|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 2-
AĞIZA KAÇAN YILAN
Kafirin sesi çirkin olduğundan icabete eş olamaz.susun” emri
kötü ses hakkındadır. Çünkü o ses, halkın kanından köpek gibi sarhoş olmuştur.
Ayının feryadı bile acındıracak bir ses olur da senin feryadın olmazsa bu çok
kötü bir şeydir! Bil ki sen Yusuf'a kurtluk etmişsin, yahut bir suçsuzun kanını
içmişsin. Tövbe et içtiğini kus. Eğer yara eskidiyse yürü, dağla! Ayı ejderhadan
kurtulup o babayiğit erden o keremi görünce, Eshab- Kehf'in köpeği gibi onun
peşine takıldı. O Müslüman hastalanıp yastığa baş koyunca da ayı ona bağlanmış,
gönül vermiş olduğundan bırakmadı, başın da beklemeye başladı. Birisi oradan
geçerkenhalin nasıl? Kardeş, bu ayıyla ne işin var” dedi. Er ejderha hikayesini
nakletti. O adamayıya güvenme be ahmak. Ahmağın dostluğu düşmanlıktan beterdir.
Ne suretle olursa olsun sürülmesi gerek” dedi. Er dedi ki; Vallahi bunu
hasedinden söyledin, yoksa sen ayıya ne bakıyorsun, sevgilisini gör!”
adamahmakların sevgisi aldatıcı bir sevgidir, benim bu hasedim, onun sevgisinden
iyidir. Be adam gel benimle bir ol da o ayıyı sür, defet. Hemcinsini bırakıp
ayıya güvenme” dediyse de Er, git, git hasetçi herif, kendi işine bak” dedi.
Adam İşim buydu ama sana nasip değil. Yüce kişi ben bir ayıdan daha aşağı
değilim ya onu bırak da eşin dostun ben olayım. Başına bir şey gelecek diye
yüreğim titriyor. Böyle bir ayı ile ormanlığa gitme. Yüreğim asla olmayacak
şeyden titremedi. Bu seziş Tanrı nurundandır, saçma değil. Ben müminimmümin
tanrı nuruyla bakar” sırrına mazharım. Kendine gel, kendine! Bu ateşgedeyi
bırak!” dedi. Bu sözler erin kulağına girmedi. Suizan adama kuvvetli bir seddir.
Ayının elini tuttu adamın elini bıraktı. Adam dasenin aklın başında değil,
gidiyorum” dedi. Er dedi ki:git benim kaydıma kalma. Boş boğaz herif, o derece
bilirlikten dem vurup durma” adam tekrarBen senin düşmanın değilim. Peşimden
gelirsen kendine lütfetmiş olursun” dedi. ErUykum geldi. Bırak beni işine
git”dedi. Adamyahu, ne olur bir dosta uy da,akıllı birisinin himayesinde, gönül
sahibi bir dostun civarında uyu” dedi. Babayiğit, o adamın ısrarından hayallenip
kızıverdi, yüzünü çevirip,bu galiba bir katil bana kastetmeye geldi, yahut bir
şey umuyor, dilenci ve külhani herifin biri. Yahut da beni bu ayıyla korkutma
hususunda evvelce dostlarıyla bahse girişmiş olmalı” dedi, İçinin kötülüğünden
hatırına iyi bir şey gelmedi. Bütün hüsnü zannı ayıyaydı. Sanki ayıyla aynı
cinstendi! Bir köpek uğruna bir akılıyı itham etti, ayıyı muhabbet ve merhamet
sahibi bir dost bildi! Musa bir hayal sarhoşuna dedi ki:Ey kötülükten
sapıklıktan fena düşüncelere saplanmış kişi, Benden bunca bürhan görmene ne
benim bu derece güzel huyuma rağmen peygamber olup olmadığıma dair yüzlerce
şüphen vardı. Benden yüz binlerce mucize gördüğün halde hayalin yüz kat
artmakta, o derece şüpheye. Zanna düşmekteydin. Hayalden, vesveseden daraldın,
peygamberliğime ta'nedip durmaya başladın. Seni Firavuna uyanların şerrinden
kurtarmak için denizden apaçık toz kopardım. Gökten kırk yıl kaselerle yemek
geldi, duam bereketiyle taştan ırmak coştu. Bu ve buna benzer nice yüzlerce
mucize senin vehmini azaltmadı, eksiltmedi. Fakat sihirli bir buzağı ses verdi.
