|
Türkmüsün.Net - Türk Hat Sanatı
Hat Sanatında Türkler
Türklerin İslamiyeti kabulü ve buna bağlı olarak
yazılarını değiştirmeleri sonrasında hat sanatıyla ilgilerini gösterecek
eserleri zamanımıza kadar gelememiştir. En eski örneklerle, ancak Selçuklulardan
itibaren karşılaşıyoruz.
Beylikler devrinde ve Osmanlı'nın ilk iki asrında, Anadolu'daki hat sanatı,
kalan örneklere nazaran, Abbasilerin Bağdad'daki üstadane tavırlarının bir
devamı gibi görülmektedir. Nihayet Şeyh Hamdullah'la (833/1429-926/1520) hat
sanatı Osmanlı hakimiyetine geçmiş ve daima gelişip ilerleyerek XX.asrı
bulunmuştur.
Akkam-ı Sitte
Bu isimle anılan altı cins yazı birbirine tabi, ikili gruplar halinde gözden
geçirilebilir: Sülüs-nesih,muhakkak-reyhani, tevki-rıka. Bu üç grubun
birincilerinin (sülüs, muhakkak, tevki), ağzı daha geniş kalemle (2 mm
civarında) yazılmalarına mukabil, ikincileri (nesih, reyhani, rıka) 1 mm
civarında ağız genişliği olan kalemle yazılırlar. Yazı karakteri itibariyle,
muhakkak reyhaniyle, tevki ise rıka'yla, birbirine çok benzeyen büyük ve küçük
iki kardeşi hatırlatırlar. Ancak sülüsle nesih böyle değildir. Nesih hattının
çok ince yazıları şeklinede, toz kadar küçük görüldüğünden gubari hattı denilir.
Eski kaynaklarda sülüs sanat göstermeye en müsaid alanıdır. Harflerindeki
yuvarlak ve gergin karakter, ona hattanın elinde en fazla şekil zenginliğine
girebilmek ve yeni istiflere açık olmak imkanı vermiştir. Bu hal, hele
abidelerde yer alan ve uzaktan okunabilmesi için ağzı çok geniş kalemle yazılan
veya satranç usülüyle genişletilen) celi sülüs hattında daha da çarpıcıdır.
Nesih hattı ise harflerinde yuvarlaklık olmakla beraber, daima satır nizamına
tabi olup istife uygun gelmez; bu sebeple uzun metinlerin, en ziyade Kuran-ı
Kerim'lerin (mushaf) yazılmasında kullanılmış, eski matbaacılığımızın hurufatı
da nesihle hazırlanmıştır. Tevki ve Rıka kardeşler de Osmanlı nın ilk
devirlerinde resmi yazışmalar ve nadiren kitap çoğaltmak için ele alınmışlardır.
Bu altı cins yazıda Arapça'nın icabı olarak hareke ve diğer yardımcı okuma
işaretlerinin kullanıldığı yazı cinsleridir. Türkçe metinler için nesih, tevki
ve rıka yazılarının harekesiz yazıldığı da görülmektedir.
Ta'lik
Bu yazı, aslında Tevki hattının XIV. Asırda İran'da kazandığı değişiklikle
ortaya çıkan yazıya verilen isimdir ve orada daha çok resmi yazışmalarda
kullanılmıştır.
Divan-ı Celi Divani
İran'da resmi yazışmalarda kullanılan ta'lik hattı Osmanlı'ya Akkoyunlular
(1467-1501) yoluyla XV. Asırda geldiğinde, kısa zamanda büyük bir şekil
değişikliği geçirerek Divan-ı Hümayun'daki resmi yazışmalara mahsus olduğu
cihetle -divani adını almıştır. Harekesiz yazılan divanının XVI. asırda
İstanbul'da doğan harekeli, süslü ve haşmetli şekline celi divani adı verilmiş,
buda devletin üst seviyedeki yazışmalarında kullanılmıştır (hat sanatındaki "iri
ve kalın" manasının aksinei buradaki celi aşikar demektir)
Tuğra
Bugün nasıl T.C. amblemi Türkiye'yi temsil ediyorsa, Osmanlı devrinde de tahtta
bulunan padişahın adına çekilen tuğrai padişahla birlikte babasının adını ve
daima muzaffer olmasını dileyen bir duayı (el muzaffer daima) ihtiva eden hususi
bir şekildir. Tuğra bilhassa XVI. asırda tezhipli olarak hazırlanırdı. Tuğrayla
padişahlar dışında, tarikat pirlerinin isimleri, yahut bir ayet veya hadis
yazıldığıda görülmektedir.
TÜRK HAT SANATI ANA SAYFASI
|