|
Türkmüsün.Net - DEDE KORKUT HİKAYELERİ
DEDE KORKUT KİTABI HAKKINDA ÖN BİLGİ
Kitabın asıl adı "Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan" dır. Anlamı
Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı’dır. Kitap on iki destansı hikaye ve bir
mukaddimeden oluşmuştur.
Hikayeler Kuzeydoğu Anadolu dolaylarındaki Müslüman Oğuzların hayatını anlatır.
Fakat destanlar İslamiyet öncesi dönemden de izler taşımaktadır. Bu yüzden
destanların oluşmasının daha erken evrelerde olduğu tahmin edilmektedir.
Kitapta, Salur Kazan ve Bayındır Han gibi kahramanların, mekanın ve zamanın
ortak oluşuyla ve her hikayede Dede Kokut’un ortaya çıkışıyla on iki hikaye
birbirine bağlanır. Bugün elimizdeki iki nüshanın Akkoyunlu Devleti’nin çökmeye
başladığı dönemlerde yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Nüshalardan biri
tamdır ve Almanya Dresten Kitaplığı’nda bulunmaktadır. Altı hikayenin bulunduğu
eksik bir nüsha ise Vatikan’dadır.
Nüshalar üzerine ilk incelemeyi Alman Türkiyatçı Fr. Von diez Tepegöz Destanı’nı
Almanca’ya çevirerek yapmıştır. Kilisli Rıfat (1916, eski yazı ile), Orhan Şaik
Gökyay (1938) ve Muharrem Ergin (1958) de kitabı yurdumuzda yayınlamışlardır. Bu
sitedeki incelemelerde Muharrem Ergin’in yayınlamış olduğu kitap baz
alınacaktır.
DEDE KORKUT’’UN KİŞİLİĞİ
Dede Korkut’un destanların ilk anlatıcısı olduğu tahmin edilmektedir.
Hikayelerde veli bir kişi olarak ortaya çıkar. Oğuzlar önemli meseleleri ona
danışırlar. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Gelecekten haberler verdiği
söylenir. Ozan ve kamdır. Kopuz çalıp, hikmetli sözler söyler. Kopuzuna da
kendine duyulduğu gibi saygı duyulur.Oğuzname’de, Dede Korkut’un 295 yıl
yaşadığı ve Hz. Muhammed’e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır. Oğuz Han’a
vezirlik yapmış olduğu da düşünülmektedir.
Korkut kelimesinin “kork-” fiil kökünden türemiş olma ihtimalinin yanı sıra
Arapça kökenli olup elçi manasına gelmesi de mümkündür. Her iki ihtimalde de
‘Korkut’ kelimesinin bir lakap, bir unvan olduğu görülmektedir. “Dede”
kelimesinin ise ecdat manasında kullanıldığı tahmin edilmektedir. Fakat
destanlarda daha çok halk arasında büyük hürmet ve kutsallık kazanmış halk
bilgini anlamında kullanılmıştır.
Dede Korkut’un gerçek ismi, hayatı, yaşadığı çağ ve coğrafyayı kesin olarak
aydınlatmak eldeki kaynaklar ve rivayet ile mümkün değildir. Destanlardan
çıkarılabildiği kadarıyla ise Dede Korkut’un kişiliği iki şekildedir; 1- Kutsal
Kişiliği , 2- Bilge Kişiliği. Başka kaynaklarda devlet adamı kişiliğinin de
bulunduğu belirtilmektedir. Dede Korkut'un çok kişilikli olarak karşımıza
çıkması farklı zaman, hatta farklı mekanda yaşamış benzer şahsiyetlerin
destanlarda tek isim altında toplanmış olabileceğini düşündürüyor fakat bu
kişiliklerin halkın eklentisi olma ihtimali de vardır
DEDE KORKUT’UN KUTSAL KİŞİLİĞİ
Destanlarda Dede Korkut kerâmet sahibi biridir. Doğa üstü bir manevi güce
sahiptir. Destanlarda şu gibi kerametleri görülmüştür;
1- Gelecekten Haber Verme: “ Korkut Ata söyledi: Ahir zamanda hanlık tekrar
Kayı’ya geçecek. Kimse ellerinden alamayacak, ahir zaman olup kıyamet kopuncaya
kadar. “ (Mukaddime)
Destanda geçen örnekte de belirtildiği gibi Dede Korkut gelecekten haberler
verirdi. Bu haberleri geçmişte yaşadığı deneyimlere dayanarak söylerdi.
