|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 2-
İFLASI SABİT OLUNCAYA
KADAR
Evsiz barksız, kimsiz,kimsesiz bir müflis vardır. Zindana
düşmüş, amansız bağlara giriftar olmuştu. Bir bahane bulup zindandakilerin
yiyeceklerini yerdi. Tamahı yüzünden halkın gönlüne Kafdağı gibi ağır
gelmekteydi. Şerrinden kimsenin bir lokma ekmek yemeye kudreti yoktu. Çünkü
hemen ucundan tutup kapardı. Tanrı davetinden uzak olan, sultan bile olsa gözü
açtır. O adam da mürüvveti ayak altına almıştı. O lokma kapıcının yüzünden bir
cehennem kesilmişti. Bir rahata kavuşurum ümidiyle nereye kaçsan orada önüne bir
afet çıkar. Afetsiz, felaketsiz hiçbir köşe yoktur. Tanrının halvet yerinden
başka hiçbir yerde dinlenmek, rahata kavuşmak mümkün değildir. Kurtulmaya hiçbir
çare olmayan bu dünya zindanının ayakbastı parası alınmayan, hapishane dayağı
atılmayan bir bucağı yoktur. Vallahi fare deliğine girsen yine bir kedi
pençeliye çatarsın. Ademoğlu, hayalle gelişir. Hayalleri güzelse onunla
rahatlaşır. Yok... Eğer gözüne kötü hayaller görünürse ateşten eriyen mum gibi
erir gider. Yılanların akreplerin içinde bile olsan tanrı, seni güzel hayallerle
avutursa, Yılanlar, akrepler sana munis olur. Çünkü , hayalin, aşağılık şeyleri
altın yapan bir kimyadır. Sabır, güzel hayallerle tatlılaşır. Çünkü her şeyden
evvel içinde bulunduğun sıkıntıdan kurtulma hayaline düşersin. O, kurtuluş
ümidi, içteki imandan gelir. İman zayıflığından da ümitsizliğe, iç sıkıntısına
uğrarsın. Sabır, iman yüzünden baş tacı olur. Bundan dolayıdır ki sabrı
olmayanın imanı da yoktur. Peygamber Tanrı, gönlünde sabrı olmayana iman da
vermemiştir.” Dedi. O, senin gözüne yılan gibi görünür ama ötekinin gözüne güzel
görünür. Çünkü senin gözünde onun küfrünün, kötülüğünün hayali
var, halbuki dostun gözünde onun müminlik hayali cilve etmekte. Görüyorsun ya..
Bu bir kişide iki iş de var. Gah balık oluyor, gah olta! Yarısı mümin, yarısı
kafir. Yarısı hırs, yarısı sabır! Tanrınınİçimizde mümin var de var, kafir ve
eski putperest de” dedi. Öküz gibi... yarısı kara, yarısı ay gibi bembeyaz. Bu
yarısını gören onu almaz, öbür tarafını gören almak ister, üstüne düşer. Yusuf,
kardeşinin gözünde canavar gibiydi, fakat yine o Yusuf, Yakub'un gözüne huri
gibi geliyordu. Fer'e ait göz, kötü hayal yüzünden onu çirkin gördü, asli gözse
ortada yoktur. Zahiri gözü, o asli gözün gölgesi bil. O ne görürse bil ki, bu da
onu görür. Sen bir mekandasın, aslın lamekandır. Bu dükkanı kapa da o dükkanı
aç. Altı cihete kaçma, çünkü o cihetlerde altı kapı vardır. Tavlada altı kapı da
alındı mı karşıda ki mat olu! Mat. Zindandakiler, Kadının anlayışlı vekiline
şikayet ederek dediler ki:Hemen bizim selamımızı kadıya götür, bu aşağılık
adamdan incindiğimizi söyle. O, boşboğaz, obur ve muzır herif, bu zindanda kalıp
duruyor. Kötü ve çirkin huyu yüzünden sinek gibi çağrılmadan selamsız,sabahsız
her yemeğe konmada. Altmış kişinin yemeği ona yetişmiyor. Ne kadar söylesek
vurdumduymazlıktan geliyor. Yüzlerce hileli tedbirlerle sofraya oturdu mu
zindandakilere bir lokma bile kalmıyor. Sofra serildi mi o cehennem boğazlı
herif hemen gelip oturuyor. Delili de şu: Tanrı, yiyin dedi! Üç yıllık kıtlığa
benzeyen bu adamdan elaman . Efendimizin ömrü ebedi olsun! Ya bu sırrı zindandan
defolup gitsin, yahut doyması için vakıftan bir maaş tayin edilsin. Ey hem
erkeğin, hem kadının memnuniyetini kazanan, bize imdat eyle imdat!”Tatlı sözlü
vekil, kadının yanına gelip halkın şikayetlerini bir ,bir anlattı. Kadı, o adamı
zindandan çağırttı. Kendi adamlarından da işi tahkik etti. Zindandakilerin
şikayetlerinde haklı olduklarını anladı.Hemen zindandan git; sahipsiz kalası
herif, var evine yıkıl!” dedi. Herif dedi ki:Benim evim, barkım, senin
ihsanından ibaret. Kafir gibi, zindanın bana cennettir.
