| Efendiler, gerçekten de tahmin ettiğim manevi sakıncalar
hemen kendini gösterdi. İlk duyarlık Meclis'te belirdi. Özellikle
muhalifler, kötüm'ser nutuklarla feryada başladılar : En sonunda,
Mersin Milletvekili Salâhattin Bey, kürsüden benim adımı söyleyerek
: "Ordunun başına geçsin!" dedi. Bu teklifekatılanlar çoğaLdı.
Buna karşı olanlar da vardı.
Efendiler, bu görüş ayrılıklarının sebepleri üzerinde biraz açıklamada
bulunmak uygun olur. Bir defa, benim doğrudan doğruya ordununbaşına
geçmem teklifinde bulunanların düşünce ve maksatlarını ikiyeayırmak
mümkündür. Benim ve benimle birlikte birçoklarının o zamananladığımıza
göre, birtakım kimseler, artık ordunun büsbütün yenildiğine,durumun
iadesine imkân kalmadığına, bundan dolayı da dâvânın, güttüğümüz
millî dâvânın kaybedildiği yargısına varmışlardı. Bu sebeplerleduydukları
öfke ve hıncın acısını benden almak istiyorlardı. İstiyorlardıki,
kendi zanlarına göre bozguna uğramış ve bozgunu devam edecek olanordunun
başında benim de şahsiyetim bozguna uğrasın! Diğer birtakımkimseler,
diyebilirim ki çoğunluk, bana karşı duydukları güven dolayısıyla,
samimî olarak ordunun başına geçmemi arzu ediyorlardı.
Şimdilik komutanlığı fiilî olarak üzerime almamı sakıncalı görenlerin
de düşüncesi şuydu :
Ordunun bundan sonraki herhangi bir savaşta başarı kazanamayıpyeniden
geri çekilmesi, uzak bir ihtimal değildir. Bu durumlarda ben,fiilen
ordunun başında bulunursam, genel kanaate göre son ümidin deyitirilmiş
olduğu gibi bir inanç doğabilir. Oysa, genel durum, daha sontedbir,
son çare ve son kuvvetlerin feda edilmesini gerektirecek bir nitelikte
değildir. Bundan dolayı, kamuoyunda son ümidin korunabilmesiiçin
benim askerî harekâtı şahsen yürütme zamanım gelmemiştir.
|