HOCA AHMED YESEVİ VE DIVAN-I HİKMET
HİKMET-37
"El-kezzabu lâ ûmmeti" dedi, bilin Muhammed;
Yalancılar kavmini ümmet demez Muhammed.
Doğru giden kulunu, Hakk'ın arayıp yolunu,
Doğru yürüyen kulunu ümmet diyecek Muhammed
Her kim "Ümmetim" dese, Rasûl işini bırakmasa
Şefaat günü olsa, mahrum bırakmaz Muhammed.
Tanrı Teala sözünü, Rasulullah sünnetini
İnanmayan ümmetini ümmet demez Muhammed.
Ümmetim diye yürürsün, buyruğunu yapmazsın,
Nasıl ümit tutarsın, orada sormaz Muhammed
Müşküldür âsi kul, ümmet demese orada,
Rezil olur mahşerde, ümmet demez Muhammed.
Ümmetim der Muhammed, gerçek söylese Kul Ahmed
Sabaha olsa kıyamet mahrum bırakmaz Muhammed.
|
HİKMET-38
Allah nuru, Allah dostu o Mustafa
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?
Allah selamı, Allah zikri Hakk Mustafa
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?
Kimler için yaşlı eyledi gözlerini
Ümmet için yanık eyledi özlerini
Ümmet olsan anla bu sözlerini
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?
Ağlaya ağlaya yüz gözleri şişti görün
Kıyamda durup ayakları şişti görün
Ümmet için kaygı sıkıntı çekti görün
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?
Ey dostlar bunu bilir ümmet hani
Eğer bilsen ondan fazla nimet hani
Kıyamet günü ondan geçen şefkat hani
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?
Ümmet olup Rasul değerini bildiniz mi?
Ten-can ile sünnetlerini yaptınız mı?
Rasul için ağlayıp inleyerek geçtiniz mi?
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?
Heyhat heyhat saadetdir o Mustafa
Heyhat heyhat ganimettir o Mustafa
Heyhat heyhat inayettir o Mustafa
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?
Kul Hoca Ahmed söyler sözünle dilim kefa
Ümmetlerim eyle vefa kılma cefa
Ümmetine böyle dedi Hakk Mustafa
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi? |
HİKMET-39
Bizden sonsuz selam ya Mustafa Muhammed
Tahiyyat-ı bîşumar ya Mustafa Muhammed
Ya Rasuller Efendisi, ya Nebilerin sonuncusu
Ya sapıtmışların doğrultucusu ya Mustafa Muhammed
Ya "Eyyühel müddessir" Hakk dedi "Kum faenzir"
"Ve Rabbike fekebbir" ya Mustafa Muhammed
Yüce hazrettesin keremli gurbettesin
Peygamberlerin öncüsü ya Mustafa Muhammed
Sen'sin Halık'ın sevgilisi, Hakk dergahına layık
Yaratılmışların özü ya Mustafa Muhammed
İnsan varlığının aslı, rasul ve nebilerin sonuncusu
Gizli niyaza mahrem ya Mustafa Muhammed
Kabe-kavseynin tubası, kevneyn bağının ayı
Herkese kurret ayneyn ya Mustafa Muhammed
Arş ve kursiden aşan Hazret'ine ulaşan
Doksan bin niyaz söyleyen ya Mustafa Muhammed
Yer gök yürür mamurundur, sahabeler manzurun
Bütün ümmet mağfurun ya Mustafa Muhammed
Her kime olsa meylin kaldırır Hakk azabını
Alem senin tufeylin ya Mustafa Muhammed
Her kim sana sığınır cehennemden o kurtulur
Cennet'e doğru yollanır ya Mustafa Muhammed
Canımı feda eylesem hoşnudluğunu alsam
Üzüntü yoktur ölsem ya Mustafa Muhammed
Gerçi çoktur günahım affedesin Allah'ım
Sensin benim sığınağım ya Mustafa Muhammed
Ya Rab nasıl eyleyim şefaatini alayım
Ümmetinden olayım ya Mustafa Muhammed
Ümmetinden olanlar şefaatini alanlar
Cennet ehli olanlar ya Mustafa Muhammed
Ahmed'in muradı sensin zikri ve yadı sensin
İşlerin anahtan sensin ya Mustafa Muhammed
|
HİKMET-40
On sekiz bin âleme server olan Muhammed;
Otuz üç bin ashâba rehber olan Muhammed.
