|

|
HELE
BİSMİLLAH |
|
Bahtiyar
Mustanoğlu |
|
Muhterem
Okuyucular,
Herkese selam ve muhabbetle bize ayrılan bu köşede sizinle kendi iç
dünyamızda yaşadığımız bir takım şeyleri paylaşmak istedik. Bu işe destekçi olan
muhterem ağabeyimiz Av. İsmail Akgül’e evvelen teşekkür ederim. Bu köşede
yazılacak yazılar okuyucuya bir şeyler öğretme gayretinden öte kendi alemimizde
tasavvur ederek dillendirdiğim bir takım meselelerin paylaşılmasından ibarettir.
En fazla belki okuyucunun aklına bir pencere açıp hayal ve tasavvur alemini
genişletmek amacından ibarettir.
Bugün ilk olarak zaman kavramı üzerine düşünmelim. Zaman nedir?
Zamanın bir tanımı var mıdır? Zaman somutlaştırılarak anlatılabilir mi? Esasen
ben şu ana kadar zamanın her hangi bir tarifini yapan herhangi bir felsefeci
veya bilim adamına rastlamadım. Ancak Bediüzzaman hazretleri zamanı şöyle tarif
ediyor: “Zaman hareketin bir şekli,levni ve şeridi hükmündedir.” Bunun için
harekette cari olan bir hüküm zamanda da caridir. Mesela zaman kum saatinde akan
kumların hareketinden ibarettir. Veya dünyanın güneş etrafındaki dönüşünden veya
parmağımızı yukarı kaldırıp aşağı indirmekten ibarettir. O zaman belki şu
çıkarıma varılabilir. Hareket durduğunda zamanda durur. Evet muhtemeldir
kainattaki hareket durursa zaman boyutundan çıkılabilir ve sonsuzluk ortaya
çıkar. Sonucuna olaşmak hiçte akıldan öte bir şey değildir. Bu nedenle zaman
muğlak olduğu kadar izafidir. Öyleki kainattaki bütün hareketleri biz başlangıç
ve bitişleri ile adlandırırız. Yıl ay gün gibi. Zaman kavramı anlaşıldığında
sonsuzluk ve ebedilik daha kolay anlaşılacaktır. İnsanoğlu her taraftan kayıtlar
altında olduğu gibi kendini zamanla iki hareketin arasına sıkıştırmıştır.zamanın
kayıtlarından elbette kurtulmanın da yolları olmalı. Nasipse başka yazıya…
Muhabbetle
Bahtiyar Mustanoğlu
|