Türkmüsün.Net Portalı - Geçitteki Ülke: Gece Vakti Gündönümü, Türkün Günü mü? Ölümü mü?
   



Aydın-Aydınlık

AYDIN-AYDINLIK/5
Ahlâksızlığın son sınırını da dar gören kişi ötesine geçince özü için yeni bir kavram bulmak zorundadır; bu, kaçınılmaz bir yaradılış yasasıdır, bu yasanın buyruğuna uygun yaşamanın köleleri başka türlü mutlu olamazlar. Hristiyanlığın rahatlatıcı aldatmacası sayılan günah çıkarma kolaylığı ve arınma yalanlarının İslâmda "pişmanlık; aşk ile şevk ile pişmanlık yalvarışları" şeklinde ortaya çıkışına rağmen günümüzün arsızları bununla da yetinmiyor, ahlâksızlığın son sınırında bunalmaktansa, öyle bir mutsuzluğun sıkıntısından kurtulmanın yollarının arıyor.

Bence Türklerin aydın kesilen iş âleminden çüş âlemine kadar her zıpır kesiminde böyle bir sıkıntı var. Bin yıllık Türk-İslâm geleneğimizin yerleşmiş ve kötülüklere set çekebilme gücüyle hepimize yön vermiş olan ahlâk sözünün bütün kavram mecburluklarından kurtulma çırpınışımızın sebebini başka yerde aramayalım, sebep ahlâk sözünden kurtulma çırpınışında yatıyor.

Kendilerine aydın diyen, benim aydın-cık sözüyle bile pâyelenmiş olabileceklerine inandığım eski Osmanlının münevver döküntüsü nursuzlar takımı da bu yüzden ahlâk`tan kaçtı; yabancıdan aparma bir "etik" yaratıp içi bomboş, çevresindeki yaldızları bile değerini bulamamış bir sallantılı eteğin kıvrımlarına sığındı. Başta para babaları, bütün su yüzü yaratıklarıyla avanak camı tv.lerin farfarında yaşayanlar ahlâktan kurtulup etiğe yatmanın unutuşunda ahlâksız yaftalarından da arındıklarını sandılar; her gün her yerde yelloz neş`elerinde etik`leşmişlerin mutluluk tâzeleyişini seyretmek, sizleri bilmiyorum, fakat beni dehşetli tedirgin ediyor.
Hiçbir zaman ahlâksız duygu ve düşüncelerle bağdaşmayacak olan yabancının "etik"i, gazete dünyasının ağababalarını da bir günah çıkarma sonu rahatlamasında yeni günahlara hazırlama imkânlarıyla fişeklemiş görünüyor. Bizler birkaç bin yıllık ahlâk`ı kapının dışına attık etik`in kollarında salınıp duruyoruz. Aydın-cıkların, özellikle bu görüntülerimizdeki perişanlıkta da bağışlanması imkânsız suçlar işlediği muhakkak,hesabını ödeyemeyecekleri günahları da aynı görüntülerde saklıdır.

Etik`in anlam ve kavramını bile bilmeyen kişi ahlâklı olabilme sıkıntısına niçin katlansın, ahlâksızlık bahçelerinin çiçeklerini neden sevmesin? Etik, bilinmeyenliğiyle herhalde daha çekici geliyordur ve etik, ahlâkın birkaç bin yıllık doluluğuna ulaşabilme vaktince çoğumuzu,üstelik bizim aydın-cıkların da gayretleriyle, evet çoğumuzu yere serecektir. Türkün yaradılış gücüne nece güvensem de doğrusu umutlanmakta zorlanıyorum.

Artık yeniyetme aydın-cıklar için de bir ufuk genişlemesi olanca açıklığıyla, kırmızı tören halılarının göz alıcı çekiciliği içinde ayaklarının altına çekilecektir;etik`in ahlâkı kemirmesi onlara bu imkânı çoktan sağladı; bundan sonrası yeniyetme aydın-cıklarımızın semirme gücüne kalıyor.
Benim kimini adıyla kimini sanıyla yazdığım Türkiye`nin taşınması kolay olmayan ağır yükü olan o aydın-cıklardan söz ettim ya bir aydır; ne kendilerini "teşhîr" etmektir niyetim ne onları kötülemek, ne de suçlamaktır.. zâten her birini anlatırken kendi çok yakın arkadaşlarının, eski yoldaşlarının târiflerinden yararlandım. Dün ak dediklerine bugün kara diyenlere inanmanın mümkin olamayacağını anlatmak istedim.Meselâ kendini siyâset yazıcılığının ustası sayan birinin: "Deniz Gezmiş`in banka soyduğunu bildiğimiz halde sakladık,yazmadık" gibilerinden inkâr edemeyeceği sözleri apaçık ortada; Aziz Nesin`den Prof. Mina Urgan`a kadar benzer binlerce örneği herkes biliyorken bizim anlı şanlı aydın-cıklarımızın yeni doğrularının da tümüyle birden yalan olmayacağına kim inandırabilir beni?Ya yine kandırıyorlarsa bizi?

Halbuki aydın yalan söylemez.zorlansa bile söyleyemez.Yalan, aydının ölümüdür. Bu yüzden sağ kalmış, sağlıklı bir aydının özlemini yıllardır çekmekte değil miyiz?

Aydın, sözüne güvenilir kişidir; inandırıcıdır, ahlâkı ayak altına alıp etikin sevdâsında sarhoşlaşamaz, utanır. Konya`da ölen son Ermeninin yasından kahrolur, Erivan`daki "asabî Ermeni milliyetçilerinin kaynayan kanına saygı duyuyorken nedense soykırımın en onulmazını yaşayan Kırım Türklerini hiç hatırlamaz; Stalin`in yurdundan yuvasından ettiği Ahıska Türklerini aklına bile getirmez ise ….nasıl, nasıl, nasıl aydın olabilir bir kişi?
Haftaya bir kısım "vicdan"lar üzerinde gezinecek, PKK eşkiyasına ağlayabilirken Türk Milliyetçilerine ölümler çağıran çarpıkları getireceğim tezgâha; utanarak! Bilmiyorum, fakat beni dehşetli tedirgin ediyor.

AYDIN-AYDINLIK ANA SAYFASI


Türkmüsün.net

Copyright © 2005 Türkmüsün.net    Tüm hakları saklıdır.