|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 2-
İFLASI SABİT OLUNCAYA
KADAR
Elbette çünkü o güzellik ona
ariyetti. O güzelliği yavaş ,yavaş alıyor, taze fidan gitgide kuruyor. Var,
Yaşattıkça kuvvetlerini azaltır” ayetini oku da gönül iste, kemiğe gönül
verme. Çünkü o gönül güzelliği, baki güzelliktir. O güzellik devleti, Abıhayata
sakidir. Esasen abıhayat da kendisidir, saki de kendisi, sarhoş da. Tılsımın
bozuldu mu üçü birleşir. Fakat bu birliği kıyas yoluyla bilemezsin. Kulluk et ey
kendini bilmez, saçma sapan söylenme. Senin mana sandığın surettir, eğretidir.
Sen kendince övünüp seviniyorsun! Mana odur ki seni senden alır; suretten
müstağni kalır. Seni kör ve sağır eden, insanı, surete bir kat daha aşık
eyleyen, mana olamaz. Köre nasip olan, ancak gam arttıran hayallerdir. Gözün
nasibi bu fani hayallerden ibarettir. Körler, Kuran'ın harflerini
ezberlemişlerdir. Eşeği görmezler de semeri dövüp dururlar! Gözün açıksa kaçan
eşeği gör; ey puta tapan, niceye dek semercilik?! Eşeğin oldukça semer de
mutlaka az çok gelir. Eşeğin sırtı hem dükkandır, hem mal, hem mal kazanılacak
yer. Kalbinin incisi, yüzlerce kalbe sermayedir. Ey boşboğaz, eşeğe çıplak bin.
Peygamber, çıplak binmedi mi? Peygamber, çıplak eşeğe bindi. Yaya yürüdü de
denmiştir. Eşek nefsin kaçıyor, onu bir kazığa bağla. Ne zamana kadar işten,
yükten kaçacak? İster yüz yıl olsun, ister otuz yıl. Mutlaka sabır ve şükür
yükünü yüklemeli. Hiç bir suçlu başkasının suçunu çekmedi. Hiçbir kimse ekmeğini
biçmedi. Ekmeğini biçmeyi dilemek ham tamahtır, oğul, o ham tamaha kapılma. Ham
şey yemek insana hastalık verir. Birisi bir define buluverir; ben de onu
istiyorum., dükkanla,alışverişle ne işim var? Der. Baht işi bu, fakat nadirdir.
Tende kudret oldukça çalışıp kazanmak gerek. Çalışıp kazanmak define bulmaya
mani değil ya. Sen işten kalma da nasibinde varsa define de arkandan gelsin.
Böyle yap kiEğer” illetine uğramayasın,Eğer şunu yapsaydım, yahut bunu
yapsaydım” deyip tereddüde düşmeyesin. Çünkü halkla hoş geçinen peygamberEğe
demeyi menetti,Onu söylemek münafıklıktandır” dedi. O münafık da eğer” derken,
işi şarta bağlarken öldü, bu şarta bağlayıştan öbür dünyaya ancak hasret
götürebilirdi! Bir yabancı adam, acele bir ev arıyordu. Bir dostu onu harap bir
eve götürüpEğer tavanı olsaydı benim yanı başımda ev sahibi olur, otururdum.
Evde bir oda daha olsaydı çoluğun ,çocuğun rahat ederdi” dedi. Adam dedi ki:
Evet, dostlara bitişik komşu olmak iyi, fakatEğer” de oturmaya imkan yok!”
Bütün alem, hoşluğu ister, bu yüzden de ateş içindedir. İhtiyar olsun, genç
olsun herkes altın ister. Fakat herkesin gözü kalp parayı altından fark edemez
ki. Halis altın kalp akçaya bir ziya, bir parıltı vermiştir. Fakat ayar
olmadıkça zan ile altını seçmeye kalkışma. Ayarın varsa altın seç, yoksa yürü,
kendini bilen bir kişiye teslim et. Yahut da ruhundan mehenk olmalı. Bilmiyorsan
yapayalnız yola üşüp ilerleme. Yolda gulyabaniler vardır, sesleri bildik sesine
seni mahvetmeğe çeken tanıdık sesine benzer.Ey kervan halkı, buraya gelin, işte
yol, iz buracıkta” diye bağırırlar. Yolda gulyabaniler vardır, sesleri bildik
sesine seni mahvetmeğe çeken tanıdık sesine benzer Ey kervan halkı, buraya
gelin; işte yol, iz buracıkta” diye bağırırlar Gulyabani kervan halkını yok
etmek, onları da yok olanlara katmak için birer, birer adlarıyla çağırır.
Çağrılan kişi, oraya varınca bir de bakar ki karşısında kurt, aslan. Ömrü zayi
olmuş, yol uzun, gün de geçiyor.! Ey iyi huylu kişi, gulyabani sesi nasıldır?
Mal isterim, mevki isterim, şeref, isterim!” işte böyle. İçimden bu sesleri
menet de sırlar keşfedilsin.
Tanrıyı an da gulyabanilerin
seslerini mahvet. Nergis gibi olan gözünü bu gergese karşı kapa. Subhu sadıkı,
subhu kazipten, şarabın rengini kadehin renginden ayırdet ki. Bu sabır ve
sebatla şu yedi renkli zahiri gözden başka bir göz elde edersin. O gözle bu
renklerden başka renkler, taşlar yerine mücevherler görürsün. Hatta gevher nedir
ki? Sen, kendin bir deniz olur, göklerde seyreden bir güneş kesilirsin. İş
sahibi, iş yurdun da gizlidir. Yürü, onu ancak iş yurdunda apaçık görürsün.
Madem ki iş yurdu; iş sahibinin mekanıdır, dışarıda kalan gafildir. O halde iş
yurduna, yani yokluğa gel ki sanatı da sanatkarı da bir arada göresin. Madem ki
iş yurdu;apaçık görüş yeridir, tabii iş yurdundan dışarısı da hicap mahallidir.
İnatçı Firavun, varlığa yüz tuttu çünkü, onun yerini görmüyordu. Hulasa kaderi
değiştirmek istiyor, kazayı savuşturmak arzusunda bulunuyordu. Kaza da o
hileciye bıyık altından kıs, kıs gülmekteydi. Tanrının hükmünü, Tanrının
takdirini bozmak için yüz binlerce çocuk öldürttü. Bu suretle Musa Peygamberin
zuhuruna mani olmak istiyordu., boyuna binlerce zulüm aldı, binlerce kana girdi.
O kadar kan döktü ama Musa, yine doğdu ve onu kahretmek için hazırlandı, Eğer
zevali olmayan Tanrının sanat yurdunu görseydi eli, ayağı kurur, hile yapamazdı.
Musa, onun evinde rahatça yaşadığı halde o, dışarıda beyhude yere çocukları
öldürüp durmaktaydı. Tenini besleyip yetiştiren; nefsine hizmet eden, sonra da
başkalarının kendisine haset ettiğini,düşmanlıkta bulunduğunu sanan kişi gibi.
Bu, benim düşmanım, şu bana haset ediyor, der durur, halbuki kendisine haset
eden, kendisine düşman olan o tendir,kendi nefsidir. O, adam Firavuna benzer,
bedeni de Musa'ya. Böyle olduğu halde dışarıdaNerede düşman?” diye koşmaktadır.
Nefsi ten evinde nazla, naimle beslenmektedir. Kendisi başkalarına kin güdüp
elini ısırmakta.
2.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|