HOCA AHMED YESEVİ VE DIVAN-I HİKMET
HİKMET-49
"Hangi yerde azizlerin toplantısı olsa
O şu yerde hal ilmini söyleyesim gelir
Onların sohbetinden hoşlansam ben
Özümü özlerine katasım gelir
Hoş sohbetli dervişlere canımı versem
Her bir bastıkları izi göze sürsem
Hizmet kılıp iyilerden dua alsam
Ondan sonra şevk şarabını tadasım gelir
Şevk şarabını içen kullar dünyayı boşar
Hızır babam gelip ona verir ders
Dünyayı tepip, yürü eyleyip yüzbin talak
Şöyle ere aziz canımı veresim gelir
Vah yazık iyiler hepsi ağlayıp geçti
Anasından doğdu ise matem tutdu
Közüm yanıpta açana kadar ömrüm geçti
Bu dünyayı geçmez akçeye satasım gelir
Dili ile ümmetim diye yalan söyler
Kişi malını almak için saçma-sapan sözler
Halini burda bırakıp haram gözler
Cahillere bu sözleri diyesim gelir
Zamana ahir olsa akıl gider
Ademoğlu birbirini tutup yer
Dünya için İman-İslam dinini satar
Akıllılara bu sözleri diyesim gelir
Melekler toplanıp bir gün sohbet kurdu
Raks ve sema yapmak için yürüyüp yürüdü
Miraç sırasında Hakk Mustafa bunu gördü
Şimdi ben de raks ve sema edesim gelir
Hakk Mustafa kendinden geçip özünden gitti
Cebrail gelip Hakk Mustafa'nın başını tuttu
Sübhan Melik'im kudret ile zikir öğretti
Ümmet olsam ben de zikrini diyesim gelir
Âşık olsan gözyaşını saçıp yürü Beyazıd gibi
Dünya derdini tepip yürü Edhem gibi
Taht ve kısmetden geçip yürü Himmet
Versen dünya derdini tepesim gelir.
Kul Hoca Ahmed dünyayı görsen sakın, kaç
Zikrini deyip tarikatın yolunu aç
Ayet hadis sözü ile para saç
Erenlerden inci ve cevher alasım gelir.
|
HİKMET-50
Muhabbetin bahçesine bülbül gibi
Seherlerde feryad edip konasım gelir
O vakitde Allah'ımın cemalini
Mana gözü ile açıkça göresim gelir
Merdlerdir Hakk yolunun başçıları
Mürid ile Allah arasında elçileri
Vahdaniyet deryasının yolcuları
Dergahında varıp kapıcı olasım gelir
Hakka kavuşmayı dileyenler gece ve gündüz
Dinmeyip canı ile söyler Hu zikrini
Hakk'dan ilham yetişip gelir bilsen bunu
Ahiretin azığını alasım gelir
Muhabbetin asasını elime alıp
Saadetin hırkasını vücuduma koyup
Muhabbetin çekimi ile kanatlanıp
Marifetin dalına konasım gelir
Erenlerin hepsi gidip oldu mezar
Hüzünlenip ey dostlarım olun uykusuz
Musa gibi Tur dağında görüp cemal
"Rabbenzur İleyke" deyip söyleyesim gelir
Vah ne yazık sahipsiz ömrümü verdim yele
İbadetten hiçbir şey yok baksam ele
Kulluk kemerini geç bağladım şimdi bele
Himmet kılıp pir hizmetini yapasım gelir
Hoş mucize verdi iman armağanını
Tenim, canım, gönlüm, ruhum sevdasını
Sır kulağını alıp feryad sesini
Ses işitip canımı feda eylesim gelir
Kul Hoca Ahmed dünya ehlinden bil değil O
Riyazetsiz hiç alemi göstermez O
Allah demek mümin kula ar değil o
Hakk yadına canımı kurban edesim gelir |
HİKMET-51
Muhabbetin pazarında dolaşarak
Ahiretin sevdasını başlasam ben
Bu dünyanın izzetlerini arkaya atarak
Horlanma-ağlama yollarını hoşlasam ben
Bu yollarda horlanma-ağlama kârlı imiş
Tesbih, tehlil, oruç, namaz kâr etmezmiş
Yalancıdan Allah, Rasulû şikayetçi imiş
Yalan namaz riyalarını bıraksam ben
