmak |
attırmak·I, 217
|
|
av |
av·I, 32
|
|
av |
emir verenin emrini tanımamayı
bildirir bir edat,I, 40 |
|
av(ş)n |
agaç·I, 84
|
|
avlaşmak |
toplanmak, yığılmak·I, 240 bkz>
awlaşmak, ewleşmek |
|
avut |
avuç·I, 83 bkz> adut
|
|
aw |
av·I, 81
|
|
awa |
acımak bildiren bir kelime· I,
89 |
|
awalamak |
(karışıklık çıktığında)
toplaşmak, üşüşmek· I, 310 bkz> awmak, awlamak |
|
awçı |
avcı· I, 63, 311, 425
|
|
awıçga |
kocamış klşi, ihtiyar adam· I,
143 |
|
awılku |
kırmızı meyveleri olan ve
meyvesinin suyu tutmaca katılan, göz ağnsına ilâç yapılan ve elbise boyanan
bir ağaç·I, 489 bkz>afılgu |
|
awınç |
alışma, avunma·I, 132; III,
449 |
|
awınçu |
avunulan, alışılan· I, 134
|
|
awınmak |
alışmak, avunmak·I, 132, 202,
263 |
|
awlalmak |
avlanmak,I, 295, 296 bkz>
awlanmak |
|
awlamak |
avlamak·I, 287, 421;II, 45
|
|
awlamak |
toplanmak, üşüşmek·I, 287 bkz>awmak,
awalamak |
|
awlanmak |
avlanmak,I, 298 bkz> awlalmak
|
|
awlaşmak |
toplanmak, yığılmak·I, 240 bkz>
avlaşmak, ewleşmek |
|
awlaşmak |
evini ortaya koyup
kumaroynamak,evini öndül koymak,I, 240, 241 bkz> ewleşmek
|
|
awlatmak |
avlatmak·I, 263, 265
|
|
awmak |
toplaşmak, üşüşmek; etrafını
çevirmek, avlanmak,I, 174, 310;II, 137; III, 401 bkz> awalamak, awlamak
|
|
awran |
demirci ocağı biçiminde
yapılan ekmek fırını.I, 109 |
|
awrındı |
kırıntı, döküntü·I, 145
|
|
awujgun |
deri sepilenen palamut ağacı
meyvesi I, 157 |
|
awurta |
daya, süt nine· II, 144
|
|
awus |
mum, balmumu· I, 59 bkz> law
|
|
awya |
ayva· I, 114, 311
|
|
awzurı |
buğday ve arpa unu glbi şeyler
karıştırılarak yapılan ekmek, karışık ekmek, I,145 |
|
ay |
yılın on ikide biri olan
zaman; gökteki ay, kamer· I, 82, 258. 259, 270. 288, 348, 507; II, 5,143;
III, 33 § ay evi |
|
ay |
buyruğu tanımamayı bildiren
bir söz,I, 40 |
|
ay |
hitap edatı·I, 74
|
|
ay |
turuncu renkte ipek kumaş·I,
40 |
|
ay |
beylerin hizmetçisi, kölesi;
bunların adı yazılı defter·II,193; III, 77 bkz> andın
|
|
aya |
avuç içi, aya· I, 85, 348
|
|
ayag |
lakap, takma ad, I, 271
|
|
ayak |
çanak, kâse, kadeh,I, 80, 84,
178, 265, 286. 295, 324, 375, 497; II, 17S, 346, 446; III. 15, 143, 296.
