| Saygıdeğer Efendiler, bu durumu hep birlikte incelemeyeyardım
edecek kadar bilgi arz ettiğimi sanıyorum. Kalaylıkla anlaşılmakta
idi ki, Ethem ve Tevfik kardeşlerle, kendileri gibi düşünen bazı arkadaşları,
miilî hükûmete karşı isyana karar vermişlerdi.Bu kararlarının uygulanması
için TevfikBey cephede bahane ararken ve kuvvetlerini cepheyi terk
ederek toplarken,Ethem Bey, milletvekili olan kardeşi Reşit Bey ve
dahabirtakımları da siyasî yoldan çalışıyorlardı. İsyan plânında başarılı
olabilmek için,her şeyden önce, buna engel sayılan Batı Cephesi'ndeki
ordununbaşında bulunan komutanın itibar ve makamından düşürülerekorduya
hâkim olunması gerekiyordu. Ondan sonra da Meclis kamuoyunutamamiyle
kendi lehlerine çevirerek komutan, bakan veya hükûmet düşürmektekolaylık
sağlamak önemli bir noktaydı. İşte bu maksatlarla çalışmaktaolduklarına
bizde şüphe kalmamıştı. Ethem Bey'in, İsmet Paşa'ya vekardeşi Tevfik
Bey'e yazdığı telgraflarda kullandığıyumuşak ve nazik bazı kelimelerin,
biraz daha zaman kazanmakmaksadına dayandığına ve bu meseleyi İsmet
Paşa ile TevfikBey arasındaki anlaşmazlıktan doğan bir üzüntü dolayısıyla,
en sonundaTevfik Bey'in öfkesine hâkim olmayarak biraz ileri gitmesindenibaret
gösterip, kendilerinin pek yumuşak başlı ve alçak gönüllü olduklarınıbir
zaman için daha göstermeye çalıştıklarına hükmetmemek mümkün değildi.Biz
de durumu olduğu gibi ciddî saydık. Siyasî ve askerî tedbirlerimizi
onagöre uygulamaya başladık.
Efendiler, arz etmeliyim ki, gerek cephede gerek Ankara'da her
bakımdanihtiyaç duyulan tedbirleri aldırmıştım. Ethem ve kardeşlerininisyanından
asla çekinmiyordum. İsyan ettikleri takdirde yola getirilip cezalandırılacaklarınaşüphem
yoktu. Onun için pek serin ve geniş hareketediyordum. Mümkün olduğu
kadar kendilerini nasihatle yola getirmeye vesaygılı olmaya çalışmayı,
bunu başaramadığım takdirde, kamuoyundadaha çok açıklık kazanacak
olan saldırganca faaliyet ve hareketleriningerektirdiğini yapmayı
tercih ediyordum. Bu düşünceyle, 2 Aralık 1920tarihinde, Ankara'da
bulunan Ethem ve Reşit Bey'lerle diğer bazıkimseleri de yanıma alarak
bizzat Eskişehir'e gitmeye ve orada İsmetPaşa ile de birleşerek
yüzyüze konuşmaya ve anlaşmaya karar vermiştim.Ethem Bey'in bu geziye
benimle gitmekten çekineceğini tahminediyordum. Halbuki, Ethem Bey'i
de birlikte alıp götürmek bencepek gerekliydi. Bunun için istekli
olsun olmasın, Ethem Bey'i de birliktegötürmek veyahut ısrarı halinde
ona göre bir tutumu benimsemeküzere gereken tedbirlerin alınmasını
da emretmiştim.
Gerçekten de, ertesi günü, Ethem Bey hastalığını ileri sürerekbirlikte
seyahat edemeyeceğini bildirdi. Doktor Adnan Bey de Ethem Bey'inrahatsızlığının
seyahate engel olduğunu söyledi. Israr ettim.Nihayet 3 Ekim 1920
akşamı özel bir trenle Eskişehir'e hareket ettik.Ethem ve kardeşi
Reşit Bey'lerden başka yanımızda bulunan arkadaşlardan başlıcaları
şunlardı :
Kâzım Paşa, Celâl Bey, Kılıç Ali Bey, Eyüp Sabri Bey, Hakkı Behiç
Bey, Hacı Şükrü Bey.
4 Aralık 1920 sabahı, erkenden, henüz ben uykudayken tren Eskişehir'e
vardı.Daha önce İsmet Paşa'nın henüz Bilecik'te bulunduğuanlaşılmış
olduğıından Eskişehir'de durmayıp Bilecik istasyonuna gitmeyekarar
vermiştik. Eskişehir'de uyandığım zaman, trenin niçin durduğunuve
yoluna devam etmediğini sordum. Yaverlerim, arkadaşların sabah kahvaltısıyapmak
üzere istasyonun karşısındaki lokantaya gittiklerinive şimdi gelmek
üzere bulunduklarını söyledi. Çabuk gelmeleri içinhaber gönderilmesini
istedim. Birkaç dakika sonra "hazırız" denildi."Bütün
arkadaşlar geldi mi?" dedim. Bunun üzerine yapılan araştırmadananlaşıldı
ki, herkes hazırdı ama Ethem Bey bir arkadaşıyla birlikteortada
yoktu. Derhal Ethem Bey'in kaçırıldığına hükmettim.Fakat bunu kimseye
söylemedim. Yalnız, "o halde, dedim, EthemBey olmaksızın bizim
Bilecik'e gitmemizde bir fayda yoktur. İsmetPaşa'yı da buraya çağırırız."