Çıplaklık ve açlığa kanaatli Muhammed;
Asi, câfi ümmete şefaatli Muhammed.
Geceleri yatıp uyumaz, tilâvetli Muhammed;
Garip ile yetime mürüvvetli Muhammed.
Yoldan azan günahkara hidayetli Muhammed;
Muhtaç düşse herkese, kifayetli Muhammed.
Ebu Cehl ve Ebu Leheb'e siyasetli Muhammed;
Melâmetin sabunu, selâmetli Muhammed.
Namaz, oruç kılıcı, ibadetli Muhammed;
Dinmeyip tesbih söyleyici, riyazetli Muhammed.
Lanetli, lanetlenmiş şeytana siyasetli Muhammed;
Şeriatın yoluna inayetli Muhammed.
Tarikate yol gösterici, iradetli Muhammed;
Hakikate mukteda, icazetli Muhammed.
Duaları müstecap, icabetli Muhammed;
Kötülüğe iyilik, kerametli Muhammed.
Tevfik veren zâlime, celaletli Muhammed;
Secde kılan eğilip, itaatli Muhammed.
Beş vakit namaz olduğunda imametli Muhammed;
Mirâc aşıp vardığında şehadetli Muhammed.
Arş ve Kürsü pazarı, inayetli Muhammed;
Sekiz cennet sahibi velayetli Muhammed.
Miskin Ahmed kuluna kitabetli Muhammed;
Yetim, fakir, garibe sehavetli Muhammed. |
HİKMET-41
Başıma düşüp nara-ı sevda-ı Muhammed
Ben onun için yolunda şeyda-ı Muhammed
Kim ümmeti ise durmadan hamd ve sena söyler
Ya Samed eyle beni nisva-ı Muhammed
Gönlüme koyup aşk sevdasını Allah'ım
Eyle beni sen âşık-ı yekta-ı Muhammed
Mecnun misali geçirip iki cihandan
Divane eyleyip eyle beni rüsva-ı Muhammed
Öldür, yandır, her sıkıntıyı gönder
O ceza günü eyle beni şeyda-ı Muhammed
Herzaman ümmet derdini yedi, yemedi nimet
Kerametidirsin hani gamha-ı Muhammed
Ümmet diyerek gece gündüz yedi hasret
Göğsünden çıkarır pûrhun-ı dilha-ı Muhammed
Ümmetin günahını dileyip o Şahların Şahı
O ceza günü yok bizde perva-ı Muhammed
Vazgeç her şeyden ara Muhammed'in rızasını
Vallahi bulasın anında göya-ı Muhammed
Sen'den dileğim budur ey Halik
Koy kulağıma benim gevga-ı Muhammed
Ben savrulayım hoş kereminden senin Allah
Bir damla tatdır bana derya-ı Muhammed
Yol verici Rahman-Rahim, Gafur ve Settar
Kılma beni pişman-ı gümrah-ı Muhammed
Bir damla su o elest kadehinden bana bağış
Eyle olayım hamdine dânâ-ı Muhammed
Kara yüzünü sür Pir-i Kâmil'in ayak izine
Lutfetse verir dide-i bina-ı Muhammed
Maksadıma erdir beni ey Halik
Ben talibiyim zülf-ü semen sa-ı Muhammed
Yûzden kaldırıp perdeyi Miskin'e doğru bak
Ben o kuluyum o muy-ı siyah pa-yı Muhammed
Miskin Yesevi arzu-ı ravza-ı Hazret
Olur mu müyesser hak-i kef i pa-ı Muhammed.
