| İsmet Paşa'nın cephede çalışmaya başlamasından sonra,
Ethem Bey, rahatsızlığını ileri sürerek Ankara'ya geldi ve burada
uzun süre oturdu.Onun yokluğunda, kardeşi Yüzbaşı Tevfik Bey, Ethem
Bey'evekâleten Kuva-yı Seyyare'nin başında komutanlık ediyordu.
Durumu gerektiği gibi aydınlatabilmek için, bir olaylar zincirininbazı
ana noktalarına işaret etmek uygun olur. Kuva-i Seyyare Komutanlığı,Karacaşehir'de,
kendisine bağlı olmak üzere, gizlice Karakeçili adında bir birlik
kurmuştu. Bu kuruluş hakkında Batı Cephesi Komutanlığı'nın bilgisi
yoktu. Böyle bir birliğin varlığı 17 Kasım 1920'de tesadüfenöğrenildi.
Cephe Komutanlığı'nın bu birliğin varlığı hakkında bilgi istemesive
birliğin teftişe hazırlanması emri Ethem Bey tarafından yerine getirilmedi.
Cephe Komutanlığı'nca, sivil işlere ve geri hizmetlere karışılmamasıiçin
verilen genel emre aykırı olarak, Kuva-i Seyyare Komutanlığı,Kütahya
bölgesinde, her şeyde gösterdiği müdahale ve zorbalığını daha da
artırdı.
Cephe komutanı, Ethem Bey Kuve-i Seyyare'sinin, öteki gezici kuvvetlerden
ayrılması için "Birinci Kuva-i Seyyare" diye adlandırılmasınıemrettiği
halde, Ethem Bey ve kardeşi, bunu dikkate almakşöyle dursun, bu
emre rağmen kendi kendine Umum Kuva-yı Seyyareve Kütahya Havalisi
Komutanı şeklinde bir komutanlık durumu ortaya çıkardı.
Görülüyor ki, Ethem Bey ve kardeşi, enıirleri altındaki birlikleri
teftiş ettirmiyorlar, verilmemiş yetki ve ünvanları kendi kendilerinetakınıyorlardı.
Bütün Kuva-yı Seyyare Komutan Vekili Tevfik imzasıyla 21Kasım 1920'de
Cephe Komutanlığı'na gelen bir raporda, 13'üncü düşmantümeninin
Emîrfakıhlı, İlyasbey, Çardak, Umurbey üzerinden gelmekteolduğu
ve akendi bölgesinde bulunan Gördeslilerin düşman askerini çağırdıklarıyolunda
bilgi vardı. Oysa, gerçekte ne düşman tümeni ilerliyorduve ne de
Türk halkı düşmanı çağırmıştı. Bu bilgilerin özel maksatlarla verildiğianlaşılacaktır.
Müslüman halkın düşmanı çağırması yalnızbir tek sebeple açıklanabilirdi
ki, o da tarafımızdan zulüm ve eziyet göreceklerine inanmalarıdır.
İşte Cephe Komutanı, durumu bu noktadan elealarak verdiği genel
emirde demişti ki :
Muharebenin doğurduğu bunalım sırasındaki kızgınlıkların etkisiyle
zorlayıcı sert tedbirler ise alınmasına kesinlikle engel olmak gerekir.
Hainlikleri ne derece kesinlikle anlaşılmış olursa olsun, hiçbir
köy asla yakılmayacak, halktan hiçkimse hiçbir birlik tarafından
hiçbir suçla idam edilmeyecektir. Casusluklan vedaha başka suçları
ortaya çıkmış kimselerin, göz altında İstikal Mahkemeleri'negönderilmeleri
gerekir.
Umum Kuva-yı Seyyare Komutan Vekili Tevfik Bey, bu emrede karşı
çıktı.
Efendiler, düşman, kuvvetlerini toplu bulundurmak maksadıyla aldığı
tertibat yüzünden, Kuva-yı Seyyare bölgesindeki bazı yerleri boşaltmıştı.Buralarda,
sivil idare kuruluncaya kadar, halkın güven içinde idaresi için,hemen
teşkilât kurulmasına lüzum vardı. Bu sebeple jandarmahizmetinde
bulunmuş ve iyi halli tanınmış kimselerden seçilen yüz ellimevcutlu
bir sahra jandarma bölüğü teşkil edilerek "Simav ve BölgesiKomutanlığı"
adı altında bir komutanlık kuruldu. Bu komutanlık, sınırlarıbelli
bir bölge içinde güvenlik işlerine bakacaktı. Yarbay İbrahimBey
adında bir zatın görevlendirildiği bu komutanlığa yönetim ve inzibatbakımından
bu bölgedeki askerlik şubeleri de bağlanacaktı. Ordubirliklerinin
ve Kuva-yı Seyyare'nin komutanları yalnız askerî harekâttansorumlu
olacaklardı. Bu bölge komutanlığının kurulması dolayısıyla, o bölge
halkına, Cephe Komutanlığı tarafından yazılan bildiride : "Sizin
hertürlü dertlerinizi dinlemek, adaletli bir yönetim kurmak maksadıyla
Simav'da bir Bölge Komutanlığı kuruyorum"cümlesi vardı. Bu
cümleyi,Kuva-yı Seyyare Komutanlığı tarafından kötüye yorulacağını
göreceğiniziçin, özellikle kaydediyorum.