306, 371, 397 bkz> çanak |
|
ayak |
ayak·I, 84 bkz> adak, azak
|
|
ayakçı |
kâseci, çanakçı,III, 296
|
|
ayaklıg |
kaseli·III, 50
|
|
ayalamak |
el ayalarını birbirine vurmak·III,
328 |
|
ayamak |
lakap vermek; korumak·I, 271
|
|
ayas |
ayaz; kõlelere verilen
adlardan,I, 123 |
|
aya kök |
açık hava,I, 123
|
|
aya yersgü |
yarasa·III, 433 bkz> yarısa
|
|
aybañ (er) |
kel (adam)·I, 116
|
|
ay bitigi |
askerin adıyle azığının
yazıldığı defter·I, 40 |
|
aydıñ |
aydın, ay aydınlığl.I, 117
|
|
aygır |
aygır· III, 122 bkz> adgır
|
|
ayıg |
ayı,I, 84 bkz> adıg
|
|
ayıg |
"ne iyi, ne fena" yerine
kullanılan bir edat, iyi ve kõtüye delâlet eden kelimelerde pekitme edatı·I,
84 |
|
ayık |
vaat, söz verme·I, 84;II, 45
|
|
ayılmak |
söylenmek·I, 268
|
|
ayıtgan |
soran·III, 52
|
|
ayıtmak |
söylemek, sormak,I, 215, 216
|
|
ayluk ayluk |
õyle öyle· I, 113
|
|
aymak |
söylemek I, 36, 37, 52, 88,
89, 93, 94, 109, 110, 118. 174, 207. 321, 339, 352, 367, 377. 419, 492. 494;II,
45. 105; III, 80, 158, 208, 212, 218, 245, 357, 363, 368, 375
|
|
ayran |
ayran· I, 120
|
|
ayrık |
ayrık otu·I, 113 bkz> adrık
|
|
ayrışmak |
ayrışmak, birbirinden
ayrılmak·I, 233. 234, 270 bkz> adrışmak |
|
ayru |
başka,I, 126
|
|
ayruk |
başka, ayrı. I, 113, 417 bkz>
adın, adın, adruk, edin |
|
aytıg |
hltap; hatır sorma· I, 113 bkz>
aytış |
|
aytılmak |
sorulmak; söylenmek·I, 270
|
|
aytınmak |
sormayı kendi üstüne almak·I,
270 |
|
aytış |
hatır sorma· I, 113 bkz> aytıg
|
|
ayturmak |
söyletmek I, 269
|
|
az |
uzunlamasına çizlk, tırnak
yarası,I, 71 bkz>ezik, iz |
|
az |
kakım, I, 80 bkz> as
|
|
az |
az·I, 75, 80
|
|
azak |
ayak·I, 32 bkz> adak, ayak
|
|
azak |
nereden ve kimden geldiği
belli olmayan ok·II, 20 bkz> azuk |
|
azgan |
kuş burnu, yaban gülü;
ağaçların en kötüsü olup gül glbl sarı, beyaz çiçek1eri olan bir ağaçcık,
küpe gibi kırmızı meyveleri olur· I, 439 |
|
azıg |
azı dişi·I, 64
|
|
azıglamak |
azı dişlyle ısırmak; azı
dişine vurmak·I, 304 |
|
azıglıg |
azı dişi belirmiş olan·I, 147
|
|
azılmak |
azılmak. I, 196
|
|
azımak |
sızmak; gürültüden ağır duyar
olmak,III, 253 |
|
azıtgan |
daima yoldan çıkaran,
azdıran,I, 155 |
|
azıtmak |
yoldan çıkarmak, azıtmak· I,
208, 209; II, 234 |
|
azlanmak |
azımsamak, az görmek· I, 297
|
|
azma |
taşağının derisi yarıldığı
için aşamayan koç· I, 130 |
|
azmak |
azmak, yoldan çıkmak·I, 93,
173 |
|
azrak |
daha az,III, 361
|
|
azu |
iki şeyden birini dilemeyi
anlatır, yahut,veya· I, 88, 429 |
|
azuk |
azık,I, 7, 16, 66, 342. 381
|
|
azuk |
yolunu kaybeden, nereye
glttiği ve nereden geldiği belli olmayan·I, 66 bkz> azak § azuk ok; nereden
geldigi ve kimin attığı belli olmayan ok· § azuk munk; kaçan, yoldan çıkan,
azan·I, 66 |
|
azuklanmak |
azık sahibi olmak,I, 294
|
|
azuklug |
azığı olan, azıklı·I, 148
|
|
azukluk |
azıklık, azık için hazırlanmış
şey·I, 150, 274 |
DİVÂNÜ LÜGATİ'T TÜRK ANA SAYFASINA DÖN
|