|
HİKMET-42
Gördüğü zaman inanan Ebâ Bekr-i Sıddık'dır
Üstün olup dayanan Ebâ Bekr-i Sıddık'dır;
Dertleşende ağlayan, kulluğa bel bağlayan,
İç bağrını dağlayan Ebâ Bekr-i Sıddık'dır;
Bir sözünden dönmeyen, sırrını asla demeyen,
Gafil olup yatmayan Ebâ Bekr-i Sıddık'dır;
Can canana kavuşturan, kızını elden veren,
El bağlayıp yalvaran Ebâ Bekr-i Sıddîk'dır;
Dediği sözüne yeten, nefs ve hevadan giden,
Hak Rasul'u güçlendiren Ebâ Bekr-i Sıddîk'dır;
Muhammed'e kayınbaba, kılmış değil hiç hata,
Boynuna koyan futa Ebâ Bekr-i Sıddık'dır;
Kul Hoca Ahmed tasdik eyte, mağara dostunu ayrı tut
Ariflikte bil sâdık Ebâ Bekr-i Sıddık'dır;
. |
HİKMET-43
İkincisi dost olan adaletli Ömer'dir;
Müminlikte dost olan adaletli Ömer'dir.
Bilal'e ezan okutan, şeriatı bildiren,
Din sözünü anlatan adaletli Ömer'dir.
Kâbe kapısını açtıran, bütün putları kırdıran,
Rasul gönlünü dindiren adaletli Ömer'dir.
Şeriatı gözeten, tarikatı doğru tutan,
Hakikati iyi bilen adaletli Ömer'dir.
Oğlunu azarlayrp getiren, kırbaç vurup öldüren,
Adalet eyleyip yol soran adaletli Ömer'dir.
Çıra olup sönmeyen, din yolundan dönmeyen,
Haksız işi eylemeyen adaledi Ömer'dir.
Miskin Ahmed eyle yâd, eyle aczini beyan,
Belki ruhu eyler şad, adaletli Ömer'dir. |
HİKMET-44
Üçüncü dostu yar olan haya sahibi Osman'dır
Her nefeste yar olan haya sahibi Osman'dır.
Hak Rasul'ûn damadı, dinimizin âbadı,
Kölelerin azad edicisi haya sahibi Osman'dır.
Okuduğu şatibi, âyet, hadis katibi,
Minber üstünde hatibi haya sahibi Osman'dır.
Münâcatı kuh-ı Tur, aldıkları iki nur,
Dedikleri bütün inci haya sahibi Osman'dır.
Çoklar gelip yaya, koymadılar şehzade,
Şehid eylediler orada, haya sahibi Osman'dır.
Tarif eyledin Osman'ı, Hoca Ahmed sen onu,
Yoktur şüphesi, gümanı, haya sahibi Osman'dır. |
HİKMET-45
Dördüncüsü dost olan Hakk arslanı Ali'dir,
Hem Mirac'da yar olan Hakk arslanı Ali'dir.
Dediği sözü rahmani, görsen yüzü nurani,
Kâfirlerin kıranı Hakk arslanı Ali'dir.
Himmet kuşağı belinde, Mevlâ'm yâdı dilinde,
Zülfikar'ı elinde Hakk arslanı Ali'dir.
Binip çıksa Düldül'e, yere düşer zelzele,
Kafirlere velvele, Hakk arslanı Ali'dir.
Düşmanlara mukabil, oldu kâfire katil,
Kılan bâtılı zâil Hakk arslanı Ali'dir.
Rahmet eyleye Bir ve Var, her ne kılsa gücü var,
Hoca Ahmed'e mededkâr Hakk arslanı Ali'dir. |
HİKMET-46
Bir gün geldi Eba Bekr Selman ile
Hakk Mustafa niyazını açtı Rahman ile
Herkes gider bu dünyada üzüntü ile
Elin olup Hakk'a vasıl olmak için
Azrail bir gün geldi ferman ile
Fatıma selam verdi ikram ile
Hakk Mustafa meşgul oldu iman ile
Sıcak bedenden aziz canı vermek için
Rasul dedi "Sahabeler sessiz olun
Ahirete yollandık siz açık bilin
Oruç tutun, namaz kılın, zekat verin
Cehennemden özünü azad eylemek için..."
