|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 5-
AHIRDAKİ CEYLAN
Avcının biri, bir ceylan tuttu.
O merhametsiz herif, ceylanı ahıra kapattı. Ahır, öküzlerle, eşeklerle doluydu.
O herif de ceylanı, zalimler gibi bu ahıra hapsetti. Ceylan, ürkekliğinden her
yana kaçmakta idi. Avcı, geceleyin eşeklere saman veriyordu. Her öküz, her eşek,
açlığından samanı şeker gibi yiyor, şekerden de hoş buluyordu. Ceylan, gah bir
yandan bir yana kaçıyor, gah tozdan, dumandan yüzünü çeviriyordu. Kimi, zıttı
ile bir araya koyarlarsa onu, ölüm azabına uğratmış olurlar. Süleyman da Hüthüt,
gitmeye mecbur olduğuna dair kabul edilebilecek bir özür getirmezse, ya onu
öldürürüm yahut da sayıya gelmez bir azaba uğratırım demişti. Ey güvenilir kişi,
düşün, o azap hangi azap? Kendi cinsinden olmayanlarla bir kafese kapatılmak! Ey
insan, bu kafeste azap içindesin. Can kuşun, seninle cins olmayanlara tutulmuş.
Ruh, doğan kuşudur, tabiatlarsa kuzgundur. Doğan kuşu, kuzgunlarla baykuşlardan
yaralanır. İşte can kuşu da, Sebzvar şehrindeki Ebubekir gibi onların arasında
zari, zari ağlayıp inleyerek kalakalmıştır. Muhammet Alp Ulug Harzemşah, tamamı
ile mahvolmuş Sebzvar'lılarla savaşa girmişti. Askerlerini sıkıştırdı. Ordusu,
düşmanları öldürmeye koyuldu. Şehirliler aman diye huzuruna gelip secde ettiler.
Kulağımıza küpe tak, bizi kul et, tek canımızı bağışla. Sana lazım olan her
vergiyi her hediyeyi verelim, onu her yıl çoğaltalım. Ey aslan huylu canımız
senin,bir zamancağız onu bize emanet bırak dediler. Padişah bana Ebubekir adlı
birisini getirmezseniz canınızı kurtaramazsınız. Şehrinizden Ebubekir adlı
birini bana armağan olarak sunmazsanız, size kötülük eder, sizi ekin gibi keser
biçerim. Ne vergi alırım, ne afsun dinlerim dedi. Yoluna altın dolu bir çuval
getirip, bu şehirden Ebubekir adlı birini isteme. Sebzvar'da nasıl olurda
Ebubekir bulunur? Hiç dere içinde ıslanmamış toprak parçası bulunur mu? Dediler.
Padişah altından yüz çevirip “A mecusiler” dedi, Ebubekir adlı birisini armağan
olarak getirmedikçe fayda yok. ben çocuk değilim ki altına, gümüşe hayran
olayım.” Ey zebun kişi sende secde etmedikçe kıçınla mescidi silip süpürsen
kurtulamazsın. Şehirliler, sağdan, soldan haberciler uçurdular. Bu yıkık yerde
bir Ebubekir var mı nerede? Diye aramaya koyuldular. Üç gün üç gece koşup
tozduktan sonra bir arık Ebubekir bulabildiler.
Yolcuymuş, hastalıktan yıkık bir
yerin bir bucağında kuruyup kalmış. Bir yıkık bucakta uyuyormuş. Onu görünce,
çabuk dediler, kalk seni padişah istiyor. Senin yüzünden şehrimiz ölümden
kurtulacak. Adam dedi ki: Ayağım olsaydı, yürümeye kudret bulsaydım gideceğim
yere giderdim. Bu düşman yurdun da kalır mıydım hiç? Sevgililerin şehrine koşar
giderdim. Ölü taşıyan bir salacayı getirip Ebubekir'i üstüne yatırdılar.