Eğer beni zindandan sürersen
yoksulluktan, ihtiyaçtan öldüm gitti! İblis gibi, Yarabbi, beni kıyamete kadar
yaşat. Ben bu dünya zindanında rahatım. Beni yaşat da düşmanımın evladını
tepeleyeyim. Kimin imandan nasibi varsa , kimin yol için bir lokma ekmeği
mevcutsa, Ondan, o azığı o, ekmeği gah hile, gah hud'a ile alayım da
pişmanlıktan feryada başlasın. Onları bazen yoksullukla korkutayım, bazen
güzelliğin saçlarıyla, benleriyle gözlerini bağlayayım. Dedi. Bu zindanda iman
azığı azdır. Bu azığa sahip olanlar da köpeğin korkusundan ıstırap içindedir.
Namazdan, oruçtan, yüz türlü çaresizlikten meydana gelen zevk azığını da gelip
birden alır, götürüverir. Tanrı Şeytanından Tanrıya sığınırım; ah, onun
azgınlığından helak olup gittik! Bir köpek ama binlerce kişiye saldırmada, kime
saldırır, kimin kanına girerse o adam da Şeytan kesiliverir. Kim seni haktan,
hakikatten soğutursa bil ki Şeytan o adamın içindedir. Derisinin altında
gizlenmiştir. Böyle bir adamın içine girip, böyle bir adamın suretine bürünüp
seni aldatmazsa hayaline girer de seni o hayalle kötülüğe sevk eder. Seni gah,
gezip eğlenme, gah dükkan açıp alışveriş etme, gah ilim öğrenme, gah ev bark
kurup çoluk çocuk sahibi olma hayallerine düşürür. Kendine gel hemenlahavle” de.
Ama sade dille değil; candan gönülden! Kadımüflisliğini ispat et” dedi.
Adam,İşte bütün zindandakiler tanık” deyince. KadıOnlar, senden şikayetçi.
Senden kaçıp kurtulmak istiyorlar, senin elinden kan ağlıyorlar. Senden
kurtulmak istedikleri için yalan yere şahadette bulunabilirler” dedi. Mahkemede
bulunanların hepsi Biz onun hem müflisliğine,hem kötülüğüne şahidiz”dediler.
Kadı, o adamı kime sorduysa Efendim, bu müflisten elini yıka,bundan hayır
gelmez” dedi. Kadı dedi ki:bu müflis fazlasıyla da dolandırıcı bir adam diye
şehri alenen dolaştırın. Tellallar, yer ,yer bağırıp onun müflisliğini her
tarafta ilan etsinler. Kimse ona veresiye bir şey satmasın, kimse ona bir mangır
bile borç vermesin. Birisi hilesine uğrar da o yüzden davaya kalkışırsa artık
onu hapse atmam. Çünkü iflası bence sabit olmuştur. Elinde ne parası var,ne
pulu!” dedi. Ademoğlu da iflası sabit oluncaya kadar bu dünya hapishanesinde
kalır. Tanrımız da İblisinin müflisliğini Kur'anla bize bildirmiş, her tarafa
yaymıştır. O hilekar,müflis ve kötü sözlüdür. Onunla hiçbir suretle ortak olma,
oyuna girişme. Alışverişe girişirsen kar edemezsin, çünkü o müflistir, ondan
nasıl olur da bir şey elde edebilirsin? Diye anlatmıştır. İş bu dereceye gelince
odun, satan bir Kürdün devesini getirdiler. Zavallı Kürt, hayli feryadetti,
hatta memura para verdi, fakat kar etmedi. Devesini çağından akşama kadar
aldılar. Feryat ve figanına aldırış etmediler. O müthiş kıtlığı deveye
bindirdiler. Deve sahibi de devenin ardından gitmekteydi. Taraf, taraf yer, yer
gezdirip bütün halka teşhir ettiler. Her hamamın, her çarşının önünde biriken
halk ona bakıyordu. Türk, Kürt, Rum, Arap ve sair milletlerden sesi gür olan
tellallar da kendi dillerince,Bu müflistir, hiçbir şeyi yoktur. Ona hiçbir kimse
bir pul bile ödünç vermesin. Zahiren, batınen bir habbesi bile yok. Müflisin
biri, kalpın biri, kötü adamın biridir; bir hile, hud'a kabıdır. Kendinize
gelin, aklınızı başınıza alın, onunla arkadaşlık etmeyin. Size satmak için bir
öküz bile getirse mutlaka çalmıştır,öküzü hemen tutup bağlayın. Eğer aldanır da
bu herifi davaya kalkışırsanız ben bu ölü herifi zindana atmam. Bu herif, tatlı
sözlüdür, boğazı da pek boldur. Üstündeki libas yenidir ama içindekiler
paramparça. Hile için o elbiseyi giyerse bilin ki kendisinin değildir, halkı
aldatmak için giymiştir” diye bağırıyorlardı.