Gerçek gönülde namaz kıl ki Allah bilsin
Halk içinde rüsva ol ki âlem gülsün
Toprak gibi hor görül ki nefsin ölsün
Himmet versen nefsimi yenip ağlasam ben
Dostlarımı rezil eyleyen nefs ve heva
Onun için lanetli şeytan eyler kavga
Lutfeylesen ben-benliği eyleyim tamam
Riyazette canım incitip işlesem ben
Aşk yolunda damla damla kanlar yutarım
Rahman adı rahmetinden ümit tutayım
Şarap kadehini doyası versen candan geçeyim
Hasretinde iki gözümü yaşlasam ben
Nefsim benim ateş gibi yanıp yolumu kesti
Yüz bin türlü yemek isteyip dükkan kurdu
Ağzını açıp her kapıya beni sürdü
Himmet versen köpek nefsimi yakalasam ben
Aşkım taştı, ruhum kaçtı nereden bulayım
Arkasından aşk atını binip koşayım
Kimi görsem Hızır bilip elini tutayım
Hızır ve İlyas yardım edip yakalasam ben
Günahım çok yere sığmaz kime söyleyeyim
Tevbe eyleyip eğri yoldan doğruya döneyim
Pişmanlıkta etlerimi koparıp çekeyim
"Sad deriğ" deyip parmaklarımı dişlesem ben
Günah işleyip tevbe etmeden sınırdan aştım
Nefsim beni isyan ettirdi turfa şaştım
Allah'a hamdolsun ki Pir-i kâmil e doğru kaçtım
Ele alıp kötü nefsi yakalasam ben.
Kul Hoca Ahmed her bir sözün derde derman
Taliplere beyan eylesem kalmaz sıkıntı
Dört bin dört yüz hikmet söyledim Hak'tan ferman
Ferman olsa ta ölene kadar söylesem ben
|
HİKMET-52
Vahdet küpü açıldı, meyhaneye girsem ben;
Bir kadeh içip şu meyden mest ve hayran olsam ben.
O meyin lezzeti iç-bağrımı kan eyledi
Bağır kanımı akıtıp canana doğru varsam ben.
Sâki sundu her nefes keyfiyetin şarabını
Sarhoş olup o an feryad-figan eylesem ben.
İnsaniyet yakasın şevk ateşi yandırdı
Vahdâniyet deryasını o anda sorsam ben.
O deryanın dalgalanışından değme dalgıç inci almaz;
Candan geçip inci için derya içine dalsam ben.
Hâce Ahmed'in küpünde muhabbetin şarabı,
Âşıklara Şu meyden muradınca versem ben. |
HİKMET-53
Allah diyen kulun yerini cennette gördüm;
Hûri ve gılman hepsini karşısında hizmette gördüm.
"Fezkûruni" zikrini söyleyen kullar daima
Tamamını yoldaş olup "Adn"cennetinde gördüm
Gece gündüz uyumadan Hû zikrini söyleyenler,
Melekler yoldaşı, Arş'ın üstünde gördüm.
Hayır ve cömerdik eyleyenler, yetim gönlünü alanlar,
"Çehar-yâr'laı yoldaşı, Kevser dudağında gördüm.
Amil olan âlimler, yola giren âsiler,
Öyle âlim yerini Dâru's-selam da gördüm.
Kadı olan âlimler, para-rüşvet yiyenler,
Öyle kadı yerini sakar ateşinde gördüm.
Müftü olan âlimler, haksız fetva verenler,
Öyle müftü yerini Sırat köprüsünde gördüm.
Zâlim olup zulmeden, yetim gönlünü ağrıtan,
Kara yüzlü mahşerde, kolunu arkada gördüm.
Cemaata gitmeyip namazı terk eyleyenler
Şeytan ile bir yerde, derk-i esfel'de gördüm.
Kul Hoca Ahmed hazine açtı, inci ve cevher saçtı
Dinlemeyen bu sözü, gaflet içinde gördüm.
|
HİKMET-54
Yola giren erenlerden yolu sormadan
Ağlamayım mı, ey dostlarım, hata eyledim
Hakk zikrini gece gündüz vird etmeden
Ey dostlarım, öz canıma cefa eyledim.
Allâh yâdı gönülleri aydınlatan
Âşıklara Allah kendisi vaad eyleyen
Aşk rüzgârı Mustafa'ya armağan gelen;
O sebepten gözyaşımı şahid eyledim.