Hamallara verip görsün diye Harzemşah'ın huzuruna götürdüler. Bu cihan,
Sebzvar'dır. Tanrı eri, burada zayi olur gider. Harzemşah ulu Tanrıdır. Bu rezil
kavimden gönül istemektedir. Peygamber, “Tanrı, suretlerinize bakmaz, kalbe
bakar. Kalp işlerinizi düzene koyun” demiştir. Tanrı, ben sana, bir gönül
sahibinden bakarım. Secdene, altın vermene bakmam bile demektedir. Sen, gönlünü
gönül sandın da gönül sahiplerini aramayı bıraktın. Gönül öyle bir varlıktır ki
bu yedi gök gibi yedi yüz tanesini oraya koysan kaybolur gider. Bu çeşit gönül
kırıklarına gönül deme. Sebzvar'da Ebubekir arama. Gönül sahibi, altı yüzlü
aynadır. Tanrı, altı cihette de o aynadan nazar eder durur. Altı cihette
bulunan, bu cihetlerden kurtulamayan kişiye Tanrı, o gönül sahibi vasıta
olamadıkça nazar etmez. Birisini ret ederse onun için eder. Kabul ederse yine
şefaatçi odur. O olmadıkça Tanrı kimseye rızk vermezi. İşte ben, vuslata ulaşan
kişinin ahvalinden bir miktarcığını söyledim. Tanrı, ihsanını onun eline kor da
acınanlara onun elinden ihsanda bulunur. Onun avucu ile bütünlük denizi
birleşmiştir. O, neliksiz ve niteliksizdir ve tam kemal sahibidir. Söze sığmayan
bu birleşmeyi söylemenin imkanı yoktur vesselam. Ey zengin, yüzlerce çuval altın
getirsen Tanrı der ki: A iki büklüm adam gönül getir. Gönül senden razı ise ben
de razıyım. Gönül senden yüz çevirmişse ben de yüz çeviririm. Sana bakmam, o
gönle bakarım. Ey canı kapımda olan, bana armağan olarak gönül getir. Gönül
sahibi, seninle nasılsa ben de öyleyim. Cennetler anaların ayakları altındadır.
Halkın anası da odur, babası da odur, aslı da o. Ne mutlu gönlü deriden bedenden
ayırt edebilen kişiye. Sen dersin ki işte, sana gönül getirdim ya. Fakat o der
ki: Kutu (şehir), bu gönüllerle dopdolu. Sen, bana alemin kutbu olan gönlü
getir. İnsanın canının canının canının canı, o gönüldür. İşte onun için o
gönüller sultanı, nur ve ihsanlarla dolu olan gönlü beklemektedir. Sen günlerce
Sebzvar şehrinde gezip dolaşsan o çeşit bir gönül bulamazsın. Nihayet solmuş,
pörsümüş bir gönül bulur, onu salacaya kor, o tarafa götürürsün. Ey padişahlar
padişahı, sana gönül getirdim. Bu Sebzvar'da bundan daha iyi gönül yoktur
dersin. O da der ki: A küstah, burası mezarlık mı ki buraya ölü gönül
getiriyorsun? Yürü, padişah huylu gönlü getir ki varlık Sebzvar'ı onun yüzünden
aman bulur. Sanki o gönül, bu cihandan gizlenmiştir. Çünkü karanlık, ışıkla bir
yerde bulunmaz. Birbirlerine zıttır bunlar. Tabiat Sebzvar'ının, o gönülle
düşmanlığı, Elest gününden miras kalmıştır. Çünkü o, doğan kuşudur, dünya
şehriyse kuzgun. Kendi cinsinden olmayanı görmek insanı yaralar. İnsan, kendi
cinsinden olmayana yumuşaklık gösterirse münafıklığından gösterir, onunla
uyuşursa bir şey elde etmek için uyuşur. Çünkü bu leş arayan aşağılık kuzgunun
kat,kat yüz binlerce hilesi vardır. Münafıklığı kabul ederlerse kurtulur;
münafıklığı, kendisine fayda verecek bir doğruluk olur. Çünkü gönül sahibi,
debdebesiyle beraber bizim pazarımızda ayıplıdır. Cansız değilsen gönül sahibini
ara. Padişaha zıt değilsen gönülle aynı cinsten olmaya bak. Halbuki riyası, sana
hoş gelen, tabiatına uygun olan kişi, dostundur. Dostundur ama Tanrı'nın dostu
değil ki!
