|
Türkmüsün.Net - Mehter Marşları
Zekâta Bağlı Olmayan Mallar
15- Bir kimse, hem kendi ihtiyacını ve hem de geçimleri
kendi üzerine olan kimselerin ihtiyaçlarını karşılayan ve temel ihtiyaçlar adını
alan şeylerden zekat vermez. Oturulan evler, evlerin lüzumlu eşyaları, giyinip
kuşanmaya ait elbiseler, silahlar, binek hayvanları, hizmet için kullanılan köle
ve cariyeler bir aylık veya bir yıllık yiyecek ve içecek şeyler, ilim
sahiblerinin birer cildden veya takımdan ibaret kitabları, sanatçıların birer
takım aletleri temel ihtiyaçlardan sayılır. İşte bunlar nisab ölçüsüne
girmezler.
16- Ticaret için olmayan fazla miktardaki ev eşyasından
kitablardan, sanat aletlerinden ve yine ihtiyaçtan fazla olan elbiselerden
yenilecek ve içilecek şeylerden, altın ve gümüşten başka süs eşyalarından,
yakut, zümrüt, inci ve elmas gibi ziynet eşyalarından da zekat vermek gerekmez.
Çünkü bunlar (hakikaten veya hükmen) artıcı değillerdir. Ancak bunlar temel
ihtiyaçlar dışında olup kıymetleri en az nisab miktarına ulaşınca, sahibleri
zengin sayılır. Her ne kadar zekat vermekle yükümlü olmazlarsa da, kendileri
zekat ve sadaka alamazlar ve bunlar üzerine fıtır sadakası ile kurban kesmek
vacib olur.
17- Bir kimsenin kendi malı olduğu halde elinden çıkıp da
faydalanamadığı ve eline bir daha geçmesi de düşünülemediği mallardan zekat
verilmez. Bu mallara "Mal-ı zimar" denir. Bu durumdaki mallar "nami = çoğalıcı"
sayılamayacaklarından zekata bağlı olmazlar. İsbatı mümkün olmayıp inkar edilen
alacak paralar, zorla alınan, çalınan, el konulan ve geri alınması umulmayan
mallar, denize düşüp çıkarılması mümkün görülmeyen mallar, kırda gömülüp yerleri
unutulmuş geçer paralar ve kaybolmuş diğer mallar bu kısımdandır. Bunlar elden
çıktığı için ve bunlardan yararlanılamadığı için, ele geçmedikleri müddetçe
zekata bağlı olmazlar. Fakat bunlar tekrar ele geçince bakılır: Nisab miktarına
ulaşır da zekata bağlı mallardan olursa, ele geçtikleri tarihten itibaren bir
yıl son bulunca, zekatlarını vermek gerekir.
Örnek: Yıllarca inkar edilip bir delil ile isbatı mümkün olmayan yüz bin liradan
ibaret bir alacaktan dolayı bu geçmiş yıllar için zekat gerekmez. Fakat daha
sonra borçlunun ikrarı veya şahid ve sened gibi bir delille alacak isbat edilip
tahsil edilse, bu alacağın isbatı anından itibaren zekata bağlı olur. Aradan bir
yıl geçince de zekatını ödemek gerekir. Ancak para sahibinin zekata tabi başka
malı da bulunursa, o zaman bunların zekatı ile beraber, o ele geçirilen malların
da zekatını vermek gerekir, bunlar üzerinden bir sene geçmesi beklenilmez.
(İmam Züfer ile İmam Şafiî'ye göre, bu tür malların geçmiş yılları için de zekat
gerekir. Çünkü mülkiyet vardır.)
18- İnsanlara borçlanıp da, onlar tarafindan ödenmesi
istenen bir borcun karşılığında aynı miktarda borçlunun elinde geçer para veya
ticaret malı veya saime hayvan bulunursa, bu zekata tabî olmaz. Ödünç alınmış
paralar, yok olmuş eşya bedeli, zevcelere ödenecek mehir paraları, geçmiş
yıllara ait zekat borçları, hep bu borç kısmındandır. Bunun için bir kimsenin
temel ihtiyaçlarından başka elinde nisab miktarı geçer parası veya ticaret
eşyası bulunduğu halde, bu miktara denk borcu bulunsa, kendisine zekat farz
olmaz.
19- Bir kimsenin nisabdan fazla malı olduğu halde, bir
miktar da borcu bulunsa bakılır: Eğer bu mevcut malından borcu çıktıktan sonra
nisabdan noksan olmamak üzere bir malı kalırsa, yalnız bu malın zekatı gerekir.