Allah der ki: Âşıklarım Burak'a biner;
Hakk zikrini diyenlere rahmet yağar
Çok ağlayan cemalimi şüphesiz görür
Mahşer günü cemalimi hediye eyledim. "
Vaad eyledi âşıklara yüzbin Burak;
Alem halkı melâmeti O'na uzak;
Bu âlemde el gözüne yanan çıra
Ahiret içinde yüzbin köşkler bina eyledim.
Dertsiz insan insan değil, bunu anlayın
Aşksız insan hayvan cinsi, bunu dinleyin
Gönlünüzde aşk olmasa, bana ağlayın
Ağlayanlara gerçek aşkımı hediye eyledim.
Kul olsan, ben-benliği sakın bırak
Seherlerde canını incitip dinmeden çalış
Yoldan sapan günahkarları yola yönelt
Bir nazarda gönüllerini safâ eyledim.
Gerçek dertliye kendim ilaç, kendim derman;
Hem âşıkım, hem mâşukum, kendim canan;
Rahmet eyleyim, adım Rahman, Zatım Sübhan;
Bir nazarda içlerini safâ eyledim.
Tan atana kadar Hakk zikrini diyen kişi
Dağ ve çölü bostan eyler akan yaşı;
Allah der, başka birşeyle yoktur işi;
O âşıkı ahaliden ayrı eyledim.
Aşk yadını yere koysam, yer kaldırmaz;
Defter kılsam, diri oldukça, bitip olmaz;
Hakk'ı bilen, beyi, hanı, halkı bilmez;
O kulumu öz yolumda iki büklüm eyledim
Mal ve pulu dert eylemez âşık kişi;
Yol üstünde toprak olup aziz başı;
Ondan sonra nura dolar içi dışı;
Sabaha varsa, mahşer yerinde sultan eyledim.
Hakktan korkup mal ve parayı sevmeyeni,
Hakk'ı deyip bir an yatıp uyumayanı,
Yatsa, kalksa, Hakk zikrini bırakmayanı
Açtım batın gözlerini bina eyledim.
Oruç tutup halka riya eyleyenleri
Namaz kılıp tesbih ele alanları,
Şeyhim diye başka bina koyanları
Son anda imanından ayrı eyledim.
Hakk'a âşık olup dedi Kul Hoca Ahmed;
Sıdkı ile işitene yüzbin rahmet;
Dua eyleyim, görmeyeler sıkıntı, zahmet;
Akıllı isen, bir söz ile tamam eyledim.
. |
HİKMET-55
Azim zikri yüce zikirdir, söyler olsam,
Ballar gibi tatlı olur dilim benim.
Kendim fakir, ikrar eyledim, oldum hakir
Kanat çırpıp uçar, kuş gibi gönlûm benim.
Türlü aşım, türlü işim, dertli başım;
Ayırdı canım, gitti şuurum, aktı yaşım;
Günah ile doldu bütün içim, dışım;
Niyazsızım, açıversin yolumu benim.
Gözüm düştü, gönlüm uçtu, Arş'a aştı;
Ömrüm geçti, nefsim kaçtı, denizim taştı;
Kervan göçtü, menzil aştı, yorulup düştü
Sır ulaştı, nasıl olacak halim benim ?
Sûret burada, siret orada, kudretinde;
Uzun gecede, aydınlık günde, gönlüm orada;
Yürür gecede, olup kul, hepsi nerede,
Sorsa orada, gûnahkârdır dilim benim.
İçtim şarap, oldum harap, aslım toprak
Geldim körab, gönlüm serap, aşka pür-ab
Hak'tan hitap gelse, görmez kullar azap;
Pınar gibi akar gözden yaşım benim.
Düştüm uzar, Burak tozar, gitse pazar;
Dünya pazar, içine girip kullar azar;
Başım dertli, yaşım sızar, kanım tozar
Adım Ahmed, Türkistan'dır ilim benim. |
HİKMET-56
Durmadan Hazretinde Allah desem,
Ağlayıp inleyerek zâkir olup Rabb'im desem,
Kulu olup kulluğunda boyun sunsam,
Bu iş ile yâ Rab, seni bulur muyum?
Zekeriyyâ gibi bu başıma bıçkı koysam
Eyyub gibi bu bedenime kurtu koysam
Musa gibi Tur dağında ibadet eylesen,
Bu iş ile yâ Rab, seni bulur muyum?