İsmet Paşa da, telgraf başında yapılan özel bir görüşmedensonra,
Eskişehir e hareket etti. Daha önce, yalnız ve özel olarak görüşmemizgerekli
olduğundan ben de bir iki istasyon ileri giderek buluştuk.Birlikte
4 Aralık 1920 akşamı Eskişehir'e geldik. Orada bekleyen arkadaşlarlahep
birlikte bir lokantada yemek yedik. Ethem Bey yoktu. Neredeolduğunu
kardeşinden sordum. Rahatsız, yatıyor dedi. O gece İsmetPaşa'nın
karargâhında Kâzım Paşa, Celâl Bey, HakkıBehiç Bey de hazır olduğu
halde, Reşit ve Ethem Bey'lerlekonuşacaktık. Onun için Reşit Bey,
Ethem Bey'in hasta olduğunu söylerken,görüşmek üzere karargâha gelebileceğini
de ilâve etmişti.Yemekten sonra karargâha girtik, fakat Ethem Bey
gelmemişti. Reşit Bey'e nevakit geleceğini sordum. Verdiği cevap
şuydu : EthemBey şu dakikada kuvvetlerinin başındadır!
Bu habere rağmen sakin olmayı ve görüşmeyi tercih ettik.
Şu noktayı da belirtmeliyim ki, ben Eskişehir'e resmî bir sıfatla
gitmemiştim.Orada hazır bulunan bazı arkadaşların yanında, İsmet
Paşa ile olan görüşmeve konuşmalarımızı tarafsız bir arkadaş sıfatıylayaptığımı
söylemiştim. İsmet Paşa, durumu, aralarında geçen haberleşmeleri,Kuva-yı
Seyyare Komutan Vekili olarak Tevfik Bey'inaldığı serkeşçe tavrı
anlattı. Reşit Bey, kardeşleri ve kendi adına cevap veriyordu.Reşit
Bey, pek kaba ve saldırganca konuşmaya başladı.Kardeşlerinin birer
kahraman olduklarını, hiç kimsenin emri altınagirmeyeceklerini,
bunu böylece kabul etıneye herkesin mecbur olduğunupervasızca söylüyor;
ordu, disiplin, komuta ve hükûmet kavramlarıylabunların gereklerine
dair ileri sürülen görüşlere kulak bile vermiyordu.Onun üzerine,
ben dedim ki : "Bu dakikaya kadar sizinle eski bir arkadaşınız
sıfatıyla vesizin lehinizde bir sonuç almak için samimi bir duyguyla
görüşüyordum.Bu dakikadan itibaren arkadaşlık ve yakınlığım sonbulmuştur.
Şimdi karşınızda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ve Hükûmeti'ninBaşkanı
bulunmaktadır. Devlet Başkanı olarak, Batı Cephesi Komutanı'na,durumun
gereğini yerine getirmek üzere yetkisini kullanmasını emrediyorum."Hemen
İsmet Paşa da dedi ki : "Emrimde bulunankomutanlardan herhangi
biri bana karşı gelmiş olabilir. Ben onuyola getirmeye ve cezalandırmaya
muktedirim. Bu konuda daha kimseyekarşı aczimi itiraf etmiş ve hiç
kimsenin bana ait olan bu görevin kolaylıklayerine getirilmesi için
yardımını rica etmiş değilim. Ben durumungerektirdiği işleri yaparım."
Tarafımdan ve İsmet Paşa tarafından alınan bu ciddî tavır üzerine,avazı
çıktığı kadar bağırırcasına konuşan Reşit Bey, derhal şimdi;ileri
gitmekte acele edilmemesini, kendisi kardeşlerinin yanına gidersebir
uzlaşma çaresi bulabileceğini söyledi. Bundan bir sonuç çıkmayacağı,maksadın
kardeşlerine durumu anlatmak ve zaman kazanmak olduğu meydandaydı.Buna
rağmen Reşit Bey'in bu teklifini kabul ettik.Ertesi günü, İsmet
Paşa'nın hazırlatacağı özel bir trenle Kütahya'vakardeşlerinin yanına
gitmesi uygun görüldü. Kazım Paşa'nın daReşit Bey'le birlikte gitmesi
yerinde bulundu. Hareket ettiler.
|