Pazartesi günü Hakk Mustafa dünyayı bıraktı
Hakk Teala fermanına boyununu sundu
İbn-i Abbas suyunu koydu, Ali yıkadı
Cennet içinde hulle giysisini giymek için
Allah diyerek sahabiler hareketlendiler
Peygamberin cenazesini kaldırdılar
O "Sidretü'l-münteha"ya aşırdılar
Arş üstüne çıkararak koymak için
Göklerdeki melekler yere indi
Peygamberin nuru ile alem doldu
"Babam" diye Fatıma ağladı
Babasından yetim olup kalmak için
Kul Hoca Ahmed inci gibi hikmet söyledi
Erenlere hizmet eyleyip nazar buldu
Doksan dokuz bin hikmet deyip destan eyledi
Destan eyleyip cennet bahçesi içine yürümek için |
HİKMET-47
O "elestü birabbiküm" dediğinde
"Kalu bela" dediğimi bilemezdim
"Vema diniküm" diyerek yine sorduğunda
"Dinim İslam" dediğimi bilemezdim
Allah'ımdan yine üç defa geldi hitap
Mümin ruhlar "Rabbimsin" deyip verdi cevap
Cevap vermeyeni kafir eyledi Azim Vehhab
Ben de cevap verdiğimi bilemezdim
Bütün ruhlara o saatte ferman ulaştı
Ferman olunca, an geçmeden saf kuruldu
Kafir solda müslüman kullar sağda durdu
Hangi tarafta durduğumu bilemezdim
Secde eyle diye Hak'tan yine ferman oldu
Secde eyleyip bütün müminler pay aldı
Secde eylemeyip kalanları kafir oldu
Ben de secde eylediğimi bilemezdim
Ey müminler şüphe ile oldum giryan
Bu gam ile aklım hayran yüreğim kan
Vücuddan geçip gönülden geçip çırpındı can
Nasıl ilaç edeceğimi bilemezdim
Allah'ımın kudretine yetişip olmaz
İsyankar-itaatkar emir kıldı bilip olmaz
Takat yetirip halk içinde gezip olmaz
Hangi tarafa gideceğimi bilemezdim
Birisini gebr ve birisini tersa, cühud eyledi
Birisini mümin birisini kafir, yahudi eyledi
Şeytanı dergahından kovulmuş eyledi
Hangi sebepten eylediğini bilemezdim
Günahım çok dağdan ağır ibadetim az
İbadet eylemeyip ömrüm geçti kış ve de yaz
Dergahına gidecek olsam yoktur niyaz
Ne yüz ile gideceğimi bilemezdim
Candan geçen gerçek âşıklar özünü gördü
Ezel günü yine birisini âşık eyledi
Lütuf kerem eyleyip ona aşkını saldı
Orada cemal göreceğimi bilemezdim
Zahid eyledi yine birisini ibadet için
Zahid yine ibadet eylemiş rahat için
Huri-gılman, tuba dolu cennet için
Zahid cemal göreceğimi bilemezdim
Ahiretin ışığını temin eyleyemedim
Yollar uzak yol azığını alamadım
Candan geçip Hakk emrini yapamadım
Azıksız gideceğimi bilemezdim
Doymadan kaldım bir an geçmeden ömrüm geçti
Ölüm meleği gelmesi hem yakınlaştı
Ey dostlar amelsizim başım dondu
Ne hal ile gideceğimi bilemezdim
Bir fırsatta yetişip gelmeyip geçmeyip saat
Haşmetine yer ve gökler eylemez takat
Ferman olsa Allah'ımdan ölüm meleği
Nasıl takat yetireceğimi bilemezdim
Can almağa o Azrail gelip dursa
Canını ver diye haşmet ile bir ses çıkarsa
Üçyüz altmış damarlarım titrer olsa
Ne hal ile gideceğimi bilemezdim
Çoluk-çocuk yüzüne doğru bakıp durunca
