Türkmüsün.Net Portalı - Geçitteki Ülke: Gece Vakti Gündönümü, Türkün Günü mü? Ölümü mü?
   



Türkmüsün.Net - Türk Minyatür Sanatı

Osmanlılarda Minyatür Sanatı

Erken Osmanlı dönemine ait yazma eserlere örnek olabilecek Edirne Sarayı nakışhanesinde yapıldığı tahmin edilen KÜLLİYAT-I KATİBİ, DİLSÜZNAME ve İSKENDERNAME isimli eserler sayılabilir. Fatih Sultan Mehmet'in saltanat yıllarında İtalya'dan birçok sanatçıyı davet ederek portrelerini yaptırdığını bilmekteyiz. Bu sanatçılardan PAVLİ'nin öğrencisi SİNAN BEY'in çalışmalarında batı sanatçılarının etkisi görülür. Özellikle Fatih Sultan Mehmet'in gül koklarken yaptığı portresindeki elbisenin kıvrımları gerçekçi bir üslupla yapılmış gibidir.


Yavuz Sultan Selim Tebriz seferinden dönüşte birçok sanatçıyı İstanbul'a getirmiştir. Bu sanatçıların yaptığı minyatürlerde daha sonraki dönemlerde kendini kuvvetle hissettiren doğu ekollerinin ilk örneklerini görürüz. Kanuni Sultan Süleyman'ın uzun saltanat yıllarında saray atölyesinde çeşitli minyatürlü yazmalar hazırlanmıştır.Bu dönemin ressamlarından Nigari Sinan Bey'den sonra portre ressamlığında en çok tanınan sanatçıdır. Kanuni Sultan Süleyman'ın yaşlılık yıllarında iki muhafızıyla bahçede dolaşırken ve Barbaros Hayrettin Paşa portreleri en tanınan eserleridir. Kanuni Sultan Süleyman döneminin bir başka önemli sanatçısı olan Matrakçı Nasuhi, Osmanlı ordusunun seferlerindeki şehir, kale, liman tasvirlerini gerçeğe yakın bir şekilde resimlendirmiştir. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat seferini anlatan "sefer-i imkey-i" ve batı seferlerini anlatan "Süleymanname" isimli yazma eserlerdeki minyatürlerin bazıları plan veya harita gibi bazıları da Türk minyatür anlayışı çerçevesinde resimlendirilmiştir. Bir başka "Süleymanname" T.S.M.K.H. 1517'de kayıtlı olan Arifi tarafından yazılmış bir şahnamedir. Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatının büyük bir kısmını anlatan eser, Türk minyatür sanatının en önemli örneklerinden biridir. 5 değişik sanatçı grubu tarafından hazırlanmıştır. Türk minyatür sanatı II. Selim ve III. Murat arasındaki dönemde en verimli dönemini yaşamıştır. Bu dönemde ordunun zaferlerini, elçi kabullerini, av sahnelerini ve bazı önemli olayların anlatıldığı "HÜNERNAME ve ŞEHİNŞAHNAME" gibi eserler saray nakışhanesinin yetenekli sanatçıları tarafından minyatürlendirilmiştir. 16.yy'ın önemli yazmalarından biride III. Murat'ın oğlu Mehmet için yaptığı 52 gün süren sünnet düğünü şenliklerini anlatan "SÜRNAME" isimli yazmadır. Bu eserde o günün sosyal hayatını ve Osmanlıların ekonomik gücünü gösteren yüzlerce minyatür vardır.

III. Murat'ın emriyle başlatılan ancak III. Mehmet'in himayesinde tamamlanabilen Hz. Muhammed'in hayatını anlatan "SİYER-NEBİ" isimli 6 ciltlik eser 16.yy sonunun en önemli eseridir. 17. yy'dan günümüze gelen önemli yazmaların başında Kalender Paşa'nın "FALNAME" isimli eseri, Tarihçi Nadiri'nin yazdığı "ŞAHNAME-İ NADİRİ" ve Taşkoprülüzade'nin "TERCÜME-İ ŞEKA'İK NU'MANİYE" isimli yazmalar gelir.

18.yy başının en güzel eserleri şüphesiz Levni'nin çalışmalarıdır. Sultan lll. Ahmet için hazırlanan "SURNAME" isimli yazmanın minyatürleri, o günün modasına göre giyinmiş çeşitli sosyal gruplara mensup kadın ve erkek portreleri ve Osmanlı Sultanlarının portrelerinin olduğu "SİLSİLENAME" isimli yazmanın minyatürleri Levni tarafından yapılmıştır. Levni'den sonra tek çiçek ve figür çalışmalarıyla Abdullah Buharı vardır.