Kim senin huyuna suyuna giderse
sence ya velidir, ya peygamber. Yürü, hava ve hevesi bırak da bir koku al, o
güzelim amber kokusunu duy. Hava ve hevesine uyarsan dimağın bozulur. Misk ve
amber sence hiçbir şeye yaramaz bir hale gelir. Bu sözün sonu gelmez, halbuki
ceylanımız, ahırda bir yerden bir yere kaçıp durmada. O göbeği miskli ceylan,
günlerce eşek ahırında işkence çekmekteydi. Karaya vurmuş balık gibi can
çekişmede, çırpınıp durmadaydı. Pislikle misk, adeta bir hokkaya girmişti. Bir
eşek diyordu ki: Ha, bu hayvanlar babası, padişahlarla beylerin huyundan susun.
Başka bir eşek, onun gidip gelmesine bakıp alay ederek bir inci bulmuş, nasıl
olur da ucuza satar? Diyordu. Bir başka eşek, söyleyin diyordu, bu naziklikle
padişahın tahtına çıkıp yaslansın. Bir başka eşek de çok yemiş, imtilaya
uğramış, yemeden kalmıştı. Ceylanı çağırdı. Ceylan başını kaldırıp, Hayır
iştahım yok, kuvvetsizim dedi. Eşek dedi ki: Biliyorum ki nazlanıyorsun. Yahut
da utanıyorsun da onun için çekinmektesin. Ceylan kendi kendisine o yemek senin
yemeğin. Senin bedeninin cüzileri, ondan dirilmekte, tazeleşmekte. Ben
çayırlığın arkadaşıyım. Duru sularla, bağlar, bahçelerle avunur, eğlenirdim.
Kaza ve kader, bizi azaba düşürse o huy, o güzel tabiat nasıl olur da
değişiverir? Yoksul olduysam bile nasıl olurda yoksulca hareket ederim? Elbisem
eskidiyse ben yeniyim. Ben, sümbülü, laleyi, reyhanı bile binlerce nazla ve
istemeyerek yerdim dedi. Eşek, evet dedi, söylen, mırıldan. Gariplikle çok saçma
şeyler söylenebilir. Ceylan dedi ki: Göbeğim, sözlerime tanıklık etmede. Öd
ağacı ile ambere bile ehemmiyet vermemede. Fakat koku almayan, bunları nereden
duyacak? Pisliğe tapan eşeğe o koku haramdır. Eşek, yolda eşek pisliğini koklar.
Bu çeşit mahluklara miski nasıl sunabilirim? O şefaatçi peygamber, bu yüzden
“İslam dünyada gariptir” remzini söylemiştir. Çünkü zati, meleklerle hem dem
olmakla beraber akrabaları bile ondan kaçarlar. Halk onun suretine bakar, onu
kendilerine cins sanır ama ondaki kokuyu duymaz. Öküz suretindeki aslan gibi.
Onu uzaktan görürsün ama içini deşmeye kalkışma. Deşersen ten öküzünü terk et.
Çünkü o aslan huylu, öküzü paralar. Öküz tabiatı, seni başından eder, hayvanlık
huyu, seni hayvanlıktan ayırır. Öküz bile olsan onun yanında aslan kesilirsin.
Fakat sen öküzlükten hoşlanıyorsan aslanlığı arama.
5.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|