|
Türkmüsün.Net - Türk Hat Sanatı
Malzemeler : Hokka
Hokka
"Küçük
Kutu" manasına gelen Arapça bir kelimedir. Yazı yazmak için kamış kalem ve is
mürekkebinin kullanıldığı devirlerde, yazı takımlarında veya yazı çekmecelerinde
Yazı yazmak için kamış kalem ve is mürekkebinin kullanıldığı devirlerde, yazı
takımlarında veya yazı çekmecelerinde hokka olarak okur-yazar zümrenin üzerinde
taşıması için ise divit şeklinde mutlaka bulunan mürekkep hokkası, kültür
hayatımızın en mühim unsurlarından biriydi. Madeni hokkalar, müstakil olmaktan
ziyade, içine kamış kalemlerin konulduğu kubur denilen, silindir biçimindeki
kalemdanların dip yanına çıkıntılı olarak tutturulurdu. Eski hokkalara mürekkep
doğrudan doğruya konulma; Lika denilen ham ipekten bir tutam, hokkanın içine
yerleştirilip de mürekkep bunun üzerine dökülürse, lika, mürekkebi sünger gibi
emer ve kalemin hafifçe likaya bastırılmasıyla, lüzumu kadar mürekkebi kalemin
ağzını bular.
Mistar
Yazı sanatında yer alan harf veya harfler topluluğunun satır içinde duruşu ve
belli bir çizgi hizasında dizilişi, bir takım kaidelerle belirlenmiştir. Latin
alfabesinde de bu böyledir. Tarihimizde satır çizgilerini belirtmeye yarayan ve
mıstar (satırlık) adıyla tanınan bir basit alet benimsenmiştir.
Yazma eserin tertibinde, yazının kaplayacağı sahadaki satır düzeni bu maksat
için kullanılacak kamış kalemin nokta boyutuna göre hesaplanır ve sahife
büyüklüğünde bir mukavva üzerine çizgiyle tespit edilir; satırın başı ve sonu
iğne ile delinir.
Mıstar'ın kullanılması şöyle olur. Aharlenmiş kağıdların her bir tabakası sahife
düzenine göre mıstarın üstüne yerleştirilerek, henüz yıkanıp yağdan arındırılmış
parmaklar,ibrişinin kabarıklığıyla hissedilmekte olan satır çizgileri üzerinde
dolaştırılırsa, bunların izi kağıda çıkar ve metinler bu çizgi izine göre
yazılır.
Yazı Altlığı
Eski hattatlar sandalyede oturup masa üzerinde yazmazlar, sedir veya mindere
yerleştikten sonra, sağ dizlerini dikerek onun üstünde yazarlardı. Bakış
açısının 90 derece olarak muhafazası ve kağıdın dizde düzgün durabilmesi,
eskilerin zır-I meşk (meşk altı) dedikleri takriben 20*25 cm ebadında kaba
kağıdların üstüstte tutturulmasıyla hazırlanan bir altlığın diz üstüne
konulmasına bağlıdır. Sert bir satıh kullanılmayışı, ele serbest bir hareket
imkanı sağlamak içindir.
TÜRK HAT SANATI ANA SAYFASI
|