|
Mesneviden Hikayeler
MESNEVİ'DEN
HİKAYELER -CİLT 3-
HAYRET
Saçı sakalı kır bir adam, iyi bir berberin önüne gider de,
“Yiğidim, saçımdaki sakalımdaki akları ayır, yol bir yeni gelin aldım der.
Berber, adamın sakalını dipten tıraş ederek kılları önüne kor da der ki: “ benim
bir işim çıktı sen ayırıver!”işte bunun gibi bu sual şu da cevabı, artık sen
ayırıver!” Din kaygısı, bunlarla uğraşmaya vakit bırakmaz. Birisi Zeyd'e bir
sille vurur. Zeyd de hileye sapıp onu dövmek üzere üstüne saldırınca, adam: “
Dur, senden bir şey soracağım, cevabını ver, sonra beni döv. Senin kafana
vurunca şırak diye bir sestir çıktı. Şimdi burada dostça senden bir sualim var:
Bu şırak sesi benim elimden mi çıktı, yoksa senin kafandan mı ye uluların
öğündüğü ulu zat?” dedi. Adamcağız dedi ki: “ Acıdan kurtulmadım ki bu düşünceye
dalayım. Senin derdin yok, sen düşüne dur.” Dert sahibi böyle düşüncelere
saplanamaz, kendine gel! Sahabenin ruhlarında Kuran'a karşı fevkalade bir
iştiyak vardı ama aralarında hafız pek azdı. Çünkü bir meyve oldu mu kabuğu
adamakıllı incelir, çatlar, dökülür. Ceviz, fıstık ve badem bile olunca
kabukları incelir. İlmin hakikati de kemale gelince kışrı azalır. Zira
sevgilisi, aşıkı yakar, yandırır. İstenen, sevilen kişinin vasfı, isteyen, seven
kişinin vasıflarının zıddıdır. Vahiy ve nur şimşeği, peygamberi yakar. Kadim
olan Tanrının sıfatları tecelli edince hadisinin sıfatlarını yakar, mahveder.
Sahabe arasında birisi Kuranın dörtte birini ezberledi de duyuldu mu, sahabe, bu
bizim ululumuzdur derdi. Böyle bir büyük mana ile sureti bir arada cem etmek,
hayretlere düşmüş, mest olmuş padişahtan başka kimseye mümkün değildir. Böyle
bir sarhoşluk aleminde edep kaidelerine riayet etmenin zaten imkanı yoktur, bu
imkan bulunsa bile şaşılacak şeydir doğrusu! İstiğna aleminde niyaza riayet
etmek, yuvarlak bir şeyle uzun bir şeyi, zıddoldukları halde bir arada cem
etmeye benzer. Sopa, esasen körlerin sevgilisidir. Kör, Kuran sandığına benzer
ancak. Körlerin sözleri, Mushaf harfleriyle, eski hikayelerle, korkutuşlarla
dolu sandıklardır. Fakat kuranla dolu sandık, boş sandıktan iyidir elbet. Yüksüz
sandık fareler ve yılanlar dolu sandıktan daha iyidir. Hasılı insan, vuslata
erdi mi vasıta olan kadın, adamın gözüne soğuk görünmeye başlar. Güzelim
istediğin şeye ulaştın mı artık bilgi sahibi olmayı istemek kötüdür. Göklerin
damlarına çıktıktan sonra da merdiven aramak manasızdır. Hayra ulaşan kişi,
dostluk ve başkasına bir şey öğretmek maksatlarından başka bir maksatla yine
hayır yolunu arar.