Yakıp durup söz demeğe dilin gelmeyince
Rahmet etmese yakın işin ırak olunca
Şaşkın olup ne yapacağımı bilemezdim
Allah'ımın emri ile canımı alsa
Canım oraya gidip bedenim burada kalsa
Rengim yaprak misali hazan gibi sararsa
İman ile gideceğimi bilemezdim
Çoluk-çocuk bekleyip durunca ağlayıp seni
Yıkayıcılar tahta üzerine alınca seni
Suyu döküp pak eyleyince zahirimi
Batınımı yıkadığını bilemezdim
Ondan sonra kefen elbisesini giydirseler
Temiz-kirli beni koyup sarmalasalar
Başımı-ayağımı sıkı tutup bağlasalar
Tevbe elbisesini giydiğimi bilemezdim
Dört ayaklı tabutumu getirseler
Beni koyup dört tarafımdan kaldırsalar
Dua edip cenaze namazımı kıldırsalar
Ben de dua edeceğimi bilemezdim
Ondan sonra beni koyup revan olsa
Yetmiş iki yerde benden soru sorsa
Cevap ver deyip melekler korku salsa
Nasıl cevap vereceğimi bilemezdim
Tabut ile alıp dursa kabir başında
Dostlarım ağlayıp durunca çok karşımda
Yalnız ağlayıp kalacağım el başımda
Orada ne yapacağımı bilemezdim
Beni bırakıp yedi adım gider olsa
Münker-nekir o zaman girip gelse
"Men Rabbûk" diye melekler bakıp dursa
"Rabbim Allah" dediğimi bilemezdim
Kul Hoca Ahmed menzil tehlikeli yollar uzak
Gideceğin yerin yakındır var mı çare
Tevbe eyleyip özünü bilen aldı tedbir
Ben de tevbe eylediğimi bilemezdim. |
HİKMET-48
Muhabbetin deryasında dalgıç olup
Marifetin cevherini alasım gelir
Tarikatın meydanında kanat çırpıp
O tuba dallarına konasım gelir
O tuba dallarını ekse yetişmez
Allah diyen âşık kuldan hata gelmez
Gerçek âşık eren asla yolda kalmaz
Âşık olup Allah yadını diyesim gelir
Âşık kullar Hakk yadından uzak değil
Gerçekten bu dünyaya meyletmez
Gerçek âşıklar dünya derdini asla almaz
Ben dahi bu dünyayı koyasım gelir
Tecellinin nuru ile aklı şaşan
Allah diye gönül bağlayıp Tur'a aşan
Muhabbetin ateşi ile kaynayıp taşan
Ben dahi Allah diye varasım gelir
Allah yadı gönülleri kıldı sevinçli
Belh ülkesini terkedip aba giydi Edhem
Aba giyip hidayete bastı ayak
Hidayete onun gibi ayak basasım gelir
Aba giyen o azizler Hakk'a yakar
Çünkü sırları dükkan içinde Hakk'ı bulur
Ahlarından dilim dağlar sızıp akar
Selim olup o abayı giyesim gelir
Selim olup saf oldu Cüneyd Şibli
Nefsini tepip kahr eyledi Hasan Basri
Halkı bırakıp yok oldu Zünnun Mısri
Azizlere itaat edesim gelir
Allah yadı tekebbürün evini yıktı
Şeyhler bu halkayı görkemli düzenledi
Çünkü Hu dedim kötülükler doğruya yöneldi
Ben dahi o halkada olasım gelir
Şevk şarabını içtim ise kıldı harap
Muhabbetin ateşi ile bağrım kebap
Cemalini nasib eylese Azim Vehhab
Darusselam sarayına giresim gelir
Kul Hoca Ahmed cevher gibi hikmet söyledi
Azizlerin medhi ile sözünü yaydı
Uzun geceyi gündüze ekleyip kıyamda durdu
Dua okuyup durmadan hikmet söyleyesim gelir. |
|
|
|