Fakat nisab mikdarından (iki yüz dirhem gümüş kıymetinden) az bir şey kalırsa,
bundan zekat gerekmez.
20- Bir kimsenin yüz bin lira fazla parası olduğu halde,
geçmiş yıllardan üzerinde kalmış zekattan yüz bin lira borcu bulunsa, kendisine
bu yüz bin lira için zekat gerekmez; çünkü bunun karşılığı kadar borç vardır.
Fakat zekattan kırk bin lira borcu olursa, geri kalan altmış bin liranın
zekatını vermek gerekir.
Zekat, Allah'ın hakkı olmakla beraber, verilmediği takdirde, en büyük idareci
tarafindan istenilip verilmesi gereken yerlere harcanabilir. Bu bakımdan da
zekat, insanlar tarafindan istenecek borçlardan sayılır. Adaktan, keffaretten,
fıtır sadakasından ve hac farzından dolayı olan borçlar ise böyle değildir.
Bunların ödenmesi insanlar tarafından istenemez. Bunun için, bu gibi borçların
bulunması, eldeki mevcut malların zekata bağlı olmasına engel olamaz.
(İmam Şafiîye göre, nisab miktarı artıcı (nami) bir mala sahib olan, bunun
karşılığında borcu olsa da, yine zekatla yükümlü olur. Çünkü zekatın vacib
olması, nisab miktarı olan artıcı (nami) mal sebebiyledir. Bu borçlu ise, buna
sahiptir. Hür bir insanın borcu, onun kişiliği üzerine yüklenir. Hemen onun
elindeki mala yüklenmez. Bunun içindir ki, bu malını istediği gibi kullanma
hakkına sahiptir. Borç ile zekat ayrı ayrı haklardır. Birinin bulunması,
diğerinin gerekli olmasına engel değildir.)
Bizce, borçlu fakirdir. Nisab miktarı fazla malı yoksa, kendisine zekat
verilmesi bile caizdir. Zekat vermek ise, zengin olana farzdır.
21- İnsanlar tarafından istenen bir borcun zekata engel
olması, bu borcun geçer paradan olması veya başka eşyadan bulunması itibariyle
eşittir. Aynı zamanda borç müddetinin girmiş olup olmaması da eşittir, hükmü
değiştirmez. Ancak bu borç, zekat vacib olmadan önce, insanın üzerine geçmiş
bulunmalıdır. Yoksa bir malın zekatını vermek vacib olduktan sonra, gelecek olan
bir borç, geçmiş zekat borcunu düşürmez.
İmam Ebû Yusuf'a göre, insan üzerine yüklenen bir borç, zekatın vücubuna
(gerekli olmasına) engel olmazsa da, İmam Muhammed'e göre engel olur.
22- Bir borca kefil olan kimsenin, kefil olduğu borca denk
malından zekat vermesi gerekmez. Bu kefalet, borçlunun emriyle olsun veya
olmasın eşittir. Çünkü kefil de borçlu demektir.
23- Bir borç herhangi bir şekilde düşünce, ona denk olan
malın zekatı için sene başı bu düşüş tarihinden başlar. Örnek: Bir kimsenin
temel ihtiyaçlarından başka nisab miktarı nami (artıcı) bir malı bulunduğu gibi,
o kadar da borcu bulunsa, kendisine zekat gerekmez. Fakat bu borç kendisine,
bağışlansa, bu bağışlama tarihinden itibaren bir sene geçince, bu nisab
miktarının zekatını vermek gerekir.
Bu mesele, İmamı Azam'a göredir. İmam Muhammed'e göre, bu halde o malın
üzerinden bir sene geçmiş olunca zekatı gerekir. Borç düştükten sonra bir yıl
geçmesine lüzum yoktur.
24- Geçer para (nakit) ticaret eşyası, saime denilen
hayvanlardan ayrı ayrı nisablara sahib olan bir kimsenin bir mikdar borcu olsa,
bu borcuna temel ihtiyaçlarından (ev gibi) biri karşılık tutulamaz. Zekata bağlı
olan mallarından dilediğini karşılık tutar ve diğerlerinin zekatını verir. Ancak
bu mallardan bazısının zekatı devlet tarafından tahsil edilmiş olursa, o zaman
önce borcuna karşı geçer paraları karşılık tutulur. Geçer paralar yetişmezse,
ticaret eşyası karşı tutulur. Bu da yetmezse, zekati az olan hayvanları karşılık
tutmak gerekir. Nisab mikdarı veya daha fazla bir şey kalırsa onun zekatı
verilir.
