|
Türkmüsün.Net - Türk Ebru Sanatı
Tarihimizde Ebrucular
Ebru
Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608
tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.
Tarihimizde ebru kağıdı yazı (kıta, levha...) ve
minyatürlerin etrafına iç ve dış pervaz olarak yapıştırılır. , hudutlarıda altın
cedvellerle örtülürdü. Son devirde yazı yerine çiçekli ebru konularak cazip
kompozisyonlarda vücuda getirilmiştir. Kullanılan ebrular üzerlerine bazen
ezilmiş varak altın serpilerek Zer-efşan'lı ebru Hatib tarzındaki kıyılarınada
altınla tahrir (kontur) çekilerek Tahrirli ebru haline getirilirlerdi.
Kitap sanatları ile ilgili eserlerde nedense ebruya dair malumata rastlanmıyor.
Daha öncede Menakkıb-i Hünerveran dolayısıyla bu hususa temas etmiştik. Diyelim
ki ebruculuk o esnada fazla yaygın değildi.
Peki Nefeszade İbrahim Efendi (ölümü:1060 H.-1650)'nin eseri olan ve kısa
hattatlar tarihinden sonra ahircilik, kağıt boyamacılığı, mürekkepçlik gibi
sanatları büyük bir vukufla ve derinlemesine ele alan Gülzar-ı Sevab isimli
eserde ebrudan niçin bahis yoktur, bilinmez.
Bu eseri neşre hazırlayan (1939) Kilisli Rıfat Bilge merhum, istanbul
kütüphanelerinde kitap sanatlarıyla alakalı ne kadar yazma eser gördüyse kitabın
sonunda ayrıca listesini vermiştir, onlarda ebruculuğa temas edilmemektedir.
1635 - 40 yıllarında Fransa'da imaline başlanan ebru kağıdının Avrupa'da battal
ve bilhassa taraklı cinsleri benimsenmiştir.
Şebek
Hatib
Hezarfen İbrahim Edhem Efendi
Nafiz Efendi
Aziz Efendi
Necmeddin Okyay
VE EBRU'NUN FELSEFESİ
Bazı
günler, şafak veya gurup vakti ufka bakarsınız; kırmızı, sarı, lacivert ve mavi
renklerin en ilahi tonları ile bulutlardan bir ebru'nun daha doğrusu ebri'nin
şekillendiğini görürsünüz. Yine bazı gecelerde, bulutlu semalar kadar geniş bir
ebru teknesine, mehtabın usta fırçasıyla laciverd, mavi ve ışıklı beyazın bütün
nüansları serpiştiriverdiğine elbet rastlamışsınızdır. İşte, sanatkar
dedelerimiz, bir anda değişip kaybolan bu semavi güzelikleri yeryüzüne
aksettirerek, onların ağaç yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten
sonra, bu şahane tabloyu kağıt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir.
Bu anlayış içinde Tanrı'sına boyun kesen sanatkarın "benlik"ten
uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesi'nde şekillenmiş gibidir. Artık o zaman
büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar genişler, genişler ve bir kainata
döner.
Ebrucu nun gönlü gibi... Hz.Ali ne güzel buyurmuş : " Sen kendini küçük bir
cisim sanırsın, halbuki bütün bir alem sende dürülüp bükülmüştür!"
TÜRK EBRU SANATI
|