|
Affet
Yeni Soy
Ruhu,çürük diş gibi sökmesinden ötürü;
Memeli hayvan soyu şimdiki insan türü...
Yolculuk
Yolculuk, her zaman düşündüm onu;
İçimde bu azgın davet ne demek?
Oraya, nemdeyse güneşin sonu,
Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek.
Altımdan kaydırdı bir el minderi;
Herkes yatağında, ben ayaktayım.
Bir gece, rüyada gördüğüm yeri,
Gözlerim yumula, aramaktayım.
Beni çağırmakta yabancı dostlar;
Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız.
Eski evde, şimdi bir başka ev var:
Avlusu karanlık, suları taçsız.
Her akşam, aynı yer, aynı saatte,
Güneşten eşyama düşen bir çubuk;
Yangın varmış gibi yukarı katta,
Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk!
Başım, artık onu taşımak ne zor!
Başım, günden güne kayıtsız bana.
Dalında bir yaprak gibi dönüyor,
Acı rüzgarların çektiği yana...
Yollar ve Gökler
Üstüste, altaltalar,
Bende gökler ve yollar.
Gökler, kat kat mavilik.
Yollar kol kol servilik.
Yollar nereye gider?
Ve ne düşünür gökler?
Göklerin bir sırrı var,
Onu arıyor yollar.
Gökler su da titriyor,
Yollar suda bitiyor.
Göklerin yüzü yerde,
yollarınki yerde.
Bu yollarda izimiz,
Bu göklerde gizlimiz.
Yollar, beni vardırın!
Gökler, tutup kaldırın!
Yunus Emre
Kaç mevsim bekleyim daha kapında,
Ayağımda zincir, boynumda kement?
Beni de, piştiğin bela kabında,
O kadar kaynat ki, buhara bezet!
Bekletme Yunusum, bozuldu bağlar,
Düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar;
Veriyor, ayrılık dolu semalar,
İçime bayıltan, acı bir lezzet.
Rüzgara bir koku ver ki, hırkandan;
Geleyim, izine doğru arkandan;
Bırakmam, tutmuşum artık yakandan,
Medet ey dervişim, Yunusum medet!
Yüzkarası
Beni şafak vakti bir el dürtükler:
İdam mahkumu, kalk, bekliyor savcı!
Zindan avlusunda öter düdükler;
Bir güneş doğar ki., zakkumdan acı...
İpten indirilir, yine uslanmam,
Bela...Bela bende yakıcı şehvet...
Bir olur, ateşi görmemle yanmam;
Dipsiz uçurumda kaçılmaz davet.
Bak nasıl silinir bu yüz karası;
Elimde, ölümü öldüren silah,
Alnımda tozpembe secde yarası,
Lugat kitabımda tek isim: Allah...
NECİP FAZIL KISAKÜREK ŞİİRLERİ ANA SAYFASI
|