|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 4-
GÖKLER YERLER VE İKİSİ
ARASINDAKİLER
Hiçbir ressam var mıdır ki yaptığı resmi, hiçbir menfaat
ümidi gözetmeden yalnız resim yapmak için yapsın. Hem resim yapmak için yapar,
hem de uluların büyüklerin bir vesile ile kederlerinden kurtulmalarını ister.
Çocukların neşelenmesini, bu resimle ölüp gitmiş dostların, dostlar tarafından
hatırlanmasını diler. Hiçbir testici yoktur ki içine su konmasını düşünmeden
testisini, sırf testi yapmak için yapsın! hiçbir kaseci yoktur ki kaseyi ancak
kase olmak için yapsın da içine yemek konmak için yapmasın! Hiçbir hattat yoktur
ki özene bezene yazdığı yazıyı yalnız yazısını, yazısının güzelliğini göstermek
için yazsın da okumak için yazmasın. Görünen suret gayp alemindeki surete
delalet eder, o da başka bir gayp suretinden vücut bulmuştur. Böylece bunları,
görüşünün miktarınca ta üçüncü dördüncü, onuncu surete kadar say dur. Oğul
bunla, satrançtaki oyunlara benzer... her oyunun faydasını ondan sonrakinde gör.
Bu oyunu, o gizli oyunu oynamak için, onu da diğer bir oyun için... nihayet o
oyunu da bir başka oyun için oynarlar. Gözünü böylece etraftan ileriye çevir de
ta karşındakini mat edip oyunu kazanıncaya dek ne oyunlar oynayacaksan hepsini
gör. Merdiven basamaklarına çıkmak için önce
birincisine, sonra ikincisine basmak lazım. ikincisi de bil ki üçüncüsüne çıkmak
için kurulmuştur... böyle, böyle merdivenin son basamağına çıkar dama varırsın.
Yemek meni içindir... meni de soy sop üretmek, gönlü gözü aydınlatmak içindir.
Fakat kısa görüşlü adam, ilk işten başka bir şey görmez... aklı yerde yetişen
otlara benzer, yere mahkumdur, gezmez dolaşamaz. Otu, ha çağırmışsın, ha
çağırmamışsın... ayağı toprağa kakılmış kalmıştır. Rüzgarın tesiri ile başını
sallasa da baş sallanmasına aldanma. Başı, ey seher yeli, duyduk, peki der ama
ayağı isyan ediyoruz bırak bizi der. Kısa görüşlüde gezip dolaşmayı
bilmediğinden aşağılık kişiler gibi sürünüp gider... körler gibi Tanrıya dayanıp
adım atar. Savaşta Tanrıya dayanmaktan ne fayda çıkar ki? Bu tavla oynayan
acemilerin Tanrıya dayanmasına benzer. Donup kalmamış olan keskin bakışlarsa,
ileriyi delip gider, perdeleri yırtıp görür. Bu bakışa sahip olanlar, on yıl
sonra olacak şeyi şimdicik, hem de gözleri ile görürler. Böylece herkes bakışı
ve görüşü miktarınca gaybı da görür, geleceği de... hayrı da görür şerri de.
Gözün önünde ardında bir hail kalmadı mı bütün dünya dümdüz olur, göz, gayp
levhini bile okur. Gözünü ardına çevirdi mi varlığın başladığı zamandan itibaren
büütün macera ve alemin yaradılışı gözüne görünür! Yer meleklerinin ululuk ıssı
Tanrı ile babamızın halife olması hususunda bahse giriştiklerini duyar görür. Ön
tarafa baktı mı mahşere kadar ne olacaksa onların da hepsi gözünün önünde
canlanır. Şu halde arkaya bakınca aslın aslına kadar... önüne bakınca kıyamete
kadar her şey gözüne apaçık görünür. Herkes gönlünün aydınlığı ve cilası
nispetinde gaybı görür. Kim gönlünü daha fazla cilaladı ise daha ziyade görür...
ona daha fazla suretler görünür. Sen eğer bu arılık Tanrı lütfu dersen gönlünü
arıtmaya muvaffak oluş da onun vergisidir, onun lütfundandır. O çalışma da o dua
da himmet miktarıncadır... “İnsan, ancak çalıştığını elde eder!” himmeti veren
ancak Tanrıdır... hiçbir saman çöpü, padişahın himmetine sahip değildir.
Tanrının bir adamı bir işe
ayırması, bir işe koşması, dileği, isteği, ihtiyar ve iradeyi men etmek değildir
ki! Fakat talihsize bir zahmet erdi mi o pılısını pırtısını toplar, küfür ve
,isyan semtine çeker. Talihli birisine bir zahmet verdi mi o, pılısını pırtısını
daha yakına çeker getirir. Kötü yürekliler, korkularından savaşta kaçma
sebeplerini ele alırlar, onlara yapışırlar. Cesur erlerse yine can korkusundan
düşman saflarına hücum ederler. Korku ve tasa Rüstem'leri ileri götürür... o
kötü yürekli korkaksa korkusundan olduğu yerde ölür gider. Bela ve can korkusu
mihenktir... onun içindir yiğitler, tehlike anında korkaklardan ayırt edilirler.
Tanrı Musa'nın gönlüne vahyetti: “Ey seçilmiş kişi ben seni seviyorum.” Musa ey
kerem sahibi dedi: sebebini söyle de neyse onu arttırayım. Tanrı dedi ki: Çocuk
, anası kendisine kızsa bile yine anasına sarılır! Ondan başka birisinin
varlığını bile bilmez... ondan mahmurdur, ondan sarhoş. Anası ona bir sille
indirse yine anasına gelir, ona sokulur. Ondan başka kimseden yardım istemez...
bütün şerri de odur, bütün hayrı da o. Senin hatırında da hayırdan, şerden
bizden başka kimse yok... başka yerlere dönüp bakmıyorsun bile! Benden başka ne
varsa sence taştan, kerpiçten ibaret... ister çocuk olsun, ister genç, ister
ihtiyar, hiç kimseye aldırış ettiğin yok. Namazda “İyyake nabüdü- yalnız sana
taparız” ve bela vakitlerinde “Sensen başkasından yardım istemeyiz” demek de
buna benzer. Bu “İyyake nabüdü” sözlükte hasrdır ve ancak ziyanı gidermeye
münhasırdır. “İyyake nestain” de hasr içindir ve yardım istemeyi yalnız Tanrıya
hasreder. Yani bu ayetin manası şudur: Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden
yardım isteriz.
4.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|