Yunus gibi deniz içinde balık olsam,
Yusuf gibi kuyu içinde gece-gündüz olsam,
Yâkub gibi Yusuf için ağlayıp inlesem,
Bu iş ile yâ Rab, seni bulur muyum?
Şibli gibi âşık olup sema vursam
Bayezid gibi gece gündüz dinmeden Kabe'ye v
Kabeye yüzümü sürüp ağlayıp inlesem
Bu iş ile yâ Rab, seni bulur muyum?
Mâruf gibi işbu yola adım atsam,
Mansur gibi candan geçip dârağacına konsam,
Dârağacı üzere şevklenerek Hakk'ı desem ,
Bu iş ile yâ Rab, seni bulur muyum?
Kul Hoca Ahmed, kulluk içre sâbit olsam,
Zikrini deyip, zâkir olup, Rabb'im desem,
Zikirinde şevklenerek kavrulup yansam,
Bu iş ile yâ Rab, seni bulur muyum ? |
HİKMET-57
Allah'ımı ararım izine düşüp giderim
Daima Sen'i söylerim "La ilahe illallah"
Nereden O'nu bulurum canımı kurban eylerim
Kurban olup giderim "La ilahe illallah"
Can ve gönlümü vereyim verip bakıp durayım
Can ve gönlüm yanmıştır yanıp biryan olmuştur
Canım ile diyeyim "La ilahe illallah"
Âşık ili servetsiz yoktur derdine derman
Diye durun yorulmadan "La ilahe illallah"
Ahmed ibn İbrahim iş bu sözü güzel dedi
Diye görün canlarım "La ilahe illallah" |
HİKMET-58
Ansızın durduğumda gönlüm içine
Hakk Allah'ımın nazargâhı düştü olmalı
Kırk yıllık zincir çöktü gönül ülkeme
Hakk zikrinin nuru ile açtı olmalı
Zakirleri toplanıp dizildiğinde
Zikir ve semadan meclis kurulduğunda
Boyun ukba dünyasından ayrıldığında
Gönül kuşu Hazret yönüne uçtu olmalı
Hiç bilmem nasıl olacak benim işim
Onun için akar daima gözde yaşım
Seherlerde kalkıp Hak'tan dilemişim
Melekler "Amin'ine düştü olmalı
Mahzun cana yakındır Hakk dergahı
Pişmanlıkta yeter mi ki birer ahi
Hangi gönül olsa Hakk nazargahı
Hakk nazarı içe dolup taştı olmalı
Hakk işini Hakk için buyurdular
Özlerini halklar arasına yetirdiler
Sıkıntılarını nimet gibi kaldırdılar
Bağrı kanlı gözü yaşlı doldu olmalı
Seven kullar sevdiğine kayırdılar
Dünyayı bırakıp din işine yöneldiler
Âşık kullar Allah diye hareketlendiler
Şeytanın zehri yarılıp kaçtı olmalı
Allah de ey Kul Ahmed özünü bil
Özünü bilince ilmin ile amel kıl
Büyük küçük dostlarından özür eyle
Sen bilmezken senden hata geçdi olmalı |
HİKMET-59
Eya dostlar yürek bağrım boldı kebab
Vefalı âşık candan geçti olmalı
Aşk ışığı gönül ülkesini eyledi harap
O sebepten aklım-fikrim gitti olmalı
Aşksız kişi insan değildir anlasanız
Muhabbetsizler şeytan kavmi dinleseniz
Aşkdan başka sözü eğer söyleseniz
Elinizden iman-İslam gitti olmalı
Meyhaneye giren aşığın sırrı ortada
Bağrı pişip yaşı akıp eyler figan
Boşuna yürür nerede gitse evi viran
Şüphesiz bilin vahdet meyinden tattı olmalı
Aşk düştü bu başima hayran oldum
Ev-barkımdan geçip sersem oldum
İki alemi terkedip üryan oldum
Çıkan ahım ne göklere yetti olmalı
Akıllı isen Hakk'ın başka sözler haram
Diri oldukça Pir hizmetini eyle tamam
Allah desen lanetli şeytan sana köle
Allah demezler dinlerini sattı olmalı
Ömrü boşa geçenler zayi eyleyenler aşkı bilmez
Candan geçen divaneyi göze almaz
"Hû" sohbetini kuran yere kaçıp gelmez
Can ve gönlü taştan beter katı olmalı
Allah'ın sevdiği kul daima ağlayıp yürür
Hak'tan korkup niyazını deyip seherde kalkar
Yahya gibi dinmeyip ağlayıp matem tutar
Bu dünyanı arkaya kaldırıp attı olmalı
Âşıkların işidir söz ve güdaz
Âşıkların ihtiyaçları oruç, namaz
Mahşer günü gözyaşıdır Hakk'a niyaz
Arif âşık derd ve alem çekti olmalı
Âşıkların ağzı güler gönlü ağlar
Allah için gözde yaşı bağrı biryan
Canı zikreder, gönlü şükreder, fikri sevgili
Allah dilerse kıl köprüyü geçti olmalı
