|
Aydın-Aydınlık
AYDIN-AYDINLIK
(4)
"Sıradan bir dönek;Türkiyenin bilim çölü olduğunu cinsel bir haz duyarak
yazarken tam bir câhil ve tam bir palavracı;kozmos'un câhili,değişimin temel
yasasından bile habersiz;bâzı zavallıların beynini yiyen;Pentagon'un
sığınıcısı;arkasında nefret bırakarak giden adam;CIA'nın parmağı;ajan…ihânet
profesörü;suçun sınırında dönmesi mümkün olmayan;papazın kucağındaki
adam;tezgâhında her mal var;Türkiyenin felâketinden cinsel haz duyanlar;Rodosa
sığınma hayalcisi….."
Bunlar Ç.Altandan H.Cemal'e;M.Belgeden G.Göktürke adlarını sıkça duyduğunuz ya
da duyurulması için Amerikadan AB'ye birçok yerden birçoklarının seferber
oldukları isimlerin sıfatlarıdır.Hepsinin de bir vakitler içtikler ayrı
gitmeyen,aynı yolun yolcusu ve belli kapıların zincirli yoldaşları tarafından
yazıldığını bilen bilir.Ben,sâdece bir küçücük kitaptan birkaçını seçmekle
yetindim.
Hemen hepsinin isimlerine,özellikle Türkiyenin zararına,Devletin yıkımına,Ordu
ve benzeri kutsallıkların kirletilmesine yönelik her bildirinin altında
rastlarsınız;her yürüyüşün,meselâ zengin özel üniversitelerin Ermeni çıkarını
kollayıcı toplantıları ile benzerlerinin vazgeçilemez özel "figüran"ı,olmazsa
olmaz "müdâvim"idirler.Her nedense Kızılelma ya da Ergenekon adını duyar duymaz
tüyleri diken diken olur beyinleri bulanıverir de,"Türkün zehirli kanından
boşalmasını hayal ettikler Ermeni -ya da rum ya da bilmem ne- kanı"ndan rahatsız
bile olmazlar hattâ "derin ve cinsel bir haz" bile duyarlar.Sanki öyle bir dolup
boşalma vakti beklemektedirler.
Yine hemen hepsi etkili hallere getirtilmiş köşelerin yerleşicisi oldukları
için,kendi aralarında kendilerini tanımlıyorken kullandıkları sözler ile
söylersek:"…bâzı zavallıların beynini yiyen"ler olmanın tehlikesine karşı
uyarıcı olabilir düşüncesiyle yazıyorum,adlarından çok düşüncelerinin sakatlığı
rahatsız edici boyutlarda bulunduğu için de
içyüzleriyle bilinsinler istiyorum.Bu yazıların konusu olmalarının sebebi
budur.Bir söylediklerini bir sonrakinde kendileri yalanlıyor ise zâten
tutarsızlıklarını da kendileri belgeliyor demektir,lâkin çığırtkanların
yırtınışı artık sağlıklı düşünebilenleri bile sersemletiyorken sıradan bir
insanın etkilenmemesi pek zordur.Yine de aydın-cıklarımızın kimliğini bilmekte
yarar var diye düşünüyorum.
Geçen hafta türünün örneklerinden,"saygın görünümlü havasıyla" özünü hayli ağır
pahaya satabilmiş bir "usta "dan söz ettim. O da,bir vakitler içtikler su ayrı
gitmeyen eski kapı yoldaşlarının içyüzünü çırılçıplak soyup cascavlak bıraktığı
yoldaşlardan idi.
Yakıştırılan sıfatlar benim değildir,aklımın ucundan geçirmediğim
yakıştırmalardır bunlar.lâkin gerçek olmalılar.Birbirlerini çok iyi tanıyan
;70'li yıllarda birlikte çıktıkları yolların yolcusu olmaktan öte "yoldaş ve
sırdaş" olarak T.C.Devletini ele geçirmek iştiyâk'ı içinde yanıp
tutuşmuşlar,beceremeyince Türklerin-Türkçülerin kinlisi olarak vurup kırma,yakıp
yıkma yollarını seçmişler,4-5 bin yıllık Türk Kültüründen süzülerek olgunlaşmış
olan Türk Milliyetçiğini kin hedefi yapmışlardır.Kızılelma,Ergenekon gibi
İslâmlaştıkça kutsallaşan ruh kaynaklarımızı çiğnemenin terbiyesizliğini kendi
kutsallıkları saymanın sebebi de budur.
Üstelik insanseverliği kılıktan kılığa sokarak mallanmanın kârını hep
kendilerine yontarak saldırganlıklarına uluslar arası destekler de
bulmuşlar,buldukça azıtmışlar,azıttıkça çullanmışlardır.
Kendi ülkesini sevmeyen,kendi soyundan gelen insanları küçümseyen,adam yerine
bile komayan bir kişinin insanların tümünü birden kucaklama havasıyla ortalıkta
salınması mümkün müdür?
Sen kendi insanına,eski dönme-devşirme Osmanlısının İstanbullu ağzıyla"kaba
Türk" diyeceksin;"köylü" demenin keyfini sürdüreceksin;"mesleksizler sürüsü"
gözüyle görmenin hazzında sarhoşlayacaksın..?Sonra da kalkacak,Hümanist
geçinmenin havasını satacaksın…
Başka ülkelerde tefe koyarlar böylelerini,adam yerine koymazlar.Lâkin Türkiyede
ağzı açık ayran delisi olmuş olmuş milletim el üstünde taşıyor hepsini..neden?
Sebebi,İsmet Paşadan başlayan bir Osmanlı "Ağalığı"nın,kaba Türk Köylüsünden
çıksa çıksa ırgat çıkar anlayışıdır.Ç.Altan adındaki İstanbullu yazıcının
Köyceğizdeki villacığından yazdıklarını okuyan varsa pek çabuk fark ederler
söylemek istediklerimi.Neredeyse hepimizin ezberlediği Köyceğizdeki pek
sevgili,"saygın ve pek medenî" komşuları ya Hollandalıdır yaBelçikalı ya da
İngiliz.Sanırsınız ki Köyceğiz bir başka hayal ülkesidir ve orada Türkler
yaşamamaktadır.Yaşayan birkaç Türk ise Ağalar'ın halayığı birkç yol boyu aşçısı,içinticisi,araba
sürücüsü falan filandır.Efendiye hizmet eden Türkler,Ağayı ağırlayan
hizmetkârlar,köylüler..eğlendirdikler ölçülerde vardırlar.İstenen böyle bir
Türkiye mi?Böyleleşmiş Türkler mi?Toprağı için ölmeye var hürlüğe gelince
ırgat!...
Size neyi hatırlatıyor?
Kimilerimizdeki o kahrolası Osmanlı özlemi bunun için mi acaba?
AYDIN-AYDINLIK ANA SAYFASI
|