|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 4-
SINAMA
Tanrı'yı ululamayı bilmeyen bir
inatçı, bir gün Murtaza'ya dedi ki: “Peki yüksek bir yapının damındasın... ey
aklı başında olan, Tanrı'nın koruyacağını biliyorsun değil mi?” Murtaza, evet
dedi... o koruyucudur, ganidir... bizim varlığımızı, bizi ta çocukluğumuzdan
adamlığımıza kadar hep o korur, o görüp gözetir! Yahudi, peki dedi... mademki
öyledir, kendini bu damdan aşağıya at... Tanrı'nın koruyuculuğuna tamamı ile
güven! Kendini aşağıya at da ben de adamakıllı inandığını anlayayım, güzelim
inanışını, deliliyle göreyim! Müminler emiri ona dedi ki: sus, defol git de bu
cüret yüzünden canın belaya sataşmasın! Kulun, iptilalara düşerek Tanrı'yı
sınaması hiç yaraşır mı? A nadan, a budala, kulun ne haddi vardır ki edepsizliğe
kalkışıp Tanrı'yı sınamaya girişsin? Sınama Tanrı'ya yaraşır... O, kullarını her
an sınar durur. Bu sınamayla da içimizde gizlediğimiz inanışlarımızı bize apaçık
gösterir. Adem, bu suçla, bu hata ile Hakk'ı sınadım dedi mi hiç? “Padişahım,
senin hilmin nereye kadardır? Onu görmek istedim” gibi bir söz söyledi mi hiç?
Ah, bu mecal kimde var, kimde? Senin aklın şaşmış, pek sersemlemişsin... özrün
günahından beter! Gök kubbeyi yücelteni sınamak ha! Sen, bunu ne bilirsin ki? A
hayrı, şerri bilmeyen, sen kendini sına, başkasını değil! Kendini sınadın mı
başkalarını sınamadan vazgeçersin. Şeker parçası olduğunu bildin mi, şeker
yapılan ve satılan yere layık olduğunu da bilirsin. Sınamaksızın şunu bil ki
Tanrı, yersiz, zamansız şeker göndermez sana. Sınamaksızın şunu bil ki eğer
başsan Tanrı, seni ayakkabı konan yere göndermez! Akıllı kişi, hiç değerli bir
inciyi abdes hane de sidik gölcüğüne atar mı? Anlayışlı hakim bile buğdayı saman
ambarına göndermez. Mürit, önden giden, kılavuz olan şeyhi sınamaya kalkışırsa
eşektir. Din yolunda onu sınamaya kalkıştın mı a hakikatten haberi olmayan, sen
sınanmış olursun... Senin cüretin, senin bilgisizliğin çırçıplak olur, aleme
yayılır... yoksa o, bu araştırmayla nereden anlaşılır; nasıl meydana çıkar? A
yiğidim, bir zerre, kalkar da dağı tartmağa girişirse terazisi parçalanır gider!
Onlarda kendi akıllarınca bir terazi düzenler de Tanrı erini o teraziyle
tartmağa kalkarlar! Halbuki o, akıl terazisine bile sığmaz... akıl terazisini
bile kırar, parçalar! Onu sınamak, ona emrine göre hükmetmek gibidir... öyle bir
padişaha buyruk buyurtmaya kalkışma sakın! Hiç ressamlar, öyle bir ressamı
sınayabilir, öyle bir ressama hüküm yürütebilir mi? Eğer ressama bir sınama
belirdiyse, ressam bir sınama bilgisine sahip olsaydı onu da çizen yine o ressam
değil midir? Artık o ressamın bilgisindeki suretler nazaran bu ressamın çizdiği
suret nedir ki? Sana bir sınama vesvesesi geldi mi onu kötü talih bil... gelip
çatmış, boynunu vurmuştur! Böyle bir vesveseye uğradın mı çabucacık Tanrı'ya dön
secdeye var... Secde yerini gözyaşınla ısla... ey Tanrı, beni bu şüpheden kurtar
de! Sınamayı diledin mi işte o zaman din mescidin keçiboynuzuyla dolu demektir!
4.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|