Tanrım sensin diye derhal secde ettin. O vehimlerini Nil götürdü, o soğuk
anlayışın uykuya daldı. Onun hakkında da niye kötü bir zanna düşmedin? Ey kötü
suratlı, onun önüne nasıl baş koydun? Niçin onun hilesinden şüphelenmedin, onun
ahmakları aldatan sihrinden niye işkillenmedin? Be aşağılık kişiler, samiri kim
oluyor ki alemde bir Tanrı düzüp koşsun. Onun bu hilesine nasıl oldu da
kapıldın, nasıl oldu da ona uydun, onunla aynı fikirde bulundun?
Nasıl oldu da bütün şüpheleri attın,kurtuldun? Sence öküz,
bir lafla Tanrılığa layık oluyor da sonra benim peygamberliğimde şüpheye
düşüyorsun ha? Bir öküze eşeklikten secde ettin aklın Samirinin sihrine av oldu.
Ululuk sahibi Tanrının nurundan göz yumdun. İşte sana adamakıllı bilgisizlik,
işte sana sapıklığın ta kendisi! Yuf olsun sendeki akla, irfana. Senin gibi
bilgisizlik madenini öldürmek gerek. Altından yapılan öküz ses verdi de ne dedi
ki, ahmaklar ona bu derece rağbet ettiler? Ben size daha ziyade şaşılacak pek
çok şeyler gösterdim. Fakat aşağılık kişiler nasıl olur da hakkı kabul ederler?
Batılları ne cezbede bilir? Ancak batıl! Tembellere ne hoş gelir tembellik!
Çünkü her cins, kendi cinsini çeker. Öküz nasıl olur da erkek aslana yüz tutar?
Kurt neden Yusuf'a aşık olacak? Ancak hile ile onu sever görünür, sonra da onu
parçalayıp yer. Fakat kurt, kurtluktan kurtulursa Yusuf'a mahrem olur. Eshab-ı
Kehf'in köpeğin gibi ademoğullarından sayılır. Ebubekir, Muhammet' den bir koku
alınca Bu yüz yalancı yüzü değil” dedi. Fakat Ebu cehil, dert sahiplerinden
olmadığı için yüzlerce Şakkı Kamer gördü de yine inanmadı. Leğeni damdan düşen,
şöhreti aleme yayılan dertliden Hakk'ı gizledik, fakat gizlenmedi gitti. Cahil
olan ve Tanrı derdinden uzak bulunan kişiye de hakikat sırlarını nice defalar
gösterdiler de o görmedi. Gönül aynası saf olmalı ki orada çirkin suratı güzel
surattan ayırt edebilsin” O Müslüman, kızarak ve içindenLa havle” diyerek ahmağı
bırakıp gitti.Benim ona ciddiyetle nasihat vermemden, üstüne düşmemden,
gönlündeki hayaller attı, büsbütün vehimlendi. Demek ki nasihat yolu kapandı”
dedi.fa!rıd anhum” emrine bağlandı. Verdiğin ilaç derdi arttırırsa sen de sözü
isteyene söylet. Abese suresini okusana. Tanrıkör, Hakk'ı diliyorsa onun
yoksulluğu yüzünden gönlünü kırmak yaraşmaz. Sen halk ulularından öğrensin diye
uluları irşat etmek istiyorsun ama Ey Ahmet, büyüklerin bir kısmı seni dinlemeye
koyulunca hoşlandın,belki, bu ulular, dine güzelce yardımcı olurlar, bunlar
Arab'a Habeş'e reistir. Bunların yüzünden İslam dininin şöhreti Basra'yı Tebük'ü
aşar. Çünkü halk padişahların dinindendir. Diye düşündün, bu yüzden de hidayet
isteyen körden yüz çevirdin, onun sohbetinden sıkıldın.Bunlar her vakit ele
geçmez. Sen dostlarımızdansın, vaktin de geniş. Bu dar vakitte işime mani olma.
