|
Türkmüsün.Net - Mehter Marşları
Suların Kısımları
44- Sular Şer'an iki kısımdır: Biri, mutlak sulardır ki,
su denilince bu tür su anlaşılır. Bunlar yaratılışlarındaki vasıf üzerinde duran
sulardır. Yağmur suyu, kar suyu, deniz suyu, kuyu suyu, göze ve pınar suları
gibi... Bunların her birine "Mutlak Su" denir.
Diğer kısım sulara "Mukayyed Sular" denir. Yabancı bir maddenin mutlak sulara
karışması ile asıl vasıflarından çıkan ve özel bir isim alan sulardır. Gül
suları, çiçek suları, üzüm, asma ve et suları gibi... Bunların her birine "Mukayyed
Su" denir.
45- Mukayyed sular, aslî ve gayr-i aslî diye iki kısma
ayrılırlar. Aslen mukayyed olanlar: Kavun, karpuz, asma, gül suları ve
benzerleridir. Gayr-i aslî olan mukayyed sular, aslında mutlak su iken yabancı
bir maddenin karışması ile meydana gelen sulardır. Bir su içine yaprakların
düşmesi, o yaprakların çürüyerek suyun incelik ve akıcılığını, renk ve kokusunu
değiştirmesiyle bozulan sulardır.
46- İçinde nohut ve mercimek gibi temiz bir şeyin
pişmesiyle incelik ve akılcılığını kaybeden bir su da mukayyed su sayılır. Yine
üç vasıfdan (renk, tad ve kokudan) birini veya ikisini değiştirecek şekilde
mutlak suya mukayyedin karışması ile su mukayyed olur. Şöyle ki: Bir mutlak
suya, süt gibi renk ve taddan ibaret iki vasfı olan bir içecek madde yahut
karpuz suyu gibi yalnız bir tad vasfı bulunan bir sıvı karışıp kendisinde bu
vasıflardan yalnız biri meydana çıksa veya sirke gibi üç vasıflı (tad, renk
koku) bir sıvı karışıp da bu vasıflardan ikisi mutlak suda belirse, artık o su,
mukayyed olur.
47- Mutlak olan su yosun tutarak veya bekleyerek renk ve
kokusu değişirse, yahut içine tadını değiştirmeyecek miktarda sabun, zaferan,
toprak ve yaprak gibi temiz ve katı şeyler düşerse yahut içinde mısır ve nohut
gibi şeyler ıslatılmış olursa mutlak su olmaktan çıkmaz. Bu durumda incelik ve
akıcılığını değiştirmemek şartı ile üç vasfı bozulmuş olsa bile, mutlak
hükmünden çıkmaz. Ancak suyun tabiatı olan incelik ve akıcılık halinin
değişmesiyle mukayyed olur.
Mutlak Suların Nevileri ve Hükümleri
48- Mutlak sular, tahir ve mutahhir (temiz ve temizleyici) olup olmamaları
bakımından beş kısımdır:
1) Temiz ve temizleyici olan ve kerahetten beri bulunan sulardır. Üç vasfı
(rengi, tadı, kokusu) bozulmamış ve kendisinde keraheti gerektiren bir şey
bulunmamış olan herhangi mutlak bir su bu kısma girer. Bu su, hem içilir, hem
yemeklerde kullanılır, hem de onunla her türlü temizlik yapılabilir.
2) Temiz ve temizleyici olmakla beraber mekruh olan sulardır. Ev kedisi gibi
evcil bir hayvanın yahut çaylak ve doğan gibi yırtıcı bir kuşun yahut evlerden
eksik olmayan fare gibi hayvanların içlerinden içmiş oldukları sular bu
kısımdandır. Başka bir su varken böyle suları içmek, yemekte ve temizlikte
kullanmak tenzihen mekruhtur.
3) Temiz olduğu halde temizleyici olmayan sular: Bunlar bir hadesi (hükmî
necaset olan abdestsizliği) gidermek için insanın bedeninde ibadet maksadı ile
kullanılan sulardır. Böyle abdest ve gusül için kullanılmış olan sulara Mâ-i
Müstamel (kullanılmış su) denir.
Örnek: Abdesti olmayan bir müslümanın bütün abdest azalarında veya bir kısmında
kullanıp biriktirdiği, yahut cünüb bir müstümanın bütün bedeninde kullanmış
olduğu su, bu kısımdandır.
Abdesti olan bir müslümanın abdest almış olduğu yerden başka bir yerde sevab
niyeti ile abdest alması yahut bir ibadet yaptıktan sonra aynı yerde tekrar
abdest alması suretiyle toplanan sular da böyledir.
Yine yemeklerden önce ve sonra, Peygamberimizin sünnetine uymak maksadı ile el
yıkamakta kullanılmış olan sular da böyledir.
İşte bu şekilde kullanılmış sular her ne kadar temiz iseler ve maddi pislikleri
giderirlerse de, (abdestsizlik gibi) hükmen necasetleri gideremezler. Bu sularla
abdest alınmaz ve gusledilmez.
