|
Türkmüsün.Net - Bilinmeyen Osmanlı
Yeniçeriler Bektaşi miydi?
Yeniçeri teşkilatına neden Tâife-i Bektaşiye ve ağalarına
da neden Ağayân-ı Bektaşiyân denilmiştir? Osmanlı yeniçeri teşkilatı Bektaşi
midir?
Önce şunu belirtelim ki, bu konuda dillerde dolaşan, Sultan Orhan veya Sultan
Murad'ın Hacı Bektâş-ı Velî ile bir araya geldiği, Hıristiyan asıllı gençlerden
yeni teşkil olunan askere onun eliyle börk giydirildiği, hayır dua edildiği ve
hattâ yeniçeri adının da Hacı Bektaş tarafından verildiği tarzındaki açıklamalar
tamamen asılsızdır. Elimizde Hacı Bektaş-ı Veli ile yeniçeri teşkilatının
münasebetlerini aydınlatan gayet açık kaynaklar, yani Yeniçeri Kanunnâmesi
vardır. Zaten başta Âşıkpaşa-zâde olmak üzere, ilk dönem Osmanlı kaynakları da,
Kanunnâmedeki bilgileri doğrular mahiyettedir.
Kanunnâmedeki hükümlerden anladığımıza göre, Hıristiyan gençlerinin dinç
olanlarından yeni ve muvazzaf bir ordu teşkili fikri, Bolayır Fatihi Süleyman
Paşa'nın fermanıyla başlamış ve Bilecik Kadısı olan Kara Halil ile meşveret
neticesi buna karar verilmiştir. Daha sonra Kara Halil'in (Çandarlı Halil
Hayreddin Paşa) ilgili devlet erkânı ile görüşüp yeniçeri teşkilâtını düzene
soktuğu bilinmektedir. BU erkân arasında Hacı Bektaş Paşa isimli bir devlet
adamı da vardır. Bunun, isim benzerliği dışında Hacı Bektaş-ı Veli ile alâkası
yoktur. Yeniçerilerin elbisesi ise, o zamanda keşif ve kerametleri bilinen Hacı
Bektaş-ı Veli evladından Timurtaş Dede ve Mevlânâ evladından Emir Şah Efendi'ye
danışılarak dualar ile giydirilmiştir. Mevlânâ'nın torunlarından olan zat,
Mevlânâ elbisesini giydirmeyince, kepenek denilen Hacı Bektaş-ı Veli elbisesi
giydirildi. O halde yeniçerilerin giydiği kisveyi Hacı Bektaş-ı Veli giymiş
olabilir; ancak, Hacı Bektaş-ı Veli, yeniçeri kurulmadan vefat ettiğinden, o
giydirmemiştir. Bu muvazzaf yeni ordu, kul olduğundan dolayı yeniçeri adı
verilmiştir; yoksa Hacı Bektaş-ı Veli'nin isimlendirmesi değildir.
Nitekim, Âşıkpaşa-zâde meseleyi şöyle açıklamaktadır:
"Bu Bektaşiler ederler kim, 'Yeniçerilerin başındaki tac, Hacı Bektaş'ındır'
derler. Cevab: Yalandır ve bu börk, hod Bilecik'de Orhan zamanında zâhir oldu;
yukaru bâbda beyân edüb dururun ve illâ Bektaşiler giymeğe sebeb, Abdal Musa,
Orhan zamanında gazâya geldi ve bu yeniçerinin arasında bile yürüdü ve bir
yeniçeriden bir eski börk diledi. Yeniçeri ana verdi. Yeniçeri üsküfini çıkardı;
bunun başına giydirdi. Abdal Musa, Vilâyetine geldi, ol börk bile başında,
sordular kim, 'Bu başındaki nedir?' Ol etdi: 'Buna elf derler' dedi. Vallahi
bunların taclarının hakikati budur."
Sonuç olarak, mesele yukarıda özetlendiği gibidir. Hacı Bektaş-ı Veli, Osmanlı
Devleti'nin kuruluşunda emeği geçen maneviyat erlerinden ve Horasan erenlerinden
biridir. Kisve olarak da onun elbisesi tercih olunmuş bulunabilir. Bu tercihte
onun evladından birinin duası bulununca ve yeniçeriler de ocaklarını onun manevi
himayesinde görünce, yeniçerilere Tâife-i Bektaşiyân ve ağalarına da Ağayân-ı
Bektaşiyân denmiştir. Sonradan bu Horasan erenlerinden olması halini kötüye
kullananlar ve meseleyi saptırılan Bektaşilik mecrasına çevirmek isteyenler
elbette olmuştur. Zaman zaman, aldatılan yeniçeri bölükleri de ortaya çıkmıştır.
Celâlî isyanlarında bu anlayışın büyük etkisi vardır. Hattâ sonradan
yeniçerilerin ahlâken bozulmalarında da bu anlayışın etkisi vardır. Bu olumsuz
etkilerin izlerini, Yeniçeri Kanunnâmesinde görmek mümkündür. İşte bu olumsuz
yansımalarından dolayı, 1826 yılında II. Mahmud, yeniçeri teşkilatı ile beraber,
Bektaşi dergâhlarını da kapatmıştır. Hedef, bu suiistimalleri önlemektir.
Osmanlı yeniçeri teşkilatı, hele hele halkın anladığı olumsuz anlamda, amelsiz
bir Bektaşi grubu asla olmamıştır. Gerçek manada Hacı Bektaş'ın eserleri ve asıl
tuttuğu yol ise, İslâmdan başka bir şey değildir.
Prof. Dr. Ahmed Akgündüz / Bilinmeyen Osmanlı
Bilinmeyen Osmanlı Ana Sayfa
|