Düşmandan kurtarılan bu kasabalar halkı, kurtuluş tarihinden başlayarakiki
ay süreyle askerlik hizmetinden muaf tutulmuşlardı. UmumKuva-yı
Seyyare Komutan Vekili Tevfik Bey, birtakım düşünce vesebeplerle
bu bölge komutanlığına da itiraz etti.
Tevfik Bey, 23 Ekim 1920 tarihli bir raporunda : "Bir düşmantümeninin
taarruzu üzerine, kuvvetlerini Gönen köyü kuzeyindeki sırtlaraçektiğini
bildiriyor ve sol kanadımda bulunan Cumburdu kesimini emniyete alınıp"
diyor.
Düşmanın ciddî bir taarruzu olmamıştır. Kuva-yı Seyyare Komutanlığı'nınmaksadının,
ordu birliklerini cepheye sürdürüp, kendi kuvvetlerinigeride toplamak
olduğu anlaşılmıştı. Cephe Komutanı İsmetPaşa, Tevfik Bey'in verdiği
bilgileri ciddiye alarak, gerekenleregerektiği gibi emirler vermiş
olmakla birlikte, kendisinden de, "taarruzeden düşmanın aşağı
yukarı kaç top kullanmakta olduğunu" ve "Kuruköy'den yolboyunca
Çamköy'e doğru bir düşman harekâtının yapılıp yapılmadığını"
sordu ve Cumburdu vadisinin İslâmköy'e doğru emniyetealınmasının
Güney Cephesi'ne ait olduğunu bildirdi.
Tevfik Bey, 24 Kasım 1920 tarihinde Cephe Komutanlığı'nayazdığı
telgrafta iğneleyici birtakım sözlerden sonra, bendeniz, kuzeyve
güney cephelerinin her ikisinin de hükûmetin emrinde olduğunu sanıyorum.Mademki
değildir, idaresizlik yüzünden, boş yere burada vatanevlâtlarını
kırdıramayacağım. Yirmi dört saate kadar sol kanadımız kuvvetlibir
şekilde korunmadığı takdirde, Kuva-yı Seyyare'yi Efendiköprüsücivarına
çekeceğim. Bu konuda sorumluluğun kime ait olduğunu hükûmetbulsun,
Efendim diyordu. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Kuva-yıSeyyare
Komutanı'na cevap verdi ve dedi ki : "12'nci Kolordu, solkanadımızdan
kırk kilometre uzaktadır. Bundan başka, geri çekilmiş olandüşmanı
keskin taarruzla ve zorla yerinden atmak görevi birliklerimizeverilmiştir.
Bu bakımdan Kuva-yı Seyyare, düşmanı takip eden müstakilbir süvari
tümeni durumundadır. Düşmanın üstün kuvvetle taarruzlarınakarşı
yalnız başına tedbirler alır; düşman mevziî ve ciddî bir hareket
yaptıkça,buna karşı kesin savaştan kaçınır. Bu görevler süvari tümenlerineverilir.
Güney Cephesi'nde kuvvetli süvari birliği olmadığından, sizin cephenizisüvari
kuvvetleri ile genişletmek mümkün değildir. Güney CephesiKuva-yı
Seyyareler'le yalnız dış kanadından temas ve bağlantı sağlayabilir.Bu
da lâzımdır. Kısacası, cephemiz iyi idare edilmektedir. . . v.b."
Efendiler, Batı Cephesi Komutanlığı elbette ordunun kuvvet durumuve
miktarı ile ilgili bütçesini düzenlemek istiyordu. Bu maksatla 22/23Kasım
1920'de bütün cephe birliklerinden kuvvetlerinin mevcudu ile ilgilimuntazam
birer liste istedi. Cephe birliklerinin hepsinden cevap geldi.Kuva-yı
Seyyare istenilen mevcut listesini göndermedi. Bu konuda cephedenistenen
açıklamaya gelen cevapta, Tevfik Bey diyordu ki; "Kuva-yı Seyyarene
bir tümen ne de düzenli bir kuvvet haline getirilemez...Bu serserilerin
başına ne bir subay ne de askerî memuru koymak mümkün olmadığı gibi,kabul
ettirilmesi de mümkün değildir. Çünkü, subaygördüler mi Azrail görmüşcesine
isyan ediyorlar. Bizim birliklerimiz Pehlivan Ağa,Ahmet Onbaşı,
Sarı Mehmet, Halil Efe,Topal İsmail gibi adamlar tarafından idare
edilmektedir. Bölükeminleri de yazdığını okuyamaz ve okuduğunu yazamaz
adamlardandır."Sen yapamıyorsun" diye bunların değiştirilnesi
imkânı da yoktur. Kuva-yıSeyyare'nin şimdiye kadar olduğu gibi gelişigüzel
idare edilmesi zarurîdir...Aslında, Kuva-yı Seyyare, disiplin ve
düzene sokulmak şöyledursun, böyle bir düşüncenin doğmakta olduğunu
sezdiği anda dağılır.Rica ederim, bu yazdığım şeyleri bir şeye yormayınız...
|