|
Aydın-Aydınlık
Aydın-Aydınlık..2
"Bu ülkede yaşamaktan,bu ülkenin yurddaşı olmaktan derin bir utanç duyuyorum"
sözü şu anda ulusalcılığın bayrakdarlığını iddia eden gazetelerden birinin
2.8.2000 tarihli sayısında yayınlandı. Bu yazıcı yanılmıyorsam yine aynı
gazetede yazıyor. Bir başkası, M.Belge de buna benzer sözlerden çekinmemiş,
Rodos'a sığınmanın derdine düştüğü söylenmişti.
Cümlenin altı üstü hangi bağlantılarda bulunursa bulunsun, onca sözün arasından
cımbızla seçilmiş havası da verse okuyucuya bence bir utanmazlık hattâ
terbiyesizlik örneğidir. Böyle birine, değil o ülkenin insanları, yabancılar
bile: "Öyleyse kalk git,neden kalıyorsun?" sorusunu sorma hakkını kazanır
elbette.
Fakat soramayız. Sorduğumuz anda başımıza kelağbabalardan beter çullanırlar. "Ya
sev ya terk et" diyenlerin nasıl kötülendiğini görmüyor, yaşamıyor, fark
etmiyorsak ya budalayız ya da sağır, dilsiz ve ölü!
Çünki bizdeki 'aydın'cıklar yaşayabilmek, daha çok semirip sömürmek üzere önce
bizleri sonra yakınlarından en yakınlarına kadar dostlarını ve dost bildiklerini
sağırlaştırır, dilsizleştirir,öldürebilirler.Yeri geldiğinde de gözlerinize kaka
kaka, kulaklarınıza çakarcasına hıyânetlerini "ilân" ederek hâinlikleriyle
öğünürler. Şeyhleri N.H'den mirastır bu, vasiyettir.
"AB savunuculuğu, emperyalizme teslimiyet, aşağılık kompleksinden ölecek hâle
gelmiş "bir yaradılış Bu ; ve kutsal ülkem,Türkiyem için zararlı her bildirinin
altında imzâsı, her toplantının ortasında vücûdu, her yürüyüşün önünde koşturuşu
ile ünlenmiş, ünlendirilmiş olmanın sarhoşluğunda daha da ileri gitmekten geri
durmamıştır, şu sözü ile de şöhretlidir: "Karen Fog'un çıplak ayaklarını
Munzur'a uzatarak karpuz yemesi artık dünyanın ve Türkiyenin gerçeği..dir;
beğenen beğenecek, beğenmeyen beğenmeyecek!"
Böylesine Stalin zorbalığına hevesli; Hitler-Musolini derebeyliğine yatkın ve
özenmişler az bulunur. Aynı zamanda: "...göklere çıkaracağı kapitalistleri
seçerken İsrail bağlantılıları" seçen bu 'aydın'cık, türünün örneği olduğu için
bu yazının konusu oldu. Kutsal Ülkem,Türkiyemizin aydınlığını karartmaya yeminli
"Dönekliği" ile de bilinmektedir. En azından Tanzîmâttanberi çarpık bir
"halklaşma", balçıklaşmış bir "toplumlaşma" karartısında Türkiyenin aydınlık
yarınlarını boğma görevini üstlenme gönüllüsü eski "münevver"den bozma bu yeni 'aydın'ncıkların
efendilerinin gözünden düşmeme derdiyle çırpınan halayıklar misâli helâk
oluşları pek de boşuna sayılmamalıdır. Türün bir tipini tanıyınca türün geneli
kendini kolay ele veriyor.
Özünü ele veren sözünü yazımın girişine aldığım tip'den giderek türün bütün
özelliklerini biçimlemiş, sırlarını yakalamış olursunuz. Çevremizde gittikçe
çoğalan ,Türklük ve Türkiyenin zararına her belgeye imzâ, her bildiriye kalıbını
basanların; Türkiyeyi sancılar içinde bırakacak her tür ilimsel bilimsel ve
tensel tinsel her özel her güzel vakıf üniversitesi toplantılarının gönüllü
konuşmacılarının da özlerindeki resim üç aşağı beş yukarı bu görünüşlerdedir; bu
görüntüler bizim "suçluların telâşı içinde "doğmuş, büyümüş, ölümlere koşuşturan
'aydın'cıklarımızın görünüşüdür; kimliklerini,neliklerini ve neciliklerini
seçmekte zorlanmazsınız.
Seçsek ne olur öğrenmesek ne olur..? diyemezsiniz. Çünki hemen hepsi bir STÖ'nün
bulaşığıdır; ya yürüyeni, ya konuşanı ya da saldıranı arasına muhakkak
sızmıştır. Sürüngen de diyebilirsiz bunlara ve niyetleri, vazgeçemeyecekleri
niyetleri parçalanmış bir Yugoslavya ya da Balkan çıkmazını Türkiye'de
gerçekleştirmektir. Bizim gafletimiz onların güvencesidir, her zaman olduğu
gibi…
AYDIN-AYDINLIK ANA SAYFASI
|