Bunu sana darılarak kızarak söylemiyorum, nasihat yollu söylüyorum” dedin. Fakat
Ey Ahmed , Tanrı indinde bu bir tek kör, yüzlerce Kayserden, yüzlerce vezirden
yeğdir. İnsanlar madenlerdir sözünü hatırına getir. Öyle maden olur ki yüz
binlerce madenden daha değerlidir. Gizli kalmış lal ve akik madeni, yüz binlerce
bakır madeninden değerlidir. Ey Ahmed, burada malın faydası yok. Aşkla derle
dumanla dolu gönül lazım. Gönlü aydın kör gelince kapıyı kapama. Ona nasihat ver
nasihat onun hakkıdır. İki üç ahmak seni inkar etse neden acılaşırsın, sen zaten
şeker madenisin. İki üç ahmak seni itham etse bile Hak, sana tanıklık eder”
dedi. ( Muhammed dedi ki:)Alemin ikrarından fariğim. Birisine Tanrı tanık olursa
gayrı ona ne gam! Yarasa, güneşi göremez. Görüyorum dese bile gördüğü güneş
değildir. Yarasaların nefretinden de anlaşılıyor ki ben ulu Tanrının parlak bir
güneşiyim. Bir gül suyuna bokböcekleri rağbet etseler bu, onun gül olmadığına
dalalet eder. Kalp akça mehenk istese mehengin mehenk oluşun da şüphe hasıl
olur. Bil ki hırsız geceyi ister, gündüzü değil. Ben gece değilim, cihanda
parıldayan gündüzüm. Bey ayırıcıyım. Benden bir saman çöpü bile geçmesin diye
kalbur gibi her şeyi eler ayıt ederim. Bunların nakışlarından, suretlerden
ibaret olduğunu, onlarınsa can bulduğunu göstermek üzere unu kepekten ayırırım.
Ben dünyada Tanrı terazisiyim.
Hafif olan her şeyi ağırdan tefrik eder, gösteririm. Öküz
elbette bir buzağıyı Tanrı tanır. Eşek müşteri olup bir şey alsa elbette ham
kavun alır. Ben öküz değilim ki beni buzağı satın alsın. Ben, diken değilim ki
beni deve yesin! O, bana cevrettim sanır, halbuki hakikatte adeta aynamı siler,
cilalar.” Calinus, eshabı naBana filan ilacı verin” dedi. İçlerinden birisi dedi
ki:Ey her fenni bilen üstat, bu ilacı delilik için verirler. Delilikse, senin
aklından uzak. Bu sözü bir daha söyleme!” Calinus,bana bir deli baktı. Bir
müddet güzelce yüzümü seyretti. Bana göz kırptı, sonra yenimi yakamı yırttı.