2- Halkın Onun Sözünü Tutması: “ Korkut Ata Oğuz kavminin müşgülünü hallederdi.
Her ne iş olsa Korkut Ata’ya danışmadan yapmazlardı. Her ne ki buyursa kabul
ederlerdi. Sözünü tutup tamam ederlerdi. “ (Mukaddime)
Hanlardan çobana kadar herkes onun sözüne güvenirdi, ona danışırlardı.
3- Duasının Allah Katında Kabul Olması: “… Ne derse olurdu. Gaipten haber
söylerdi. Hak Taâla onun gönlüne ilham ederdi. “ (Mukaddime) ,
“… Dede Korkut dedi: (Kılıç) Çalarsan elin kurusun dedi. Hak Taâla’nın emri ile
Deli Karçar’ın eli yukarıda asılı kaldı. Zira Dede Korkut keramet sahibi idi,
dileği kabul olundu. “ (Kam Püre’nin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı)
Birinci örnekte geçen “Ne derse olurdu.” Cümlesi hem halkın onun sözünü
dinlediği hem de duasının kabul edildiği anlamındadır. İkinci örnekte de
duasının kabul olduğu belirtilmiştir.
Dede Korkut’taki bu kerametlerin iki kaynaktan gelmiş olabileceği
düşünülmektedir;
1- İslam Tasavvufu
2- Şamanist İnanç
Dede Korkut’un destanlarda İslam tasavvufuna uymayan davranışları bu ihtimali
zayıflatıyor. Mutasavvıflardaki kamil insan olma hedefi, çile çekme, dergah…
gibi unsurlar Dede Korkut’ta görülmüyor. Ermişlerinkine benzeyen olağan üstü
olaylar yaşaması da yazıya geçirilene kadar uğramış olduğu değişiklikler
olabilir, çünkü Türklerin İslam'ı henüz kabul ettiği ve değişim içerisinde
olduğu 15-16. yy.larda yazıya geçirilmiştir.
Dede Korkut’un kutsal kişiliğinin şamanist yaşantıdan gelmiş olabileceğini kabul
edebiliriz. Ozan oluşu şamanistlerin özelliğini hatırlatmaktadır. Ayrıca
kerametlerini gizlememesi de kutsal kişiliğinin şaman inancından geldiğini
güçlendirmektedir.
DEDE KORKUT ’UN BİLGE KİŞİLİĞİ
Dede Korkut sıradan insanlardan, devlet adamlarına kadar herkesin saydığı ve
danıştığı bilgedir, öğüt vericidir. Bilgeliği eğitici, öğretici ve tenkit
edicidir. Onun bu kişiliği tarih ve toplum yaşantısından gelmektedir. Geçmiş
alplerin başından geçen olayları anlatır ve öğüt verir.
DEDE KORKUT’UN SOYU
Dede Korkut’un soyu hakkında kesin bir bilgi elde edilememekle birlikte,
mukaddimede Bayat Boyu’ndan olduğu geçiyor. Ayrıca bazı kaynaklar Kara Hoca’nın
oğlu olduğunu söylemektedir.Ebulgazi de Kayı boyundan olduğunu yazmıştır. Karmış
Han’ın oğlu demiştir. Bazı rivayetler İshak Peygamberin soyundan olduğunu
söyler.
DEDE KORKUT HİKAYELERİ ANA SAYFASI
|