|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 2-
HÜTHÜD İLE BELKIS
Belkıs'a yüzlerce rahmet olsun. Tanrı, ona yüzlerce erkeğin
aklını vermişti. Bir hüthüt kuşu, Süleyman'dan birkaç satırdan ibaret bir mektup
getirdi. Belkıs okudu. Elçinin getirdiği o şümullü nükteleri hor görmedi. Gözü
hüthütü gördü, gönlü onun Anka olduğunu anladı. Duygusu onu bir köpekten ibaret
gördü, gönlüyse bir derya. Akıl, bu iki renkli tılsımlar yüzünden Muhammet'le,
Ebucehil'lerin savaştığı gibi duygu ile savaşır durur. Kafirler Ahmet'i beşer
gördüler. Çünkü onun ayı böldüğünü görmemişlerdi. Hisse ait gözüne toprak serp.
His gözü, akla da düşmandır, dine de. Tanrı duygu gözüne kör dedi, putperest
dedi, bizim zıddımız dedi. Çünkü o köpüğü gördü de denizi görmedi. Bu demi gördü
de yarını görmedi. Bu günün sahibi de odur, yarının sahibi de. Her ana sahip
olan, önünde durup durur de o, hazineden bir pul bile görmez. Bir zere bile o
güneşten haber verir ve güneş; o zerreye kul, köle kesilir. Birlik denizinin
elçisi olan katra ya yedi deniz esir olur. Bir avuç toprak bile onun yüzünden
çevikleşirse felekler, o, bir avuç toprağın önüne baş koyar. Ademin toprağı
tanrıdan çevikleşince Tanrı melekleri o toprağın önünde secde ettiler. Göğün
yaratılması neden di? Toprakla olan münasebeti kaldıran, müşkülleri halleden bir
gözden. Toprak, kesafeti yüzünden suyun dibine gider. Öyle olduğu halde toprağa
bak ki çevikleşti, süratle arşı bile geçti. Bil ki o letafet sudan değildir,
ancak verici ve eşsiz, örneksiz yaratıcının ihsanından,. Dilerse havayı, ateşi
aşağılatır, dilerse dikeni gülden üstün eder. Tanrı hükmedicidir, dilediğini
yapar. Derdin ta kendisinden deva yaratır. Havayı, ateşi aşağılatırsa onları
karartır, bulandırır, ağırlaştırır. Yeri ve suyu yüceltirse kainat yolunu
ayaklarıyla arşınlarlar, yürürler. Gayrı tamamıyla anlaşıldı ki dilediğini
yüceltir, toprağa mensup olana Kanatlarını aç” der. Ateşe mensup olana der
ki:yürü, iblis ol, yedinci kat yerin altında şeytanlık et. Ey topraktan
yaratılan adam, sen de yürü, Süha yıldızını bile geç. Ateşten yaratılan iblis,
sen de yerin dibine git. Ben dört tabiat ve illet-i şla değilim. Her şeyi
tasarruf etmede Baki ve daimiyim .İşim illetsiz, sebepsiz ve dosdoğrudur. Ey
kötü düşünceli; takdirim, sebebe bağlı olamaz. Bir vakit olur,adetimi
değiştirir, bir vakit olur, bu tozu yatıştırırım. DenizeDurma, hemencecik
ateşlerle dol” derim. AteşeHaydi, gül bahçesi kesil” diye emrederim. Dağa derim
ki:Pamuk gibi hafifleş! Göğe derim ki: Göze baş aşağı görün” GüneşeEy güneş,
ayla birleş” der, ikisini de iki kara bulut haline getiririm. Güneş çeşmesini
kurutur, kan çeşmesini, sanatımla misk haline getiririm” Tanrı güneşle ayın
boyunlarına boyunduruk vurur, onları iki kara öküz gibi bağlayıverir.