Levni'nin çalışmalarında kendini göstermeye başlayan Batı sanatı etkisi giderek diğer sanat dallarında olduğu gibi kitap sanatında da etkin olmaya başlar. Minyatür tarzı giderek yerini ışık ve gölgenin bir arada kullanıldığı çalışmalara bırakır. Kitap resmi önemini kaybeder. Batı sanatı etkisiyle yapılan yağlı ve sulu boyaların beğenilerek duvarlara asılması kitap resminin ömrünü tamamlamasına sebep olur. Günümüzde Minyatür sanatı diğer geleneksel sanatlarımızda olduğu gibi rahmetli Hocamız Ord. Prof. Dr. Süheyl ÜNVER'in büyük çabalarla yaptığı araştırmalar sonucu elde ettiği bilgileri öğrencilerine aktarmasıyla iyi yönde gelişme göstermeye başlamıştır. Bu atölye de yetişen hocaların nezaretin de yeni atölyeler kurulmuştur. Bu atölyeler de eski örneklerden esinlenerek yapılan çalışmalar olduğu gibi tamamiyle günümüz folkloründen, edebiyatımızdan ve klasik mimariden yola çıkılarak yapılan tasarımlar beğeni ile izlenir.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında gelişen orjinal portre resmi tek bir nakkaşa bağlanır. Nigâri adı ile tanınan ve İstanbullu olan seksen yaşındaki Haydar Reis’e. Onun Topkapı Sarayı’nda bulunan 30x45 cm ölçüsüne varan büyük boy minyatürleri, çok koyu bir fon üzerine yapılmış olup, baş ve yüzlerdeki ifade kuvveti ve portre benzerliği ile hayret uyandırmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ı yaşlı haliyle canlandıran minyatürü, en karakteristik eserlerinden biridir. Kanuni’nin bu minyatürüne baktığımızda şunu görüyoruz: Tasvir edilen büyük hükümdar sade görünüş altında yalnız çok ince yüz hatları ile haşmetli bir etki yapmaktadır. Anatomi çalışmalarına, el ve ayaklara önem verilmediğinden bunlar ihmalkâr şekilde çizilmiş vücut ve kol elbiseler altında ustalıkla kapanmıştır.
Genel olarak minyatür sahasında Osmanlı dönemini üçe ayırabiliriz. Kuruluşundan 21. yüzyılın ortalarına kadar olan süre birinci dönemdir. Bu da Fatih dönemidir. Fatih’le birlikte her konuda eser verilmeye başlandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bütün kaynaklar artık, her sahada yazma eserlerin hazırlandığını, minyatürlendiğini bildirmektedir. Edebiyattan tıp ve hatırlara, dini konulardan, coğrafi eserlere yani tüm konularda çok güzel minyatürler ortaya çıkmıştır.
İkinci olarak hemen şu noktayı dile getirebiliriz, üsluplaşma denemeleri de artık kesin bir şekilde göze çarpmaktadır. Fatih’le başlayan batı etkisi, Yavuz’un Tebriz’i almasıyla birlikte kendisini, Orta Asya’nın esrarlı üslubuna bırakmıştır. Üçüncü özellik olarak da bu dönemde bağımsız üslupların ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Artık bu dönemde bir Sinan Bey’i, bir Matrakçı Nasuh’u rahatlıkla söyleyebiliriz.

Osmanlı’nın kültür dokusu
Osmanlının ikinci dönem minyatürleri ise 16. yüzyılın ikinci yarısında Sultan II. Ahmet saltanatının, yani 1730’lu yılların bitişine kadarki zaman diliminde meydana gelmiştir.
Bu dönemdeki Osmanlı minyatürlerini artık rahatlıkla tanımaktayız. Çünkü bu sahada eser vermiş ülkelerin minyatürlerinden çok farklı özellikler göstermektedir. Osmanlının kültür dokusunu, ilim seviyesini hatta ilerleme hızını rahatlıkla görebiliriz.
Bu zaman dönemindeki nakkaşların en önemlisi Levnî’dir. Birçok kitapçıda, kartpostal olarak minyatürlerini bulabilmekteyiz.
Sultan Genç Osman’ın kısa saltanat yıllarında hazırlanan minyatürlere baktığımızda çok kaliteli minyatürler olduğunu hemen görebiliriz.


Yok olan bir sanat: Minyatür
Devrin sosyal hayatı hakkında detaylı bilgi veren, 16. yüzyılda hazırlanmış bulunan Sümame–i Hümayun’dan örnekler vermeden geçmeyelim. Sultan III. Murat, oğlu şehzade III. Mehmed’in sünnet düğünün 1582 yılında yapar. Dönemin ünlü nakkaşı Osman Usta idaresindeki bir ekip ise bu düğünü minyatürler. Eserdeki minyatür sayısı 472’dir. Birbirinden güzel minyatürler o dönemin toplumsal dokusunu bütün inceliği ile yansıtmaktadır.
Üçüncü döneme gelince, Nakkaş Levni’nin devrinin bitmesiyle birlikte başlayan bu dönem için söylenecek pek fazla bir şey yoktur. Zira, artık Osmanlı kültürüne batının girdiğini ve nakış sanatının da kendini, bu tesire kaptırdığını görmekteyiz. Minyatüre klasik resim unsurları olan gölge ışık oyunları, perspektif vs. girmeye başladığında minyatür unutulmuş, yerini klasik resim almıştır.
 

TÜRK MİNYATÜR SANATI ANA SAYFASI


Türkmüsün.net

Copyright © 2005 Türkmüsün.net    Tüm hakları saklıdır.