|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 4-
KATIR VE DEVE
Katırın biri bir gün bir deveyle
buluştu... ikisi de bir ahıra düştüler. Katır dedi ki: “Ben tepede, düzde,
pazarda, köyde çok düşüyorum. Hele dağ terekesinden aşağı inerken her zaman
korkumdan tepe taklak kapanırım. Sense yüz üstü pek az düşersin... be neden?
Yoksa senin arı canın devletlik mi ki? Ben her an tepesi üstü düşer, dizimi
vurur, yüzümü, dizimi kanlara bularım! Palanım, yüküm baş aşağı olur; kiracıdan
da daima dayak yerim. Hani az akıllı adam gibi... o da aklının kıtlığından
günahından tövbe eder... her an da tövbesini bozar. O tövbe bozan reyindeki,
azmindeki gevşekliğinin yüzünden zamanede İblise maskara olur. Her an yükü ağır
olan ve taşlık yolda gitmeye savaşan topal beygir gibi tepesi üstüne düşer. O
ters huylu, tövbesini bozduğu için kafasına gaybtan tokatlar yer durur. Sonra
tekrar gevşek azmiyle tövbe eder... fakat Şeytan “Ne yaptın?” der demez
tövbesini bozar. Pek zayıftır... fakat kendisini öyle ulu görür, öyle kibirlenir
ki Tanrıya ulaşanlara bile hor bakar! Ey deve, sense mümine benzersin; yüz üstü
az düşer, burnunu az vurursun! Sende ne var ki afete uğramıyorsun... sürçmüyor,
yüz üstü az düşüyorsun? Deve dedi ki: “Her kutluluk Tanrıdandır ama benimle
senin aranda çok fark var! Benim başım yüce, iki gözüm yücelerini görüyor...
yüce görüş sahibini zarardan korur. Ben dağın başındayken dağın eteğini
görürüm... her çukuru, her düzü kat, kat görürüm. Nitekim o ulu er de eceline
kadar başına ne gelecekse gördü. Yirmi yıl sonra neler olacak o iyi huylu bütün
bunları bilir. Hatta o takva sahibi yalnız kendi halini görmez... batıdakilerin
halini de görür, doğudakilerin halini de! Nur, onun gözünde, gönlünde yurt
tutar... neden mi dedin? Vatan sevgisi yüzünden! Hani Yusuf gibi... o da ayın,
güneşin kendisine secde ettiğini önce rüyasında gördü. On yıl önce hatta daha
önce gördükleri Yusuf'un başına geldi. “Mümin Tanrı nuru ile görür” sözü saçma
değil... tanrı nuru, gökleri bile delip geçer. Senin gözünde o nur yok... yürü,
sen hayvani duygulara kapılıp kalmışsın! Sen, gözünün zayıflığından ayağının
önünü görürüsün... zayıfsın kılavuzun da zayıf! Elle ayağa kılavuzluk eden
gözdür... basılacak tutulacak yeri de o görür, basılmayacak tutulmayacak yeri de
o! Sonra bir de benim gözün pek aydındır... bir de şu var: Yaradılışım
tertemizdir benim. Çünkü ben, helâlzadeyim... zinadan olma ve sapıklardan
değilim. Sense şüphe yok ki zinadan olmasın... yay kötü oldu mu ok eğri gider!”
Katır doğru dedin ey deve dedi... bu sözü söyler söylemez de gözleri yaşlarla
doldu. Bir müddet ağladı, devenin ayağına kapandı; dedi ki: Ey kulların
Tanrısınca seçilmiş er, lütfetsen de beni kulluğa kabul etsen ne ziyana
girersin? Deve, mademki huzurumda ikrar ettin dedi... yürü, zamanenin
afetlerinden kurtuldun. İnsafa geldin, beladan halas oldun; düşmandın muhabbet
ehline katıldın! Kötü huy zaten senin aslında yoktu... aslı kötü olandan
inattan, kötülükten başka bir şey gelmez. Fakat aslında kötülük olmayan ve
iğreti olarak kötü huylara sahip olan, kötülüğünü ikrar eder, tövbe etmeyi
diler. Adem peygamber gibi. Onun işlediği o pek ehemmiyetsiz suç da iğretiydi de
derhal tövbe etti. Fakat İblisin suçu, asil olduğundan canım tövbeye yol yoktu
ona. Yürü, kendinden de kurtuldun, kötü huydan da, cehennem alevinden de halas
oldun, yırtıcı hayvanların dişlerinden de! Yürü, şimdicik devleti elde ettin,
kendini ebedi bir kutluluğa attın. “Kullarımın arasına katıl” devletine eriştin,
“Cennetime gir” kumaşını dokudun! Kulları arasına girmeye yol buldun, gizli bir
yolda ebedi cennete sokuldun. “Bize doğru yolu göster” dedin; doğru yolda elini
tuttu seni ta cennete kadar götürdü. Ey aziz kişi, ateştin, nur oldun...
koruktun yaş ve kuru üzüm oldun. Tanrı doğrusunu daha iyi bilir ya, yıldızdın
güneş kesildin...neşelen artık! Ey Hak ziyası Hüsamettin, balını tut, süt
havuzuna at da, o süt, bozulmadan kurtulsun... lezzet denizinde lezzeti büsbütün
fazlalaşsın. Elest denizine ulaşsın. Deniz oldu mu her türlü bozulmadan kurtuldu
demektir. Süt, bal denizine akacak bir yol bulursa da artık hiçbir afete
uğramaz, ekşiyip kesilmez. Ey Tanrı aslanı, aslancasına bir kükre de o kükreyiş
ta yedinci göğe çıksın! Fakat usanmış bıkmış canın ne haberi olur ki? Fare,
aslan kükreyişini ne bilsin? Gönlü deniz gibi engin ve yaradılışı iyi olanların
istifadesi için ahvalini altın suyu ile yaz! Bu cana canlar katan söz, Nil
suyudur... Yarabbi sen onu Kipti'nin gözüne kan göster.
4.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|