Kuran okuyan biri, Kuran'danMaüküm gavra” yanisuyu
kaynağından keser, yerin derinliklerinde gizler, kaynakları kurutur, kupkuru bir
hale getirirsem, benim gibi ihsanda, ululukta misalsiz olan tek Tanrıdan başka
kim vardır ki suyu tekrar kaynağına getirebilsin?” ayetini okuyordu. Bir hor,
hakir felsefeci, bir aşağılık mantıkçı, mektep yanından geçerken, bu ayeti duyup
hoşuma gitmedi. Dedi ki:Suyu külünkle biz çıkarırız. Belin kazmanın darbesiyle
ta yerin dibinden kaynatırız” Gece uyudu, rüyada aslan gibi bir adam gördü. O
adam felsefeciye bir tokat vurdu. İki gözünü de kör etti. Dedi ki:ey kötü kişi
eğer doğrucuysan, gözün doğruysa bu iki göz kaynağını da, haydi kazma ile nur
landır” gündüzün felsefeci sıçrayıp uykudan kalktı. Gördü ki iki gözü de kör
olmuş, iki gözünün nuru da sönmüş! Eğer ağlayıp inleseydi, eğer tövbe ve
istiğfar etseydi mahvolan nur Tanrı keremiyle yine zuhur ederdi. Fakat istiğfar
etmek de elde edilir. Tövbe zevki, her sarhoşun mezesi olmaz. Yapılan işlerin
çirkinliği, küfür ve inkarın şomluğu, onun gönlüne tövbe gelmesine mani
oluyordu, tövbe yolunu bağlamıştı. Gönlü katılıkta taşa dönmüştü. Tövbe onu ekin
ekmek için nasıl yarabilir? Nerede Şuayb gibi biri ki duasıyla dağı, ekin ekmek
üzere toprak haline getirsin. Halil'in niyazı ve inanışı yüzünden güç ve
olmayacak iş mümkün oldu. Yahut Mukavkıs'ın Peygamberden dilemesi üzerine taşlık
yer gayret güzel bir tarla haline geldi. Bunlar gibi o kötü adamın inkarı da
aksine olarak altını bakır haline getirir. Sulhu savaş yapar. Bu kötü kişi
çarpma kehribarıdır. Kabiliyetli toprağı bile taş topaç yapar. Her gönle secde
için izin yok, her ücretlinin ücreti rahmet değil. Kendine gel detövbe eder,
tanrıya sığınırım” diye cürümde bulunma, günah etme. Tövbeye de bir parlaklık
gerek. Tövbeye de bir şimşek bir bulut şart. Meyvenin olması için hararet ve su
lazımdır. Bunun için de bulut ve şimşek icabeder. Gönül şimşeğiyle iki göz
bulutu olmadıkça tehdit ve hışım ateşi nasıl yatışır? Vuslat zevkinin yeşilliği
nasıl yetişir, kaynaklardan arı, duru su nasıl coşar? Gül bahçesi; yeşilliğe
nasıl sır söyler, menekşe nasıl olur da yaseminle ahdedebilir? Çınar, dua için
nasıl el açar, ağaç havada nasıl baş sallar? Çiçek bahar mevsiminde ( renklerle,
kokularla dolu olan) eteğini nasıl serper? Lalenin yüzü nasıl kan gibi kızarır?
Gül, kesesinden nasıl altın saçar? Nasıl olur da bülbül gülü koklar; üveyik
kuşu, bir istekli gibi Kü-kü nerede, nerede” diye öter? Nasıl olur da
leyleklek, lek – senin sesin” sesini canla, başla çıkarır. Ey yardımı dilenen
Tanrı, senin de ne demek? Zaten her şey senin mülkünden ibaret. Nasıl olur da
yaprak, içteki sırları gösterir? Nasıl olur da bahçe gökyüzü gibi aydınlanır? Bu
güzel ve ağır elbiseleri nereden getirdiler? Hepsini de kerem sahibi Tanrıdan
hepsini de merhamet sahibi Tanrıdan! O letafetler, bir güzellik nişanesidir, o
nişane de ibadet edici bir erin ayak izi. Padişahtan nişane gören sevinir.
Görmeyene gelince, uyanıp kendine gelemez. Elest deminde Rabbini görüp sarhoş
olarak kendinden geçen kişinin ruhu bu gün de Rab bini görür, kendinden geçer.
Şarap kokusunun şarap içen tanır. Şarap içmeyen şarap kokusunu ne bilsin?
Hikmet, müminin kaybolmuş devesine benzer, Hikmet, teşrifatçı gibi adamı
padişahla görüştürür. Rüyada güzel yüzlü birisini görürsün, o sana vade verir,
alametler söyler. Muradın olacak, nişanesi de bu: Yarın sana filan kişi gelecek.
Onun bir alameti atlı oluşudur. Bir alameti de şu; Seni görünce kucaklayacak.
Bir alameti de seni görünce gülmesi, diğer bir nişanesi de sana karşı el
kavuşturmasıdır. Diğer bir alameti de şudur ki: Heveslenip bu rüyayı yarın hiç
kimseye söylemeyeceksin. Bu alamet, Yahya'nın babasına da gösterilmiş, ona daüç
güne kadar kimseye bir söz söylemeye muktedir olamazsın.