Kullanılmış böyle suların temiz olup temizleyici olmamaları İmam Muhammed'e
göredir. Fetva da buna göredir. Fakat İmamı Azam ve İmam Ebu Yusuf'a göre, bu
sular temiz değildir, pis sayılırlar.
(İmam Malik ve İmam Şafiî'den nakledilen bir görüşe göre, bu kullanılmış sular
hem temiz, hem de temizleyicidir. Ancak ikinci defa kullanılmaları mekruhtur.)
4) Bunlar temiz olmayan sulardır. İçine pislik düştüğü kesin olarak bilinen
yahut fazla bir zanla bilinen az mikdardaki sulardır. Böyle sular pis
hükmündedir. Ancak büyük su hükmünde olan kuyu ve havuz gibi sulara pislik
düşünce, o suyun üç vasfından birini (tad, renk veya kokusunu) değiştirirse o
zaman bu büyük su da pis olur. Aksi halde büyük sulara necaset düşmekle,
vasıflarından birini kaybetmedikçe pis olmazlar. Akar halde olan sular da
böyledir. Böylece büyük sularla akar halde olan sular aynı hükmü taşımış
oluyorlar.
Durgun olup akar halde bulunmayan suların kare şeklinde bulunmaları halinde yüz
ölçümünün yüz arşını bulması ile ve daire halinde olanların çevresi otuz altı
arşını bulması ile bunlar büyük su sayılırlar. Bu ölçüden az olanlar da küçük su
hükmündedir.
Akar halde olan sulara gelince, bunlar az olsun, çok olsun büyük sular (büyük
havuzlar) hükmündedir. Böyle bir akar su içine düşen bir pislikle suyun üç
vasfından biri değişip bozulmadıkça, bu su temizdir ve temizleyicidir. Bunların
derinliğine bakılmaz. Avuç ile alınan sudan dolayı, suyun dibinin açılmaması,
büyük su olmak bakımından yeterlidir. Bir suyun da akıcı sayılabilmesi için, en
az bir saman çöpünü götürmesi lazımdır.
5) Şüpheli (Meşkûk) Sular: Bunlar, merkeblerin ve katırların artığı olan
sulardır. Böyle bir su temiz ise de, abdestsizliği (hades denilen hükmî
necaseti) gidermeğe yeterli olup olmadığı şüphelidir. İlerde bu konuda bilgi
verilecektir.
49- Bir kimsenin abdesti varken, sadece serinlemek için
yahut başkasına abdest alınışını öğretmek için abdest aldığı su, hem temizdir,
hem de temizleyicidir.
Yine bir kimse abdest aldıktan sonra aynı mecliste daha abdesti bozulmadan ve o
abdestle bir ibadet yapmadan tekrar abdest alırsa, biriken su temizdir,
temizleyicidir. İçinde temiz bir kabın veya temiz bir çamaşırın yıkandığı su da
böyledir. Çünkü bu sularla ne maddî ne de hükmî bir temizlik yapılmıştı. Ancak
böyle kullanılmış sulardan insan tiksinir; sağlık bakımından da zararlı olmaları
düşünülür. Zaruret olmadıkça bu gibi sular içilmez, yemeklerde kullanılmaz.
Bunlarla abdest ve boy abdesti alınmaz.
50- Bir mutlak (tabiî) suya kullanılmış (müstamel) su
karıştığı zaman bakılır: Eğer asıl temiz su, karışan (müstamel) sudan iki kat
fazla ise, onunla hükmî necaset (abdestsizlik) giderilebilir. Durum aksine
olursa, karıştırılan müstamel (kulanılmış) su asıl temiz sudan iki kat fazla
olursa, onunla abdestsizlik (hades) giderilemez, gusül yapılamaz. Her iki suyun
mikdan eşit olduğu zaman, ihtiyat olarak hüküm yine böyledir.
Mukayyed Suların Hükümleri
51- Yukarıda işaret edildiği üzere, mutlak sularda dıştan bir tesir bulunmayınca
bunlar içilir, yemeklerde ve bütün temizlik çeşitlerinde kullanılır, abdest veya
gusül alınır. Gerek hakîkî, gerek hükmî kirler giderilir. Mukayyed sular ise
böyle değildir. Bunlarla abdest ve boy abdesti alınmaz. Bunlarla hades denilen
hükmî necaset (abdestsizlik) giderilemez. Çünkü bu gibi temizlikler için dinimiz
mutlak (tabiî) suları kullanmayı emretmiştir. Bununla beraber mukayyed suların
bazıları içilebilir, yemeklerde kullanılabilir. Yine mukayyed sulardan yağlı ve
kaygan olmayan ve sıkılmakla akıp gidenlerle hakikî necasetler (pislikler)
giderilebilir.
52- Mutlak sular, içlerine düşecek bazı şeylerden dolayı
temizliklerini yitireceği gibi, mukayyed sular da yitirir. Bu halde her iki su
da, ne hakikî ve ne de hükmî pislikleri gidermekte kullanılabilir. Bunlarla
ilgili olarak bilgi verilecektir.
TAHARET
KİTABI
İLMİHAL ANA SAYFASI
|