Eğer benim, onunla bir münasebetim olmasaydı o çirkin suratlı nasıl olur da bana
yüz çevirirdi? Eğer bende kendisiyle bir cinsiyet, bir münasebet görmeseydi
nasıl olur da bana gelip çatardı? Nasıl olur da kendi cinsinden olmayana
musallat olurdu? İki kişi birbiriyle uzlaştı., birbirine sataştı mı, hiç şüphe
yok, aralarında bir kadr'i müşterek vardır. Kuş ancak kendi cinsinden olan
kuşlarla uçar. Kendi cinsinden olmayanla sohbet adeta mezara girmedir” diye
cevap verdi. Bir hakim dedi kiYazıda bir kargayla bir leyleğin beraberce koşup
uçmakta olduğunu gördüm. Hayret ettim, bakalım aralarında ki kadr-i müştereke
ait emare bulabilir miyim diye hallerini araştırmaya koyuldum. Hayretle
yanlarına yaklaşınca gördüm ki ikisi de topal!” hele arşa mensup bir doğanla
ferşin malı olan bir yarasa nasıl olur da beraber bulunur? Biri İlliyin'in
güneşi öbürü Siccin'in yarasası. Biri her ayıptan arınmış tertemiz bir nur,
öbürü her kapıdan dilencisi bir kör. Biri Pervin burcuna ziya veren bir ay ,
öbürü fışkıda debelenen bir kurt. Biri Yusuf yüzlü, İsa nefesli öbürü bir kurt,
yahut çıngıraklı bir eşek. Biri la mekan aleminde uçmakta. Öbürü köpekler gibi
samanlıkta kalakalmış! Gül, hal diliyle bokböceğine şu sözleri söyleyip
durmaktadır:Ey koltuğu kokmuş, Gül bahçesinden kaçıyorsun ama bu nefretin
gülistanın kemaline delalet eder. Benim gayretim, senin başına dikilmiş bir
yasakçıdır. Ey bayağı mahluk, buradan uzak ol” gül bokböceğine şöyle
bağırmaktadır:Ey aşağılık mahluk, sen benimle ihtilat edersen benim madenimdesin
diye bir şüphe hasıl olabilir. Bülbüllere çayı, çimen yaraşır. Bokböceğine vatan
da pisliktir. Tanrı, beni pislikten murdarlıktan arıttı. Başıma bir murdarı
dikmesi layık mıdır? Benim de bir damarım onlardandı, fakat Tanrı o damarı kesip
attı. Artık o kötü damar bana nasıl hükmedebilir? Adem'in bir nişanı ezelde
şuydu: melekler, ona secdeye layık olduğu için baş indirdiler, secde ettiler.
Başka bir nişanı da İblisin şah ve ulu benim” diye baş indirmemesiydi. Fakat
İblis de Adem'e secde etmiş olsaydı Adem , Adem olmazdı, başka birisi olurdu.
Her meleğin ona secde etmesi, Adem'in Ademliğine delil olduğu gibi o düşmanın,
iblisin inadı da bir delildir. Meleğin ikrarı, ona bir şahit olduğu gibi o
köpeğin inkarı da bir şahittir” Adam uyudu, ayı sinek kovalamaktaydı. Sinek,
kovulunca kalktı, fakat inadına gene kalktığı yere gelip kondu. Ayı o gencin
yüzünden kaç kere sineği kovdu. Fakat sinek gene derhal kalktığı yere gelip
konmaktaydı. Ayı sineğe kızıp gitti dağdan kocaman bir taş yakalayıp getirdi.
Sineğin gene uyuyan adamın suratına konmuş olduğunu görünce, o koca değirmen
taşını alıp sineği ezmek için adamın suratına fırlattı. Taş uyuyan adamın
suratını paramparça etti. Bu mesele de bütün aleme yayıldı; Aptalın sevgisi
şüphesiz ayının sevgidir. Kini sevgidir, sevgisi kin. Ahdi gevşek, zayıf ve
bozuk sözü büyük, vefası artık. Ant içse bile inanma. Eğri sözlü adam andını da
bozar. Madem ki yeminsiz sözü yalan. Hilesine yeminine inanma. Onun nefsi
beydir, aklı esir farz et ki yüz binlerce defa Mushaf'a yemin etmiş olsun!
Mademki yeminsiz ahdi bozuyor, yemin etse onu da bozar. Çünkü nefsi ağır yeminle
bağlanan nefis bundan daha ziyade daralır, perişan olur. Bu bir esirin hakimi
bağlanmasına benzer. Hakim o bağı, kölesinin kafasına fırlatıp atar. Nefis de o
yemini, kendisine esir olan adamın suratına vurur. Sen onunahitlerinize vefa
edin” hükmünden el yıka.Yeminlerinizi koruyun, ahitlerinizde durun” hükmünü ona
söyleme. Kiminle ah ettiğini bilen tenini iplik haline kor, o ahdin etrafında
dolanır, o ahdi örer durur.
2.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|