25- Ticaret için değil de, yalnız kiralarını almak üzere
insanın mülkiyetinde bulunan evlerden, dükkanlardan, gelir getiren tesislerden,
kaplardan, aletlerden makinelerden ve nakil vasıtalarından zekat gerekmez. Ancak
bunların kira ve gelirlerinden toplanan paralar nisab mikdarı olur da
karşılığında borç bulunmazsa, toplanan para üzerinden tam bir yıl geçince veya
zekatı verilecek diğer para ve eşyalara ilave edilmekle zekata tabi olurlar.
26- Ticaret için olmayan atlar, iki İmama göre (İmam
Muhammed ve İmam Ebû Yusuf), saime olsun veya olmasın, dişilerle erkekleri
karışık olsun olmasın zekata tabi değildirler. Fetva da buna göredir. İmamı Azam
ile İmam Züfer'e göre, bu atlar saime olur da; dişileri ile erkekleri karışık
bulunursa, bunlar zekata tabidir. Bunlarda nisab aranmaz. Bunların sahibi,
kıymetlerinin kırkta birini zekat olarak verir. Bir görüşe göre de, her at
başına bir dinar (altın) veya on dirhem gümüş verir. Önceleri bir dinar altın,
on dirhem gümüşe denk bulunuyordu. Bu zekatı devlet tahsil etmez. Yükümlü olan
kimse, bu zekatı dilediği fakire verebilir.
27- Ticaret için olmayan sırf erkek atlar, saime olsun
olmasın, İmamı Azam'a göre de zekata tabi değillerdir. Fakat saime bulunan sade
kısraklar için İmamı Azam'a göre zekat gerekir. Çünkü bunlara kaçak erkek
atların karışması ihtimali vardır. Bununla beraber İmamı Azam'dan başka bir
görüş de rivayet edilmiştir.
28- Merkeb, katır, av için öğretilmiş köpek ve pars,
ticaret için olmayınca, zekata tabi olmazlar, isterse saime olsunlar... Çünkü
bunların saime olmaları pek azdır. Çok az olan şeye ise değer verilmez.
29- Yük hayvanları ile çifte koşulan hayvanlar, kesilip
etleri yenmek veya damızlık için ahırlarda ve kırlarda beslenen hayvanlar ve
ayrıca en az altı ay ahırlarda yemle beslenen "alüfa" adındaki hayvanlar zekata
tabi değildir.
(İmam Malik'e göre, bunlar da zekata bağlıdırlar. Çünkü zekat, mülk ve maliyet
itibariyledir. Zekat buna şükür olarak verilir, işte bu hayvanlarda da mülk ve
maliyet vardır.)
30- Haram mal için zekat verilemez. Böyle haram bir mala
sahib olan kimse, o malı asıl sahibine geri vermesi gerekir. Yoksa fakirlere
sadaka olarak verilmesi gerekmez. Fakat haram bir mal, helal bir mala karışmış
olur da, aralarını ayırmak mümkün değilse, hepsinin zekatını vermek gerekir.
31- Zekat zimmete değil, malın aynına bağlı kalır. Onun
için bir mal, zekatı verilmek icab ettikten sonra helak olsa, zekatı düşer.
Fakat o mal başkasına bağışlanmak veya onunla bir ev alınmak suretiyle harcansa,
zekatı düşmez, onun zekatını ödemek gerekir.
32- Zekat için ayrılmış olan bir mal, ziyana uğrasa zekat
düşmez. Fakat zekat için ayrılan bir mal fakirlere verilmeden para sahibi ölse,
bu para varislerine miras kalır.
33- Zekattan borcu olan kimse ölünce, bu borcu vasiyet
etmemiş olursa, onun terekesinden bu para alınamaz. Onun malı varislerine geçmiş
olur. Varislerden ehil olanlar, isterlerse, ölünün bu borcunu kendi
hisselerinden bağış yoluyla verebilirler.
34- Çok kimselerin zekatlarını vermeye vekil olan kimse,
bunlardan aldığı zekat mallarını birbirine karıştırmaksızın fakirlere vermesi
gerekir. Onları birbirine karıştırdıktan sonra verirse, kendi adına sadaka
vermiş olur ve o zekat mallarını ayrıca ödemesi gerekir.
ZEKAT
KİTABI
İLMİHAL ANA SAYFASI
|