O yoldan bahsederse bu iş, soğuk bir şeydir. Aydın ayna saf
ve cilalı bir halde iken onu cilalamaya kalkışmak bilgisizliktir. Padişah
tarafından kabul edilip huzurunda oturduk dan sonra mektup ve elçi araştırmak
çirkin bir şeydir. Sevgili aşıklarından birisini huzuruna çağırdı. Aşık aşk
mektubunu çıkarıp sevgilisinin huzurunda okumaya başladı. Mektupta beyitler,
övüşler, ihtiyaç ve aciz yoksulluk, birçok laflar vardı. Maşuk dedi ki: “ Eğer
bu okuma, benim içinse vuslat zamanı ömür zayi etmektir bu! Ben yanımdayım, sen
mektup okuyorsun. Bu aşıklık alameti değil ki!” aşık dedi ki: “ Doğru, sen
buradasın ama ben, istediğim zevki, istediğim gibi bulamıyorum ki, geçen yıl
senden aldığım zevki, şimdi vuslatına erişmiş olduğum halde alamıyorum ben bu
kaynaktan arı, duru su içtim, o suyla gözümü de yeniledim, gönlümü de. Şimdi
kaynağı görüyorum ama su yok. Yoksa su yolumu birisi mi kesti” dedi. Maşuk dedi
ki: “ Şu halde ben, senin sevgilin değilim. Ben Bulgar türküyüm, sen katu Türkü
istiyorsun. Sen bana değil, bir hale aşıksın. Fakat yiğidim, hal elde kalmaz ki
senin tamamıyla istediğin ben değilim. Alemde istediğin şeyin bir kısımcağızı da
ben de var. Sevgilin değilim, sevgilinin eviyim, halbuki aşk, peşindir, eldedir,
sandıkta değil! Sevgili, tek olan sevgiliye derler. Gelişin de ondandır, sonuncu
gidişin de ona! Onu buldun mu başkasını beklemezsin gayri. Ortada görünüp duran
da odur, gizli olan da o! O hallere sahip bir hakimdir, mahkum değil. Aylar,
yıllar, o ay yüzlünün kuludur, kölesidir. Dilerse söyler, hale ferman eder.
Dilerse hükmeder, cisimleri can haline getirir. Bekleyip duran, oturup hal
arayan, hal bekleyen kişi, işin sonuna varmış değildir. Sona varan kişinin eli,
hal kimyasıdır, elini oynattı mı bakır, sarhoş bir hale gelir, altın olur.
Dilerse söyler, hale fermen eder. Dilerse, hükdiken ve neşter, nerkis ve ağustos
gülü kesilir. Hale mahkum olansa hal gelince derecesi artan, halsiz kalınca
rütbesi eksilen bir adamdır. Hulasa sofi “ İbn-al vakit” tir, fakat vakitten de
kurtulmuştur, halden de. Haller, onun azmine onun reyine mahkumdur, haller, onun
Mesih'in nefesine benzeyen nefesleriyle diridir. Sense hale aşıkısın, bana
değil. Sen, bir hale sahip olmak ümidiyle benim etrafımda dönüp dolaşıyorsun.
Bir an eksilen, bir an artıp kemal bulan hal, Halil'in mabudu olamaz, batar
gider. Batıp giden, gah böyle, gah şöyle olan güzel değildir, ben batıp
gidenleri sevmem. Bazan hoş, banan nahoş olan, bir zaman su, bir zaman ateş
kesilen, Ayın burcudur ama ay değil. Put gibi güzeldir, ama güzelliğinden haberi
bile yok! Saf sofi, İbn-al vakit” tir ama vaktin babasıymış gibi vakti
adamakıllı avucunun içine almıştır. Bu çeşit sofi, tamamıyla ululuk sahibi
Tanrının nuruna gark olmuştur. Kimsenin oğlu değildir o vakitlerden de
kurtulmuştur hallerden de! Doğurmayan nura batmıştır. Doğmayan, doğmayan zatsa
ancak Tanrıdır. Diriysen yürü, böyle bir aşk ara. Yoksa birbirine aykırı
vakitlere kulsun. Çirkin güzel nakışlara bakma da kendi aşkına, kendi dileğine
bak! Hor musun, zayıf mı? Buna bakma da ey kadri yüce kişi, himmetine, gayretine
bak! Ne halde olursan ol boş durma, ey dudakları kurumuş susuz, daima su
araştır! O, susuz, o kupkuru dudağın yok mu? O dudak, sudan haber verme de.
Nihayet kaynağa ulaşacağını bildirmede. Dudak kuruluğu, suyu haber verir. Bu
eziyet, bu susuzluk, muhakkak suya ulaşacağına delalet eder. Bu aramak yok mu,
kutlu bir iştir. Hak yolundaki bu istek, maniler giderir. Bu istek, dileklerinin
anahtarıdır.
Bu istek, senin ordundur, bayraklarının yardımcısıdır. Bu
istek, horoz gibi “ Sabah geliyor” diye nara atarak müjdeler verir. Aletin yoksa
bile iste ara. Tanrı yolunda alete ihtiyaç yoktur. Oğul, kimi arayıcı görürsen
ona dost ol, önünde baş indir. De isteklilerin civarında sen de istekli ol.
Galiplerin sayesinde sen de galebe et! Karınca Süleymanlık dilerse onun bu
dileğini hor görme, himmetine bak! Elinde mala, sanat ve hünere dair ne varsa
önce onu istemez miydin, ona bu sayede nail olmadın mı?
3.CİLT ANA SAYFASI
MESNEVİDEN HİKAYELER ANA SAYFASI
|