Âşıkları halk içinde yanıp ağlar
Zâhiren güler bâtınları yürek dağlar
Ecel kovalayıp ölmek için belini bağlar
Sevgilisine arz-ı halini dedi olmalı
Âşıkları melametden kaçmaz olur
Cahillere bâtın sırrını açmaz olur
Her namerde inci-cevher saçmaz olur
Özü okuyup kan zehir yuttu
Pir-i kâmil 'in sevdiği âşık hevası yok
Yüz bin türlü ibadet eylese binâsı yok
Ey dostlarım aşk derdinin devâsı yok
Geceleri kalkıp Pir eteğini tuttu olmalı
Pir-i kâmil in nazar eylese verir deva
Hay u heves, ben-benlik olur tamam
Ondan sonra lanetli şeytan senden uzak
Dar kabirde iman ile yattı olmalı
Kul Hoca Ahmed Hakk sözünü söyler daima
Hakk'dan başka sözler hepsi imiş haram
Razı olsa yerin olur Darü's-selam
Mağfiretin deryasına battı olmalı |
HİKMET-60
Hakk Teala nur saldı canım tutuştu
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Seher vaktinde Pir-i kâmil bakıp sordu
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkirlere vaad eyledi Kadir Allah
Kabir içinde armağan eyledi "hur u lîkâ"
Zâkirlerin varacağı yer "Darü'l-beka"
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkir olsa, şükredici olsa yeri cennet
Kanlar aksa gözlerinden eylemez minnet
Ümmet olsan zikrini söylemek size sünnet
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkirlere Allah özü vaad eyledi
"Fezküruni ezkürkum" diye ayet geldi
Firdevs adlı cennetinden mazhar geldi
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkirleri her nefesde zikrini söyler
Tevbe eyleyip eğri yoldan doğruya döner
Zikrini söylese yavaş yavaş şevki artar
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkirleri halka içinde nur görür
Onun için halka içine özünü vurur
Sevgilisini gördüğü zaman canını verir
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Yalan âşık sevgilisinden canını esirger
Ahiret yolunu arkaya atıp dünyayı sever
"Hû" halkasının kurulduğu yerden eyler firar
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
"El kezzabu la ümmeti" dedi Server
Bu sözlere yol verici Hâdi, Rehber
Yalancıya ümmet demez O Peygamber
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Rahman Melik'im gerçek aşığın yolunu açar
Muhabbetin şevki ile yaşını saçar
"Allah" diye nerede gitse Şeytan kaçar
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkirleri zikrini deyip feryad eder
Gözyaşını sarı yüze süs eyler
Kırlarda gezip özünü mecnun eyler
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkir kullar Hakk fermanını sağlam tutar
İhlâs ile Allah diye kanlar yutar
Halka içine girdiği vakitde candan geçer
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Taharetsiz zikir söyleyene lânet yağar
İşte o gün olan çocuk şeytan doğar
Öleceği vakitde önce gelip şeytan bakar
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Taharetsiz zikrini söyleyen iman etmez
Öleceği vakitde Hak Mustafa elini tutmaz
Sûbhan Melik'im günahım asla bağışlamaz
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Mümin olsan taharetsiz zikrini söyleme
Kerametler söyleyip halka dinini satma
Müslümanlık iddia edip kafir gitme
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Zâkir olsan zikrini demeden asla yatma
Cahil ile soysuzlara hiç söz katma
Münafıklar halden sorsa bir söz deme
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim
Kul Hoca Ahmed kötülerin kötüsü sen
Herkes buğday el tutmaya samanı sen
Yoldan sapan günahkârların cahili sen
Gelin yığılın zâkir kullar zikir söyleyelim |
|
|
|