Ey temiz kalpli, hakim olmayan
kişinin dilindeki hikmet sözünü de iğreti elbise bil! Hırsız, bir güzel elbise
giyse bile o eli kesik, senin elini nasıl tutar, sana nasıl yardım edebilir?
Akşam vakti müflis deveden inince Kürt dedi ki:Evim uzak, vakit de geç. Kuşluk
çağından beri deveye bindin. Arpadan vazgeçtim,hiç olmazsa bir avuçtan az bile
olsa biraz saman ver!” MüflisŞimdiye kadar niçin gezip dolaştık? Aklın nerede?
Hiç anlamadın mı? Müflis olduğuma dair davul çaldılar, sesi yedinci kat göğe
kadar vardı; duymadın mı? Kulağın galiba ham tamahla dolu. Tamah insanı sağır ve
kör eder. Bu sözleri kerpice, taşa kadar her şey işitti.Bu kaltaban müflistir,
müflis” diye bağırıp durdular.” Dedi. Bu sözü akşama kadar söylediler de
devecinin kulağı tamahla dolu olduğundan duymadı. Kulakta, gözde Tanrı mührü
var; işitmiyor,duymuyor. Yoksa hicaplarda nice suretler var, sesler var! Tanrı
güzellikten, kemalden, cilveden hangisini isterse göze onu gösterir; Güzel
sesten, müjdelerden,coşkun ve neşeli sözlerden hangisini dilerse kulağa onu
duyurur. Sen şimdi, ondan gaflettesin ama ihtiyaç vaktinde Tanrı onu izhar eder.
Peygamber Kadri yüce Tanrı, her derde bir derman yarattı” demiştir. Fakat sen,
onun fermanı olmadıkça o dermandan derdine yarayacak bir renk göremez, bir koku
duyamazsın. Ey çarelere başvuran, ölünün gözü nasıl cana bakarsa sen de gözünü
Lamekan alemine çevir, aklını başına al. Varlık alemi çarelerle doludur da
Tanrı, bir yere perde çıkmadıkça yine çare yok! Bu cihan, cihetsiz Lamekan
aleminden meydana gelmiş, bu cihana lamekan aleminden bir mekan verilmiştir.
Tanrıyı candan gönülden istiyorsan varlıktan yokluğa dön. Bu yokluk, gelir
yeridir; ondan kaçınma. Bu varlık da çok olsun az olsun, gider yeridir! Tanrı
sanatının tezgah evi, mademki yokluktur... O halde tezgah evinin dışında ne
varsa değersizdir. Ey Hilim sahibi Tanrı; bize, duyanın insafa gelip kabul
edeceği ince sözler hatırlat. Dua da senden, icabet de. Emniyet de senden korku
da. Yanlış söylediysek düzelt. Ey söz sultanı,düzeltme de senden. Öyle bir
kimyan var ki onu değiştirebilir, kan ırmağıysa Nil haline getirirsin. Bu çeşit
tebdil edişler, senin işin, bu türlü iksirler senin sırlarındır. Suyu toprağı
birbirine kattın; sudan topraktan adem teninin suretini düzdün. Sonra onu
karıya,dayıya,amcaya,binlerce düşünceye, neşeye ve gama kattın. Daha sonra da
bazılarına hürlük verdin; bu gamdan, bu neşeden kurtardın: Kendisinden, soyundan
halas etti, her güzeli, gözüne çirkin gösterdin. Böyle adam, his alemine mensup
ne varsa reddeder, görünmeyene dayanır. Aşkı meydandadır da maşuku gizli. Zahiri
sevgili de, cihanda o gizli maşukun bir imtihanından ibaret. Bunu bırak, surette
olan aşklar mutlaka surete ve güzel kadına değildir. İster bu cihanın aşkı olsun
ister o cihanın aşkı . Hakiki maşukta suret yoktur. Hakikaten surete aşıksan
sevgili ölünce onu niye terk ediyorsun? Sureti yine yerinde, bu terk ediş neden?
Aşık iyice ara, maşukun kim? Sevgili hisle idrak edilseydi her hisle idrak
edilene aşık olurdum. Vefa, aşkı artıyorsa,suret nasıl olur da vefayı
değiştirir? Güneşin ziyası duvara vurdu, duvar kendinden olmayan bir parlaklık,
bir ziya elde etti. Ey temiz ve saf kişi neden bir kerpice gönül veriyorsun?
Ebedi olan bir aslı iste. Ey kendi aklına aşık olan ve kendisine surette
tapanlardan üstün gören! Hissine hakim olan, akıl ziyasıdır. Bunu, bakırının
üstündeki altın bil. İnsanlardaki güzellik, altın yaldızdır. Öyle olmasaydı
nasıl olurdu da sevgilin kart bir eşek haline gelirdi? Melek gibiyken Şeytana
döndü ya.
Sonraki sayfaya devam
2.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|