Üç geceye dek iyiden kötüden bahsetme, sus. İşte bu senden
Yahya adlı bir çocuk olacağına alamettir. Üç gün konuşma. Bu susmak senin
maksadına erişeceğine delalet eder. Kendine gel. Bunları dile getirme. Bu sözü
gönlünde gizli tut” denmişti. Sana da bu alametleri şeker gibi tatlı, tatlı
söyler. Hatta bunlar nedir ki? Daha yüzlerce nişaneler var. Bu rüya; durmadan
dinlenmeden biteviye Tanrıdan dilediğin saltanata, istediğin makama erişeceğine
alamettir. Olması için uzun gecelerde ağlayıp inlediğin seher çağlarında niyaz
ettiğin muradına, eline girmedikçe günlerini karatan, boynunu iğ gibi incelten
maksadına erişeceğine delalet eder. Temiz erler nasıl varını, yoğunu verdin,
Malını, mülkünü, uykunu feda ettin, yüzünün rengi kaçtı, hatta başından bile
geçtin, bir kıl gibi kaldın; Nice demdir ödağacı gibi ateşlere atıldın. Kaç
kereler miğfer gibi kılıç önüne gittin! Bunlar yüz binlerce biçarelikler,
aşıkların huyudur. Bunlar, sayıya gelmez ki! Geceleyin bu rüyayı görünce gündüz
oldu mu o ümitle günün aydınlanır. O alametler nerede acaba diye gözünü sağa,
sola çevirir durursun. Eyvah, gün geçer de o alametler zuhur etmezse diye yaprak
gibi titrersin. Mahallelerde, pazarlarda buzağsını kaybetmiş adam gibi koşarsın.
Birisibaba, hayrola, ne koşup duruyorsun? Burada bir şey mi kaybettin,
kaybettiğin ne” dese,hayırdır ama bana. Benden başka kimsenin bilmesi caiz
değil. Söylersem bana gösterilen nişaneler kaybolur. Onlar kayboldu mu ben,
öldüm gitti” dersin. Her atlının yüzüne dikkatle bakarsın. Baktığın adam,
sanaBana deli gibi bakma be”der. Ben, bir sahip kaybettim. Onu aramaya yüz
tuttum. Ey atlı, devletin daimi olsun. Aşıklara acı, onları mazur tut” dersin.
Madem ki gayretle aradın dikkatle baktın, bu işe adamakıllı sarıldın. Elbette
bulursun. Bir işe ciddi bir suretle sarılan yanılmaz demişler. Ey iyi bahtlı,
ansızın atlı gelir, seni sımsıkı kucaklar. Sen kendinden geçer, dostlarından
ayrılırsın. Bu işten haberi olmayan daİşte sana riyakar, işte sana münafık!”
der. Ne bilsin o, kendisinden geçen kişinin coşkunluğu nedir? Bu kimin vuslatı
nişanesi? Bilmez ki Bu nişane gören kişinin hakkındadır. Başkasına bu nişane
nereden zuhur edecek? Âşığa her an, ondan bir nişane görünmekte Canına can
katılmaktadır. Sanki çaresiz kalmış balığın önüne su gelmiş, bu nişaneler, o
kitabın delilleridir. Peygamberlerde olan nişaneler de aşina olan cana
mahsustur. Bu söz noksan kaldı, bir karara bağlanmadı. Gönlüme malik değilim ki
mazur gör.! Zerreleri kim sayabilir ki? Hele saymaya kalkışan, aklını aşka
kaptırmış bir adam olursa! Bağdaki yaprakları keklik ve ötüşleri sayabilir
miyim? Bunlar sayıya gelmez ama ben sınanmış adamı ir şadetmek için sayıyorum.
Zuhal yıldızının nuhusiyetiyle müşterinin saadeti saymaya kalkışan da sayıya
sığmaz. Fakat böyle olduğu halde bu ikisinin bazı tesirini yani zarar ve
faydalarını anlatmak yine lazımdır. Bu suretle kaza ve kaderin eserlerinden cüzi
bir miktarı saadet ve nuhuset ehlince anlaşılmış olur. Talihi müşteri olan kişi,
neşesinden, ululuğundan sevinir; Talihi Zuhal olan da şer işlere düşmemek için
yaptığı şeyler de ihtiyat etmek lüzumunu anlar. Yıldızı Zuhal olan kişinin
ahvalini tamamıyla söylesem zavallı,o yıldızının ateşinden yanar. Padişahımız,
bizetanrıyı anın” diye ruhsat ve müsaade verdi; bizi ateş içinde gördü de nur
ihsan etti. Dedi ki:Filvaki ben, sizin beni anmanızdan müstağniyim. Beni tasvir
etmek, övmek, anmak layık değil. Fakat tasvire, hayale kapılan bizim zatımızı
misalsiz, tasvirsiz anlayamaz” Cisme mensup anış nakıs bir hayaldir. Padişahlara
layık olan tavsif, cismani anışlardan arınmıştır. Birisi padişaha,Çulha
değildir” dese bu ne biçim medih? Yoksa padişahın çulha olmadığını bildirmiyor
mu ki?
2.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|